Danıştay Kararı 2. Daire 2021/16325 E. 2021/2140 K. 15.06.2021 T.

Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/16325 E.  ,  2021/2140 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/16325
Karar No : 2021/2140

YETKİLİ YARGI YERİNİN BELİRLENMESİ KARARI

… Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğünde veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görev yapan davacı … vekili Av. … tarafından; davalı idarece 2012-2019 yılları arasında müvekkili hakkında tesis edilen hukuka aykırı atamalar nedeniyle, müvekkilinin sağlık sorunlarıyla ilgili tedavilerinin zamanında yapılamadığı, %80 engelli durumuna geldiği, mal varlığının tamamını kaybettiği, kredi kullanmak zorunda kaldığı ileri sürülerek uğradığı zararların telafisi amacıyla fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 10.000-TL maddi, 400.000-TL manevi olmak üzere toplam 410.000-TL tazminatın ödenmesine hükmedilmesi istemiyle Ticaret Bakanlığına karşı açılan davada; Edirne İdare Mahkemesinin 15/01/2021 günlü, E:2021/1739, K:2021/26 sayılı kararıyla, uyuşmazlıkta, tazminat talebinin dayanağını Ticaret Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 2012 yılından bu yana yaptığı atama işlemlerinin oluşturduğu, iddia edilen zararın, doğrudan bir uyuşmazlığın sonucu olmadığı, Ticaret Bakanlığı tarafından farklı zamanlarda tesis edilen birden fazla işleme dayandırıldığı; bu durumda, uyuşmazlığa konu tazmini istenen zarar bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmadığından, 2577 sayılı Kanun’un 36/1-b maddesine istinaden yetki tayini yoluna gidilmesine olanak bulunmadığı, her ne kadar davacının ikametgahının İstanbul ilinde olduğu görülmekte ise de tazmini istenilen zararın davacının atanmasına ilişkin 2012 yılından bu yana süregelen Ticaret Bakanlığı işlemlerinden kaynaklandığı ve söz konusu işlemlerin bir kısmının iptali istemiyle açılan davaların da ayrı bölge idare mahkemelerinin yargı çevresinde bulunan idare mahkemelerince karara bağlandığı, bu bağlamda tazmin isteminin sadece Edirne İdare Mahkemesinin E.2019/1172 K.2020/349 sayılı kararına konu 2019 yılındaki atamaya ilişkin olmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın görüm ve çözümünde, zararı doğuran uyuşmazlığın Ticaret Bakanlığının farklı tarihlerdeki atama işlemleri olduğu dikkate alındığında 2577 sayılı Kanun’un 36/1-a maddesindeki “Zararı doğuran uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili yer” hükmü uyarınca, Ankara İdare Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava dosyasının Ankara İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Ankara 17. İdare Mahkemesinin 18/02/2021 günlü, E:2021/238, K:2021/223 sayılı kararıyla, davacının atama işlemlerine karşı açtığı davaların ayrı bölge idare mahkemelerinin yargı çevresinde bulunan idare mahkemelerince karara bağlandığı, dolayısıyla ayrı atama işlemleri olduğu değerlendirildiğinde; 2577 sayılı Kanun’un 36. maddesinin (a) ve (b) bentlerinin uygulanmasına olanak bulunmayan uyuşmazlığın çözümünde; 2577 sayılı Kanun’un 36. maddesinin (c) bendi uyarınca davacının ikamet ettiği İstanbul ilindeki idare mahkemesi olan İstanbul İdare Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava dosyasının İstanbul İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 23/03/2021 günlü, E:2021/412, K:2021/377 sayılı kararıyla, uyuşmazlıkta, davalı idareye hizmet kusuru atfedilen idari işlemlerin uyuşmazlığın çözümünde birbirinden bağımsız olarak ele alınmasının hukuken mümkün olmadığı, en nihayet doğduğu öne sürülen zararın son halini aldığı aşamaya dair; bir başka deyişle kusurlu olunduğu ileri sürülen tesis edilen en son atama işlemine dair hukuki denetimin Edirne İdare Mahkemesince yapıldığı, davacı tarafından son atama işlemine karşı açılan davayı karara bağlayan yargı merciinin Edirne İdare Mahkemesi olduğundan hareketle, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde 2577 sayılı Kanun’un 36/a bendi uyarınca zararı doğuran uyuşmazlığı çözmeye yetkili olan yer mahkemelerinden davacının dava açma iradesini gösterdiği Edirne İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna, dava dosyasının Edirne İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Edirne İdare Mahkemesince, uyuşmazlıkta, tazminat talebinin dayanağını Ticaret Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 2012 yılından bu yana yaptığı atama işlemlerinin oluşturduğu, iddia edilen zararın, doğrudan bir uyuşmazlığın sonucu olmadığı, Ticaret Bakanlığı tarafından farklı zamanlarda tesis edilen birden fazla işleme dayandırıldığı; bu durumda, uyuşmazlığa konu tazmini istenen zarar bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmadığından, 2577 sayılı Kanun’un 36/1-b maddesine istinaden yetki tayini yoluna gidilmesine olanak bulunmadığı, her ne kadar davacının ikametgahının İstanbul ilinde olduğu görülmekte ise de tazmini istenilen zararın davacının atanmasına ilişkin 2012 yılından bu yana süregelen Ticaret Bakanlığı işlemlerinden kaynaklandığı ve söz konusu işlemlerin bir kısmının iptali istemiyle açılan davaların da ayrı bölge idare mahkemelerinin yargı çevresinde bulunan idare mahkemelerince karara bağlandığı, bu bağlamda tazmin isteminin sadece Edirne İdare Mahkemesinin E.2019/1172, K.2020/349 sayılı kararına konu 2019 yılındaki atamaya ilişkin olmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın görüm ve çözümünde, zararı doğuran uyuşmazlığın Ticaret Bakanlığının farklı tarihlerdeki atama işlemleri olduğu dikkate alındığında 2577 sayılı Kanun’un 36/1-a maddesindeki “Zararı doğuran uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili yer” hükmü uyarınca, Ankara İdare Mahkemelerinin yetkili olduğu yolunda verilen 16/04/2021 günlü, E:2021/589, K:2021/716 sayılı karar üzerine ortaya çıkan yetki uyuşmazlığına ilişkin dosya, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 43. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca incelenerek gereği düşünüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Tam yargı davalarında yetki” başlıklı 36. maddesinde, “İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme, sırasıyla: a) Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili,
b) Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer,
c) Diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer.
İdari mahkemesidir.” hükmü yer almaktadır.
Dava dilekçesinin incelenmesinden; davacı tarafından, 12/10/1987 tarihinde … Gümrük Muhafaza Müdürlüğünde göreve başladığı, 2000 yılında rotasyona tabi tutularak 4 yıl görev yapmak üzere … Gümrük Başmüdürlüğüne atandığı, diyabet rahatsızlığına bağlı olarak 21/09/2000 tarihinde kalp krizi geçirdiği, tedavisinin 2001 yılının sonlarına kadar sürdüğü, tedavisinin İstanbul Koşuyolu Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesinde sürdürülmesinin sağlığı açısından uygun olduğu önerildiğinden İstanbul iline atamasının yapılmasını talep ettiği; ancak Ankara iline atandığı, itiraz üzerine 2002 yılında İstanbul Gümrük Başmüdürlüğüne atandığı, 10 yıl İstanbul’da görev yaptığı, rahatsızlığının artması üzerine İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde tedavi altına alındığı, diyabete bağlı olarak gözlerinde kanama ve böbreklerinde protein kaçağı olduğunun tespit edilmesi üzerine kardiyoloji, göz, nöroloji, cildiye, plastik cerrahi gibi farklı polikliniklerde tedavi altına alınmasına rağmen 2012 yılında GAP Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne atandığı, söz konusu işlemin iptali istemiyle açtığı dava Gaziantep 1. İdare Mahkemesinin E:2013/504 sayılı dosyasında derdest iken davalı idareyle görüşmeleri neticesinde 05/01/2014 tarihinde İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne atandığından davadan feragat ettiği, hakkında düzenlenen sağlık raporlarında tedavi ve takibinin İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde yapılmasının zorunlu olduğu belirtilmesine rağmen 2015 yılında Edirne Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne atandığı, anılan işleme karşı yaptığı itirazların davalı idarece reddedildiği, Edirne İdare Mahkemesinin E:2015/1356, K:2016/35 sayılı kararı ile atama işleminin iptaline karar verildiği, anılan iptal kararı hiçe sayılarak, Cerrahpaşa Tıp Fakültesinin 26/01/2016 tarihli raporunda, “Hastanemizde süresiz ve yakın takibi gerekmektedir” ibaresi yer aldığı halde 30/06/2016 tarihinde Ankara Orta Anadolu Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne atandığı, bu işleme karşı yaptığı itirazın reddi üzerine İstanbul 2. İdare Mahkemesinde dava açtığı, bu süreçte hastalığının ilerlediği, tedavisi için İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne görevlendirme talebinin reddedildiği, rahatsızlığının artması üzerine bölge müdür yardımcısının talimatı ile 25/12/2016 tarihinde İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesine yatışının yapıldığı, 21/03/2017 tarihinde taburcu edildiği, atama işlemine karşı açtığı davada İstanbul 2. İdare Mahkemesince verilen kararın İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin E:2018/166, K:2018/381 sayılı kararı ile kaldırılarak lehine hüküm tesis edildiği, İstanbul Halkalı Gar Gümrük Müdürlüğüne veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görev yapmakta iken, 2019 yılında Trakya Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne atandığı, Edirne İdare Mahkemesinin E:2019/1172, K:2020/349 sayılı kararı ile atamanın iptal edildiği; söz konusu atamalar neticesinde sağlık sorunlarıyla ilgili tedavilerinin gereği gibi yapılamadığı ve hastalığının ilerlediği, fiziksel ve ruhsal olarak telafisi mümkün olmayan zararlara uğradığı, %80 engelli hale geldiği, mal varlığı kaybına uğradığı, iş gücü kaybının oluştuğu ileri sürülerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000-TL maddi 400,000-TL manevi olmak üzere toplam 410.000-TL tazminatın davalı idarece tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırmada; davacının,
– İstanbul Gümrük Başmüdürlüğü Atatürk Havalimanı Kargo Gümrük Müdürlüğünde gümrük memur olarak görev yapmakta iken, GAP Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne atanmasına ilişkin 12/09/2012 günlü, 9101 sayılı işlemin iptali istemiyle açtığı davada, Gaziantep 1. İdare Mahkemesinin 06/03/2014 günlü, E:2013/504, K:2014/141 sayılı kararıyla davadan feragat nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği, anılan kararın taraflarca temyiz edilmemesi üzerine kesinleştiği;
– İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünde memur olarak görev yapmakta iken, Trakya Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne atanmasına ilişkin 01/07/2015 tarihinde elektronik ortamda ilan edilen işleme karşı yaptığı itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada, Edirne İdare Mahkemesinin 26/01/2016 günlü, E:2015/1356, K:2016/35 sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline hükmedildiği, anılan kararın Dairemizin 06/06/2018 günlü, E:2016/7912, K:2018/3839 sayılı kararıyla onandığı ve karar düzeltme isteminin de Dairemizin 23/10/2018 günlü, E:2018/3205, K:2018/5826 sayılı kararıyla reddedildiği;
– … Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Ambarlı Gümrük Müdürlüğünde gümrük memur olarak görev yapmakta iken … Orta Anadolu Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne atanmasına ilişkin 30/06/2016 tarihinde elektronik ortamda ilan edilen işleme karşı yaptığı itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 22/11/2017 günlü, E:2017/902, K:2017/2282 sayılı kararıyla davanın reddine hükmedildiği; anılan karar karşı yaptığı istinaf başvurusu sonucunda, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 10/05/2018 günlü, E:2018/166, K:2018/381 sayılı kararıyla istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 22/11/2017 günlü, E:2017/902, K:2017/2282 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline kesin olarak karar verildiği;
– … Halkalı Gar Gümrük Müdürlüğünde veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görev yapmakta iken … Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne atanmasına ilişkin işleme karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin 07/08/2019 tarihinde elektronik ortamda ilan edilen işlemin iptali istemiyle açtığı davada, Edirne İdare Mahkemesinin 03/03/2020 günlü, E:2019/1172, K:2020/349 sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline hükmedildiği, anılan karara karşı davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 07/10/2020 günlü, E:2020/551, K:2020/1249 sayılı kararıyla kesin olarak reddedildiği görülmektedir.
Davacı tarafından, hakkında farklı tarihlerde tesis edilen ve yukarıda özetlenen atama işlemleri nedeniyle uğradığı zararların tazmini için 10.000-TL maddi 400,000-TL manevi olmak üzere toplam 410.000-TL tazminatın davalı idareden tahsiline karar verilmesi istemiyle açılan davada; iddia olunan zararı doğuran işlemin tek bir atama işlemi olmadığı, farklı tarihlerde tesis edilen birden fazla atama işlemi sonucunda ortaya çıktığının ileri sürüldüğü ve söz konusu atama işlemlerine karşı açılan davaların farklı İdare Mahkemelerince karara bağlandığı görüldüğünden, olayda, 2577 sayılı Kanun’un 36. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili mahkemenin tayini imkanı bulunmamaktadır. Diğer taraftan, iddia olunan zararın bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmadığı, bu sebeple, 2577 sayılı Kanun’un 36. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili mahkemenin belirlenemeyeceği açık olduğundan, aynı fıkranın (c) bendi uyarınca uyuşmazlığı çözmeye, davacının ikametgahının bulunduğu yer idare mahkemesi olan İstanbul İdare Mahkemesi yetkili bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava dosyasının, davanın görüm ve çözümünde yetkili olduğu belirlenen İstanbul 2. İdare Mahkemesine gönderilmesine, kararın Edirne ve Ankara 17. İdare Mahkemeleri ile taraflara bildirilmesine, 15/06/2021 tarihinde gerekçede oyçokluğuyla esasta oybirliğiyle karar verildi.

(X) KARŞI OY :

2577 sayılı Kanun’un idari davalarda yetkili mahkemeleri belirlediği ilgili maddeleri incelendiğinde, kamu görevlileri ile ilgili davalar için özel yetki düzenlemelerine yer verilerek, atama, görevlendirme, rotasyon gibi nedenlerle sürekli olarak aynı yerde görev yapma imkanı bulunmayan kamu görevlileri hakkında, kamu görevinden kaynaklanan işlemler ile bu işlemlere dayalı tazminat davalarını, ilgililerin davanın açıldığı tarihte görev yaptığı yerde açabilme imkanının verildiği ve mahkemeye erişim hakkının kolaylaştırılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
… Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğünde veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görev yapan davacının, davalı idarece 2012-2019 yılları arasında hakkında tesis edilen hukuka aykırı atamalar nedeniyle sağlık sorunlarıyla ilgili tedavilerinin zamanında yapılamadığı, %80 engelli durumuna geldiği, mal varlığının tamamını kaybettiği, kredi kullanmak zorunda kaldığı ileri sürerek uğradığı zararların telafisi amacıyla fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 10.000-TL maddi, 400.000-TL manevi olmak üzere toplam 410.000-TL tazminatın tarafına ödenmesine hükmedilmesi istemiyle açtığı davada; 2577 sayılı Kanun’un kamu görevlileri ile ilgili iptal ve tam yargı davalarında yetkili mahkemeleri belirlediği düzenlemeleri doğrultusunda davacının görev yaptığı yer idare mahkemesi olan İstanbul İdare Mahkemesinin yetkili olduğu sonucuna ulaşılmış olup, dava konusu uyuşmazlığın çözümünde, tazminat davalarındaki yetkili Mahkemenin belirlendiği 2577 sayılı Kanun’un 36/c maddesindeki “…davacının ikametgahı” hükmü uyarınca İstanbul İdare Mahkemesinin yetkili olduğu yolunda verilen Dairemiz kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.