YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12958
KARAR NO : 2015/11916
KARAR TARİHİ : 22.10.2015
MAHKEMESİ : İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 08/05/2014
NUMARASI : 2011/711-2014/265
Davacı İ.. Ş.. vekili Avukat Ayşe Esra tarafından, davalı H.. Ö.. aleyhine 30/12/2011 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08/05/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, özellikle mahkemece 27/02/2014 tarihli celsede 6100 sayılı HMK’nın 184. maddesi uyarınca tahkikatın bitirildiğinin bildirilmesi üzerine davalı vekilinin sözlü yargılama için süre istemesi ve bu nedenle HMK’nın 186. maddesi uyarınca taraflara sözlü yargılama için süre verilmesi, taraf vekillerine hazır olmamaları halinde sözlü yargılama yapılarak karar verileceğinin ihtar edilmesi, belirlenen sözlü yargılama gününde davacı vekili istifa ve mazeret beyanında bulunmuş olsa da, vekilin istifası durumunda tebliğden itibaren iki hafta süre ile vekalet görevinin devamı gerektiğinden ve HMK’nın 186. maddesi uyarınca taraflar hazır olmasa da karar verilmesi mümkün bulunduğundan, esasa ilişkin karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 22/10/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. HMK’nın 186. maddesine göre; Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir.
Bu madde hükmü 1086 sayılı HUMK’un 377. maddesine benzer bir düzenlemeyi içermektedir. Buna göre, tahkikat aşamasının tamamlanması durumunda taraflara son sözlerini sormak üzere hazır bulunmaları için davetiye tebliğ edilecek ve davetiyeye geçerli bir mazareti bulunmadığı halde gelmedikleri takdirde yokluklarında hükmün verileceği meşuhatı verilecektir. Bu aşamada tarafların her ikisi de duruşmaya gelmediği takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak, esasa dair hükmün verilebilmesi için öncelikle devam eden bir davanın mevcut olması gerekir. Taraflardan yalnız birinin duruşmaya gelip, davaya devam etmek istememesi yani dosyanın işlemden kaldırılmasını talep etmesi durumunda artık yürüyen bir davanın mevcudiyetinden bahsedilemez ve esasa dair hüküm tesis edilemez. Bu durumda yapılacak iş HMK’nın 150/2. maddesi hükmünün tatbiki ile dosyanın işlemden kaldırılmasına karar vermekten ibarettir.
Somut olayda, sözlü yargılama aşamasında davacı vekilinin mazereti kabul edilmemiş, gelen davalı ise davayı takip etmeyeceğini belirterek, dosyanın işlemden kaldırılmasını istemiştir. Mahkemece Kanun hükmü yanlış yorumlanarak, esasa dair hüküm tesis edilmiştir.
Yukarıda izah edilen gerekçe ile Dairemiz çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 22/10/2015