YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/23071
KARAR NO : 2015/31544
KARAR TARİHİ : 03.12.2015
Tebliğname No : 11 – 2010/309948
MAHKEMESİ : İstanbul(Kapatılan) 16. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 18/03/2010
NUMARASI : 2008/738 (E) ve 2010/184 (K)
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
1-Resmi evrakta sahtecilik suçlarının konusunu oluşturan belgenin, taşınabilen bir şey üzerine yazılıp da hukuki hüküm ifade eden, bir olayı kanıtlamaya yarayan, üzerinde yazıların bulunduğu nesne olduğu, 5237 sayılı TCK’nun 204. maddesinin gerekçesinde
de belirtildiği üzere, belgenin varlığının kabulü için yazılı kağıdın bulunmasının zorunlu olmadığı, bir metal levha üzerine yazı yazılması halinde de diğer unsurların varlığı durumunda, belgeden söz edilebileceği, bu bakımdan araç plakalarının da resmi belge olarak kabulü gerekeceğinin vurgulanması karşısında, sahte plaka oluşturulması ve bu plakanın bilerek kullanılması fiillerinin 5237 sayılı TCK’nun 204/1. maddesine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgı sonucu mühürde sahtecilik suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2-Sahtecilik suçu ile ilgili olarak 04.06.2008 günlü ekspertiz raporunda, madeni oto plakası üzerinde trafiğe ait soğuk mühür izinin bulunmadığının belirtilmesi; mahkemece suça konu plaka üzerinde bulunması gerekli zorunlu unsurlarının bulunup bulunmadığı
ve aldatma kabiliyetini haiz olup olmadığı yönünde plaka üzerinde herhangi bir incelemede bulunulmaması, iğfal kabiliyeti konusunda yorum yapılmayıp ekspertiz raporunda sahte olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle hüküm kurulduğunun anlaşılması karşısında; belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu göz önüne alınarak, suça konu … ibareli oto plakasının duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan sonra aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken, 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinde sayılan nesnel (objektif) ve öznel koşulların değerlendirilip buna ilişkin gerekçelerin gösterilmesi gerektiği, sanığın sabıkasız
olduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan 5271 sayılı CMK’nun 231/6-a maddesinde gösterilen “kasıtlı suçtan mahkum olmama” nesnel (objektif) koşuluna aykırılık olmadığı, aynı Yasanın 231/6-c maddesinde gösterilen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin nesnel (objektif) koşullardan bir diğeri olan suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesinde esas alınacak zararın, kanaat verici basit bir araştırmayla belirlenecek maddi zarar olduğu, manevi zararın bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, somut olayda sanığa yüklenen suçtan dolayı herhangi bir somut zarar doğmadığı gözetilerek, sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen, “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” öznel (sübjektif) koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, suçunu ikrar edip, dosya safahatında herhangi bir olumsuzluğu tespit edilemeyen, fiilden sonraki ve yargılama aşamasındaki davranışları nedeniyle hakkında takdiri indirim yapılan ve cezası ertelelenen sanık hakkında “…şartları oluşmadığından ” biçimindeki yasal, yeterli olmayan, gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
4- Adli emanetin 2008/2290 sırasına kayıtlı suça konu plakalar hakkında bir karar verilmemesi,
5- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza
miktarı itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 03.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.