Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2015/1226 E. 2015/40380 K. 07.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1226
KARAR NO : 2015/40380
KARAR TARİHİ : 07.05.2015

Hırsızlık suçundan yapılan duruşma sonunda;…Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 30.10.2006 gün ve 2003/230 Esas ve 2006/808 sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verilen sanık … hakkında kanun yararına bozma istemi üzerine, Dairemizin 12/06/2008 gün, 2007/11399 esas ve 2008/13278 karar sayılı ilamına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/04/2015 tarih ve 2015/19180 sayılı yazıları ile itiraz edilmiş olmakla, dosya Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü;

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

5271 sayılı CMK’nın 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede;

1-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İtirazının kabulüne,

2-) Dairemizin 12/06/2008 gün, 2007/11399 esas ve 2008/13278 karar sayılı ilamının kaldırılmasına karar verilerek yapılan incelemede;

Zorunlu müdafiliğe ilişkin CMK’nın 150. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 18.3.2008 tarih 2008/9-7-56, 21.12.2010 tarih 2010/11-251-267 ve 20/03/2012 gün 2011/6-235-2012/110 Esas ve Karar sayılı kararlarında “Kendisine zorunlu savunman atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu savunmana yapılan tefhim veya tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı; bu durumda zorunlu savunman, sanığın lehine bazı işlemler yapmış, örneğin temyiz dilekçesi vermiş olsa dahi, hükmün sanığa da tebliğ edilmesi ve onun tarafından temyiz dilekçesi verilmesi hâlinde, isteminin kabul edilmesi gerektiğinin,” belirtilmesi karşısında;

… Asliye Ceza Mahkemesi’nin 30/10/2006 tarihli hükmünün, anılan mahkemenin istemi üzerine atanan sanık … savunmanı Avukat ….’a tefhim edilmesine karşın anılan savunman tarafından temyiz edilmediği, ancak atanan savunmandan haberdar olmayan sanığın 17/10/2008 havale tarihli dilekçesi ile “karardan ve kendisine atanan avukattan haberdar olmadığını, cezaevinde bulunduğunu ve temyiz hakkının verilmesini istediğini” beyan ettiği, bu durumda kararın usulüne uygun olarak kesinleştiğinden bahsedilemeyeceği anlaşıldığından,
Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
Sanığın 17/10/2008 tarihli eski hale getirme talebi ve temyiz başvurusu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b ve 31/3. maddelerine uyan hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre aynı Yasanın 66/1-e, 67/2, 67/4. maddelerinde öngörülen 7 yıl 12 aylık zamanaşımının suç tarihi olan 18/01/2002 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 07/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.