Danıştay Kararı 4. Daire 2016/20441 E. 2021/2973 K. 03.06.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2016/20441 E.  ,  2021/2973 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/20441
Karar No : 2021/2973

TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

2- …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, sahte fatura kullandığından bahisle vergi inceleme raporuna istinaden re’sen tarh edilen 2011/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12 dönemleri vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacının fatura aldığı Sarıgazi Vergi Dairesi mükellefleri … Metal Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile … Metal İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarının tetkikinden, adı geçen mükellefler tarafından düzenlenen faturaların gerçek bir mal ve hizmet teslimine dayanmadığı anlaşıldığından, söz konusu faturalar nedeniyle yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığı, Rami Vergi Dairesinin mükellefi … Demir Çelik Paslanmaz San. Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitlerden, düzenlenen faturaların sahte olduğu ortaya konulamadığından söz konusu faturalar nedeniyle yapılan tarhiyatlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı tarhiyatın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın redde ilişkin kısmının bozulması istenilmektedir.

TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davalı idare tarafından, sahte belge kullanımı yönünden incelenen davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu ile davacının uyuşmazlık konusu tarhiyata neden olan sahte faturaları alarak defterlerine kaydettiği ve faturalarda yer alan katma değer vergilerini indirim konusu yaptığı hususlarının somut tespitlerle ortaya konulduğu, yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Davacının temyiz dilekçesinde temyiz konusu kararın redde ilişkin kısmı yönünden ileri sürdüğü iddialar kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmaların düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellefler hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.
Davacıya fatura düzenleyen … Demir Çelik Paslanmaz San. Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporu’nda; 17/04/2008 tarihinde ham çelik üretilmesi işiyle iştigal edilmek üzere mükellefiyet tesis edildiği, 30/11/2010 tarihinde ise mükellefiyetinin re’sen terk ettirildiği, 29/04/2008 tarihli yoklamada, işyeri büyüklüğünün 150m² olduğu, tespit anında henüz işçi çalışmadığı, işyerinde 1 adet büro tipi masa, 1 adet dosya takımı, 1 adet 3 tonluk vinç bulunduğu, işyerinde tespit anında satışa hazır emtia bulunmadığı, işyeri adresinin nakli üzerine 29/06/2009 tarihinde yapılan yoklamada, işyerinin 80 m² civarında olduğu, şirketin şubesinin olmadığı, tespit anında çalışan işçinin olmadığı, demirbaş olarak 1 adet vinç, 1 adet masa ve sandalye olduğu, 21/12/2010 tarihli yoklamada, işyerinin kapalı olduğu, adresteki işyerinin başka bir mükellef tarafından kiralandığı, mükellefin adresteki işyerini 2010/Ekim tarihinde boşalttığı, başka adresinin bilinmediği, 23/02/2011 tarihli yoklamada, işyerinin kapalı olduğu, mükellefin adresteki işyerini (2010/Ekim) terk ettiği, en son yerine geçenin olmadığı, 30/03/2011 tarihinde yapılan yoklamada, mükellefin faaliyetine devam ettiği, şubesi bulunmadığı, işyeri büyüklüğünün 60 m² olduğu, 2 masa, 1 bilgisayar, 1 kasa, 1 fax cihazı , 5 sandalye, 1 büyük vinç, 100 adet 6 metrelik profil demiri, 45 adet 6 metrelik demir, 600 kg dkp saç bulunduğu, 2010 yılında Form Ba ile 126 adet fatura karşılığında toplam 4.776.503,00 TL tutarında alım yapıldığının bildirildiği, ancak mal alımında bulunulduğu karşı firmalar tarafından 11 adet fatura karşılığında 291.116,00 TL tutarında satış yapıldığının bildirildiği, Form Bs ile 151 adet fatura karşılığında 4.684.458,00 TL tutarında satış yapıldığı, ancak alış yapan karşı firmalar tarafından 168 adet fatura karşılığında 5.294.975,00 TL tutarında alış bildiriminde bulunulduğu, 2011 yılında Form Ba ve Bs verilmediği, ancak alış yaptığını bildiren karşı firmalar tarafından mükellefin 23 adet fatura karşılığında toplam 1.784.874,00 TL tutarında satış yaptığına dair bildirimde bulunulduğu, vadesi geçmiş ve bugün ödemesi gereken toplam borç tutarının 340.885,76 TL olduğu, mükellef kurumun bugüne kadar hiçbir ödeme yapmadığı, 2011 hesap döneminde mükellefiyet kaydı olmamasına (terkin edilmesine) rağmen, karşı firmalar tarafından 1.784,874,00 TL tutarında satış bildirimi yapıldığı ve bu dönemde herhangi bir alışın olmadığı, 2009,2010,2011 hesap dönemlerinde toplam olarak 8.947.377,69 TL tutarında çok yüksek satış yapıldığı, ilgili dönem muhtasar beyannamelere göre işçi çalıştırmadığı tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden, söz konusu mükellefin düzenlenen fatura tutarları kadar iş yapabilecek organizasyon ve kapasiteye sahip olmadığı, Ba-Bs formlarında uyumsuzluklar bulunduğu, vergi borçlarını ödemediği hususları dikkate alındığında, adı geçen mükellef tarafından davacıya düzenlenen ve inceleme raporunda eleştiri konusu edilen faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığı sonucuna ulaşıldığından, Vergi Mahkemesi kararının bu mükelleften alınan faturalardan kaynaklanan tarhiyatlara ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının redde ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının kabule ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 03/06/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Davacının fatura aldığı … Metal Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile … Metal İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında tanzim edilen vergi tekniği raporlarında yer alan tespitler, söz konusu mükelleflerin düzenlediği faturaların sahte olduğunu somut bir şekilde ortaya koymak için yeterli olmadığından, Mahkeme kararının bu mükelleflerden alınan faturalardan kaynaklı cezalı tarhiyata ilişkin kısmının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.