YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/823
KARAR NO : 2015/15216
KARAR TARİHİ : 13.10.2015
Tebliğname No : 12 – 2014/170307
Mahkemesi : Manavgat 3. Asliye Ceza Mahkemesi
Karar tarihi : 13/02/2014
Numarası : 2013/482 – 2014/75
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Anayasa Mahkemesi’nin 13/10/2012 tarih, 28440 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2011/18 Esas, 2012/53 sayılı kararı ile 08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler değerlendirildiğinde; Yüksek Mahkemece “mülkiyet hakkı ihlali” iddiasının kabul edilmediği, ancak, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan “belirlilik ilkesi” ne göre, kişilerin maliki bulundukları taşınmazların korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı niteliğiyle tescilli olduğunu ya da sit alanı içerisinde kaldığını öğrenmeleri gerektiği hususunun vurgulandığı, iptal hükmündeki gerekçeler doğrultusunda, 2863 sayılı Kanunun “tespit ve tescil” başlıklı 7. maddesinin 6498 sayılı Kanun ile değiştirildiği, buna göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilmesi; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulması gerektiği; belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılacağı; 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliklerin amacının ilgili kurul kararlarından muhataplarını haberdar etmek olduğu;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, sanık tarafından Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 23/12/2004 tarih ve 187 sayılı kararı ile sınırları belirlenen Side Antik Kenti 1. derece arkeolojik sit sınırları içerisinde yer alan ve aynı Kurulun 15/03/1998 tarih ve 3771 sayılı kararı ile onaylanan koruma amaçlı imar planında “mevcut hali ile korunacak alan” olarak belirtilen Manavgat İlçesi, Side Beldesi, 672 parsel sayılı taşınmazda daha önce var olan karo kaplı zemin üzerindeki ahşap bungolov tipi evlerin yıkılarak, çevresi ve üzerinin demir profillerle kaplanmakta olduğu, suça konu yerde inşaat çalışmalarına yönelik kiremit tuğla, kum, fayans vb inşaat malzemeleri bulunduğu hususları tespit edildiği halde, jandarma görevlileri tarafından düzenlenen 23/06/2008 tarihli tutanak ile sanığın eylemine devam ederek yıkılan bungolovların yerine inşa edilen yapının yan taraflarına kontrplak çakıldığı ve boyandığı, alan içerisinde kaba inşaat malzemesinin (kiremit, çimento vs) bulunmadığı, ancak bir miktar kumun kullanıma hazır halde olduğu hususlarının belirtildiği, keşfe katılan inşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise suça konu yerde tek katlı yığma bir yapı mevcut olduğunun, çatısının çelik konstrüksiyon taşıyıcı üzerine eternit örtülerek yapıldığının, yapının 7 adet otel odasından oluştuğunun, duvarlarını sıva üstü boya kaplama, doğramaların pvc, zeminin ise seramik kaplı olduğunun belirlendiği, sit kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edildiği, kaldı ki en geç dava konusu taşınmaza ilişkin düzenlenen ilk tutanak ile söz konusu yerin sit alanı sınırları içerisinde bulunduğunu öğrenen sanığın tutanak tarihinden sonra eylemmine devam etmesi karşısında, sanığın dava konusu taşınmazın sit alanı sınırları içerisinde bulunduğunu bilmediğine dair savunmasının inandırıcı ve itibar edilebilir mahiyette olmadığı, sanığın üzerine atılı zincirleme şekilde sit alanında izinsiz olarak inşai ve fiziki müdahalede bulunma suçunu işlediğinin sabit olduğu, suç tarihi itibariyle Antalya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunduğu anlaşılmakla;
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre sanığın, bir nedene dayanmayan temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Bünyesinde koruma, uygulama denetim büroları kurulan idarelerden izin almaksızın veya izne aykırı olarak izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunanların, 2863 sayılı Kanunun 65/d maddesi gereğince cezalandırılması gerekeceği, bu kapsamda, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Antalya Valiliği bünyesinde suç tarihi itibariyle faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunması karşısında, taşınmazın bulunduğu yerin Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve/veya Antalya Valiliği bünyesinde kurulan koruma, uygulama denetim bürosunun sorumluluk alanı kapsamında bulunup bulunmadığı hususu tespit edilip, hükümden önce, 11.10.2013 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1 ve 65/4 maddeleri gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 13/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.