YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2112
KARAR NO : 2015/4211
KARAR TARİHİ : 25.03.2015
MAHKEMESİ : MALATYA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/06/2013
NUMARASI : 2013/70-2013/242
Taraflar arasında görülen tespit davası sonunda, yerel mahkemece davanın, H.. H.. bakımından davanın kabulüne, davalı DSİ yönünden husumet yokluğu nedeni ile reddine ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi D.. A.. Y..’in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, mülkiyetin tespiti istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacıların, ellerindeki Nisan 1327 Tarih 1 nolu tapu kaydına istinaden bir kısım taşınmazlar yönünden müdahalenin önlenmesi talebinde bulundukları, taşınmazlarda yapılan kadastro çalışması sonrasında dosyanın kadastro mahkemesine devredildiği, kadastro mahkemesinde eldeki dava konusu 9 parsel sayılı taşınmazda bilirkişilerce düzenlenen 22.09.2003 tarihli krokide (C) ve (D) harfi ile gösterilen kısımların Karakaya barajı suları altında kaldığı ve mülkiyet iddiasının mülkiyetin tespiti iddiasına dönüşeceği belirtilerek Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, eldeki davada, krokide (C) ve (D) harfi ile gösterilen kısımlarla ilgili olarak mülkiyetin tespitine karar verilmesinin istendiği, davanın kabulüne ilişkin kararın Dairece, “… görevsizlik kararı kesinleştiği halde 10 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra davacılar vekili tarafından 07.10.2010 tarihinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için müracaat edilmiştir. Hal böyle olunca; HMK’nun 448. maddesinin yargılaması devam eden davalarda uygulanması gerekeceği gözetilerek, 1086 Sayılı HUMK.nun 193.maddesi ve 6100 sayılı HMK’nun 20. maddesi dikkate alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir …” denilerek bozulduğu, mahkemece 10 günlük yasal süre içinde dosyanın gönderildiği belirtilerek ve dava konusu 9 parselin krokide (C) ve (D) harfi ile belirtilen bölümünün davacılara ait Nisan 1327 tarihli tapu kaydı kapsamında kaldığının belirlendiği gerekçesiyle davalı H.. H.. bakımından davanın kabulüne, davalı DSİ yönünden husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, kadastro mahkemecesince verilen görevsizlik kararının kesinleşmesini öğrenme tarihinden sonra yapılan gönderme başvurusunun süresinde olduğu saptanarak ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesince onanarak kesinleşen Arguvan Kadastro Mahkemesinin 2005/3 E – 2009/8 K sayılı kararında yapılan tespite uygun olarak dava konusu 9 parsel sayılı taşınmazın krokide (C) harfi ile gösterilen kısmına ilişkin olarak yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Ancak, Arguvan Kadastro Mahkemesinin 02.12.2009 tarih ve 2005/3 E – 2009/8 K sayılı ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen kararında eldeki davaya konu edilen ve krokide (D) harfi ile gösterilen alan bakımından baraj gölü suları altında kalmadığı belirlenerek davacılar lehine tescil hükmü verilip tapu oluştuğuna göre artık davacıların dava konusu (D) harfi ile gösterilen kısımla ilgili dava açmakta hukuki yararlarının bulunmadığı açıktır.
Hâl böyle olunca, dava konusu krokide (D) harfi ile gösterilen kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile bu bölümyönünden de davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalılar vekilinin temyiz itirazı belirtilen nedenle yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 25.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.