Danıştay Kararı 4. Daire 2016/8194 E. 2021/3153 K. 14.06.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2016/8194 E.  ,  2021/3153 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/8194
Karar No : 2021/3153

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) :…Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü
İSTEMİN KONUSU : …Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, Tasfiye Halinde …Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ortağı sıfatıyla düzenlenen …tarih ve …sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacının ortağı olduğu şirket adına tarh edilen vergilere karşı açılan davada, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiği, tarh edilen vergilerin tasdikine ilişkin kararın temyizen incelenmesi aşamasında henüz herhangi bir karar verilmediği, öte yandan asıl borçlu şirket hakkında amme alacağının tahsiline yönelik olarak yapılan çalışmalardan da sonuç alınamadığı, şirketin mal varlığı olmamasına rağmen yüksek tutarda borcu bulunduğu, bu haliyle asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen amme alacağının şirket ortağı olan davacıdan hissesi oranında istenilmesine ilişkin olarak düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, adına düzenlenen ödeme emrinin hukuka aykırı olduğu, temyiz isteminin kabulü ve Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Davacının temyiz dilekçesinde, kararın, dava konusu ödeme emrinin 2008 yılına ait muhtelif vergi borçlarına ilişkin kısmına dair ileri sürdüğü iddialar, kararın bu kısımlarının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir.
Davacının kararın, dava konusu ödeme emrinin 2007 yılına ait muhtelif vergi borçlarına ilişkin kısmına dair temyiz istemine gelince;
6183 sayılı Kanun’un 35. maddesinde; limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı hükümlerine yer verilmiştir.
Anılan Kanun hükmü uyarınca; şirket borçlarından dolayı şirket ortağının takip edilebilmesi için, şirket nezdinde usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir kamu alacağının mevcut olması ve söz konusu alacağın kısmen veya tamamen şirketin malvarlığından tahsilinin mümkün olmaması gereklidir.
Dosyanın incelenmesinden, davalı idarece savunma dilekçesinde, dava konusu ödeme emri içeriği 2007 yılına ait vergi borçlarının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenip düzenlenmediği hususunda bir açıklama yapılmadığı gibi, söz konusu borçların tahsili için asıl borçlu şirketin takibi amacıyla ödeme emri düzenlendiğine ve tebliğ edildiğine dair herhangi bir belgenin de dava dosyasına sunulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, şirket borçlarından dolayı ortakların takip edilebilmesi için amme alacağının öncelikle asıl borçlu şirketten aranması gerekmekte olup, söz konusu borçların tahsili amacıyla asıl borçlu şirketin takip edildiği davalı idarece ispatlanamadığından, dava konusu ödeme emrinin bu borçlara ilişkin kısmında hukuka uyarlık, temyize konu kararın buna ilişkin kısmında ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. Temyize konu …Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, ödeme emrinin 2008 yılına ait muhtelif vergi borçlarına ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının, ödeme emrinin 2007 yılına ait muhtelif vergi borçlarına ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
5. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, …TL maktu karar harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
6. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
7. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 14/06/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları hüküm altına alınmıştır.
Ortakların şirket borcundan dolayı takip edilebilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak asıl borçlu şirket hakkında kesinleşmiş bir vergi borcunun bulunması ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun tüzel kişiliğin varlığından tamamen veya kısmen alınamadığının açıkça ortaya konulması gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda ise ödeme emri içeriği 2008 yılına ilişkin borçlar bakımından asıl borçlu şirket adına düzenlenen …tarih ve …sayılı ödeme emrinin şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ancak davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen 2015/1 sayılı ödeme emrinin 30/03/2015 tarihinde düzenlenmesine rağmen asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmalarına ilişkin bilgi ve belgelerin 29/05/2015 tarihli olduğu dikkate alındığında, amme alacağının asıl borçlu şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceği ortaya konulmadan şirket ortağı olan davacıdan tahsili yoluna gidildiği ve bu nedenle düzenlenen ödeme emrinin buna ilişkin kısmında da hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, Mahkeme Kararının, dava konusu ödeme emrinin 2008 yılına ait muhtelif vergi borçlarına ilişkin hüküm fıkrasının yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararının buna ilişkin kısmına katılmıyorum.