YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13513
KARAR NO : 2015/11540
KARAR TARİHİ : 15.10.2015
MAHKEMESİ : Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/02/2014
NUMARASI : 2013/145-2014/76
Davacı A.. B.. vekili Avukat Muammer tarafından, davalılar Ajans B. Organizasyon Gazetecilik Reklamcılık Matbaacılık A.Ş. ve diğeri aleyhine 16/07/2013 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/02/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 15/10/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı parti 08/07/2013 tarihli Y.Gazetesi’nde yayınlanan “A.’den .” yazısı altında yer alan davacı partinin de logosu olan tişört giymiş eli satırlı adam karikatürünün kişilik haklarına saldırı oluşturduğu belirtilerek manevi tazminat talep etmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Basın özgürlüğü, Anayasa’nın 28. maddesinde ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alınmış olup, bu güvencenin nedeni; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini sağlamaktır. Kişinin yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması hususunda basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma sorumluluğu vardır. Bu nedenle basının yayın yaparken, yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı eylemlerden farklılık taşır. Bu nedenle yapılan yayının hukuka aykırı olup olmadığı açıklanan farklılıklar gözetilerek belirlenmelidir.
Yazılı ve görsel basının bu işlevi yerine getirirken kamu yararı, toplumsal ilgi, konunun güncelliği ve özle biçim arasındaki denge korunmalıdır. Yukarıdan beri yaptığım açıklamalar ışığında dava konusu yayın ve karikatür incelendiğinde; dava konusu karikatürde Gezi Parkı olayları olarak bilinen ve kamuoyunun yoğun dikkat ve katılımının bulunduğu olaylar sırasında gezi eylemcilerine karşı iktidar partisi olan davacı partinin, güvenlik güçleri tarafından orantısız güç kullanılarak eylemleri engelleme yolundaki uygulamalarına tepkisiz kalınması ve bununla beraber güvenlik güçlerinin uygulamaları örnek alınarak destekler şekilde sivil vatandaşlar tarafından da eylemcilere şiddet kullanması eleştirilmiştir. Mizahi şekilde yapılan ve karikatür ile ifade edilen eleştirinin kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kararının onanmasına karar veren Dairemizin sayın çoğunluğunun görüşüne katılamıyorum. 15/10/2015
KARŞI OY YAZISI
Dava yayın yoluyla kişilik haklarına yapılan saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
İfade özgürlüğü sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan ya da ilgilenmeye değmez görülen “haber” veya “fikirler” için değil, aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler ve fikirler için de uygulanmalıdır. Bunlar çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olup, bunlar olmaksızın “demokratik toplum” olmaz kuralıdır. Bu özgürlükler sayesinde, halka siyasetçilerin düşünce ve davranışlarını tanıma ve onlar hakkında fikir sahibi olma imkanı verilir. O halde bir siyasetçiye yönelik eleştirilerin kabul edilebilir sınırları, özel bir şahsa yönelik eleştiri sınırına göre daha geniştir. Siyasal partiler ve siyasetçiler diğer şahıslardan farklı olarak, daha geniş bir hoşgörü göstermek zorundadır. AİHS’nin l0. maddesine göre devletin ifade özgürlüğünü korumak ve ihlali önlemek için gerekli önlemi almak yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu koruma, siyasetçilerin yönetme sorumluluğu nedeniyle eleştirilmelerini de içine alır. Ancak bu gibi durumlarda söz konusu korumanın gerekleri, siyasi meseleleri açık biçimde tartışmanın yararıyla bağlantılı olarak tartılmalıdır. İktidarda olan bir siyasal partinin kendi iktidarı döneminde ülkede meydana gelen olaylar nedeniyle eleştiriye katlanması çoğulculuğun ve hoşgörünün gereğidir. Somut olayda davalıların güncel olayı eleştirmek için karikatür çizme ve yayınlama eylemi düşünce ve kanaat açıklamasını öngören ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, hakaret boyutuna ulaşmadığı, karikatürün hoşgörü gerektiren bir mizah aracı olduğu dikkate alındığında, dava konusu karikatürün davacı Siyasal Partinin kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olmadığı bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 15/10/2015