YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/839
KARAR NO : 2015/20335
KARAR TARİHİ : 15.12.2015
Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ALAPLI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/10/2014
NUMARASI : 2014/348-2014/476
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde, murisin vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte temyiz kudretinden yoksun olduğunu, 25-30 yıl kadar önce Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde yattığını, köyde sürekli huzursuzluk çıkarttığını, tüm köy halkının akli melekelerinin yerinde olmadığına şahit olduğunu, murisin köyde ” benim deli raporum var, on kişiye kadar öldürürüm, ceza almam” şeklinde sözler söylediğini, noterde yapılan işlemler sırasında uzman bir tabipten değil de sağlık ocağından rapor alındığını beyan ederek vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde, vasiyetnamenin usulüne uygun olduğunu, vasiyetname düzenlenirken doktor raporu alındığını, bu nedenle de murisin fiil ehliyetine haiz bulunduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, vasiyetnameye ekli 05/01/2007 tarihli doktor raporunda murisin aklı dengesinin yerinde olduğunun tespit edildiği, resmi belgenin aksinin ancak bir başka resmi belge ile ispat edilebileceğinden davacı tarafın bu yöne ilişkin tanık dinletme talebinin reddine karar verildiği, vasiyetnamenin de şekil şartlarına havi olduğu bu nedenle de geçerli bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, verilen bu hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, ehliyetsizlik iddiasına davayı olarak vasiyetnamenin iptali talebine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının dilekçesinde murisin akıl hastanesinde bir süre tedavi gördüğünü, ilaç kullandığını ileri sürmüş, buna ilişkin olarak da delil listesinde ” hastaneden istenilecek bilgi” ye dayanmış, ayrıca gene delil listesinde bildirdiği tanıklarının da , murisin akıl hastanesinde yattığına ilişkin beyanda bulunacaklarını bildirmiştir.
Bilindiği üzere, Türk yargı sisteminde hâkim kendiliğinden bir davayı inceleyip, uyuşmazlığı çözemez. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak da, hâkim tarafların istekleri (taraflarca hazırlama ilkesi) ile bağlı tutulmuştur(HUMK m.72, 75, HMK. m. 24,25).
Taraflarca hazırlama ilkesinin uygulandığı davalarda deliller kural olarak taraflarca gösterilir; hâkim delillere kendiliğinden başvuramaz. Ancak, hâkim bilirkişi deliline kendiliğinden (resen) başvurabilir(HUMK. m.275, HMK. m. 266).
Bundan başka hâkim, davanın her safhasında, iki tarafın iddiaları sınırları dâhilinde olmak üzere, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında tarafları dinleyebilir ve gerekli delillerin gösterilmesini ve verilmesini emredebilir(HUMK. m. 75/3, HMK. m 31 – Prof. Dr. Baki Kuru; Hukuk Muhakemeleri Usulü, Baskı: İstanbul 2001, Cilt:2 Sf: 1922).
Somut olayda, davacı taraf, murisin vasiyetnamenin düzenlendiği tarihde , fiil ehliyetine haiz bulunmadığını belirterek, vasiyetnamenin ehliyetsizliğe dayalı olarak iptalini talep etmektedir.
Fiil ehliyeti yokluğu; yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hâkimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir.
Hele fiil ehliyetinin nisbi bir kavram olması, kişiye, eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kuruluşu olan Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını da zorunlu kılmaktadır. Esasen TMK. nun 409/2. maddesinde de, akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Şu durumda, ehliyetsiz olduğu ileri sürülen mirasbırakanın vasiyetname tarihine yakın günlerde ve sonrasında tedavi görüp görmediği hususunda tarafların bilgisine başvurularak varsa doktor raporları, hasta müşahede kâğıtları ve film grafilerinin eksiksiz getirtilmesi, sonrasında işlem tarihinde mirasbırakanın fiil ehliyetinin olup olmadığının tesbiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerekmektedir.
O halde mahkemece, davacı tarafın tüm delilleri toplanarak, tanıkları dinlenilerek, varsa murise ilişkin tüm hastane kayıtları, rapor,film vs celbedilerek, ehliyetsizlik iddiası yönünden, işlem tarihinde mirasbırakanın fiil ehliyetinin olup olmadığının tesbiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemkiş, bozmayı gerektirmiştir.