Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/3558 E. 2015/6871 K. 13.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3558
KARAR NO : 2015/6871
KARAR TARİHİ : 13.05.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/06/2011
NUMARASI : 2008/57-2011/57

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/06/2011 tarih ve 2008/57-2011/57 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı B.. G.. tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili firmanın 2 ayda bir “W. P.” isimli “k.-p.-ç.-c. m. proje dergisi” çıkardığını, derginin gelirinin tümüyle bu sektörde iş yapan firmalardan aldığı reklamlardan oluştuğunu, bu dergiye adını veren “WIN&art proje” şekil ibareli markanın da sahibi olduğunu, davalı firmada çalışanların öncesinde müvekkili şirkette çalıştıklarını, işe devamsızlık nedeniyle iş akitlerine son verildiğini, bu kişilerin müvekkili şirketten ayrılırken müvekkili şirkete ait dergide yayınlanacak reklam, röportaj, müşteri iletişim bilgileri, belge tasarım ve CD gibi dokümanları aldıklarını ve bu bilgileri kullanarak müvekkili şirketin dergisi ile aynı içerikte ve benzer isimde “W.” adlı dergiyi çıkardığını ileri sürerek, haksız rekabetin önlenmesini, fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davalının işyerinin bir yıldan az olmamak üzere kapatılmasına ve aynı süre ticaretten men edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı yargılamaya katılmamıştır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı nazara alınarak davanın kısmen kabulüne, haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine, davacının ıslahen talep ettiği 67.757,37 TL tazminat isteminin kabulü ile taleple bağlı kalınarak bunun 10.000,00 TL’lik kısmı ile takdiren belirlenen 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilden itibaren işleyek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; davacı tarafça kararın tashihi talep edilmiş, tashih kararının verilmesi üzerine, karar taraflara tebliğ edilmiştir.
Kararı B.. G.. temyiz etmiş; mahkemece süresinde olmayan temyiz talebinin reddine karar verilmiş olup; temyiz talebinin reddine ilişkin karar temyiz edilmiştir.
1) Dava dosyasının incelenmesinde, davalı B.. G..’in mahkemece verilen karara yönelik 7.4.2014 havale tarihli temyiz dilekçesinde, aynı zamanda adli yardım talebinde de bulunduğu ve mahkemece verilen 9.4.2014 tarihli karar ile bu yoldaki talebin kabulü ile anılan davalının gerek temyiz incelemesi ve gerekse de yargılamanın iadesi yolundaki talepleri bakımından HMK’nın 334 vd. maddeleri uyarınca adli yardımdan (müzaharetten) yararlanmasına karar verilmiş olduğu, bu kapsamda temyiz dilekçesinin harç alınmaksızın kayıtlandığı, söz konusu “ara” kararın, davalının gerek asıl karara yönelik 7.4.2014 tarihli temyiz istemini ve gerekse de temyiz isteminin reddine dair 9.4.2014 tarihli ek karara yönelik 21.4.2014 tarihli temyiz istemini kapsadığı anlaşılmıştır.
HMK’nın 336/3. maddesi uyarınca kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır. HMK’nın geçici maddeleri uyarınca, temyiz incelemesi bakımından uygulanmaya devam olunan 1086 sayılı HUMK’nın üçüncü babının başlığı kanun yollarına ilişkin olup temyiz taleplerinin de bu kapsamda olduğu anılan Kanun’un 427 vd. maddelerinde belirtil-mektedir. Şu durumda, davalı B.. G..’in temyiz inceleme başvurusu ile birlikte talep ettiği adli yardım ile ilgili olarak görevli ve yetkili inceleme merciinin Yargıtay olduğu kuşkusuz olup yerel mah-kemece bu husus nazara alınmaksızın verilen 9.4.2014 tarih ve 2008/57 – 2011/57 sayılı “ara karar”ın kanun yolu başvurusu istemi ile sınırlı olarak re’sen bozularak kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
(2) Bu durumda davalı B.. G..’in kanun yolu başvuruları bakımından adli yardım isteminin Dairemizce incelenmesi gerekmektedir. Davalı B.. G..’in gerek 7.4.2014 havale tarihli temyiz dilekçesine ve gerekse de 21.4.2014 havale tarihli ek kararın temyizine yönelik dilekçesine ekli muhtarlık ilmuhaberi, ücret bordrosu ve SGK hizmet cetveli nazara alındığında istemin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı kanısına varılmış, HMK’nın 334 vd. maddeleri uyarınca anılan davalının temyiz harç ve giderleri bakımından adli yardımdan yararlandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
(3) Davalı B.. G..’in kanun yolu başvurusu bakımından adli yardımdan yararlanmasına karar verilmekle, öncelikle, yerel mahkemece anılan davalının temyiz isteminin reddine yönelik kararına ilişkin 21.4.2014 havale tarihli temyiz isteminin incelenmesi gerekir. Davalı B.. G..’in yerel mahkemece gerçekleştirilen yargılamanın yenilenmesine yönelik isteminin kabulüne ilişkin 13.5.2014 tarih ve 2014/12-119 sayılı kararının kesinleştiğine ilişkin bir veriye rastlanılmadığından, anılan davalının gerek asıl karara ve gerekse de temyiz isteminin süreden reddine ilişkin ek karara yönelik temyiz isteminde bulunmakta hukuksal yararının bulunduğu açıktır. Öte yandan, yerel mahkemenin istemin reddi gerekçesi nazara alındığında, 8.6.2011 tarihli asıl kararın temyiz isteminde bulunan davalı B.. G..’e tebliğ edilip edilmediği, edilmiş ise yapılan tebliğin yasaya uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.
Bu çerçevede yapılan incelemede, mahkemece verilen gerekçeli kararın davalı B.. G..’e tebliğine ilişkin bir evrakın dosyada bulunmadığı, sadece gerekçeli karar başlığının düzeltilmesine ilişkin 15.12.2011 tarihli “tashih kararı”nın, “U.. O.. olarak faaliyet gösteren B.. G..” adına tertiplenerek varlığı ileri sürülen adi ortaklık adresi belirtilmek suretiyle Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğe çıkarıldığı ve bu madde hükümlerine göre 10.01.2012 tarihinde tebliğ işleminin gerçekleştirildiği gözlenmiştir. Şu durumda, mezkur tashih kararının tebliğ biçiminin usulsüzlüğü bir yana bırakıldığında, gerekçeli kararın kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle davalı B.. G..’in 07.4.2014 havale (kayıt) tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü gerekir. O halde, yerel mahkemece anılan davalının temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, anılan davalının mezkur karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile mahkemenin 09.04.2014 tarihli temyiz talebinin reddine dair ek kararının bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
(4) Davalı B.. G..’in yerel mahkemenin asıl kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; haksız rekabetin tespiti, men’i ve tazminat istemine ilişkin olarak ikame olunan işbu davada pasif husumet, adi ortaklık olarak faaliyet gösterdiği ileri sürülen U.. O.. adlı firmanın ortakları olarak gösterilen B.. G.. ve G.. S..’a yöneltilmiş ise de dava dilekçesi ile sonradan ibraz olunan ıslah dilekçesi dava dilekçesinde belirtilen ortaklık adresine ve firma ismi belirtilmek suretiyle tebliğe çıkarılmış, tebliğ evrakının firma sekreterine tebliği sağlanarak taraf teşkili gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Bu durumda, davada husumet yöneltilen B.. G..’e usul dairesinde yapılmış bir tebligatın varlığından söz edilemeyeceği gibi anılan davalının bu biçimde gerçekleştirilen usulsüz tebliğ işlemine, 31.3.2014 tarihinde düzenlendiği anlaşılan temyiz dilekçesine değin, ıttıla ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir veri bulunmamaktadır. Şu halde, mümeyyiz davalı bakımından HMK’nın 122. ve 27. maddelerine aykırı olarak taraf teşkili sağlanmadan esasa girilerek karar verilmesi doğru olmamış, davalı B.. G..’in bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulüyle, yerel mahkemece verilen hükmün anılan davalı yararına bozulması gerekmiştir.
(3) Bozma sebep ve şekline göre davalı B.. G..’in sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin 09.04.2014 tarih ve 2008/57 Esas, 2011/57 sayılı olup davalı B.. G..’in kanun yolu başvurusu bakımından adli yardım isteminin kabulüne dair ara kararının re’sen BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı B.. G..’in temyiz aşamasına ilişkin ADLİ YARDIM TALEBİNİN KABULÜNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, yerel mahkemenin davalı B.. G..’in asıl karara yönelik temyiz isteminin süre yönünden reddine ilişkin 9.4.2014 tarihli ek kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı B.. G..’in yerel mahkemenin asıl kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile anılan kararın davalı B.. G.. yararına BOZULMASINA, (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı B.. G..’in sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, 13/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.