YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11912
KARAR NO : 2015/44159
KARAR TARİHİ : 19.10.2015
MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık,Yağma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık …’in yüzüne karşı 16.07.2009 tarihinde verilen hükmün, sanık… savunmanı tarafından, 20.07.2009 tarihinde yasal süre içerisinde temyiz edildiği anlaşılmakla yapılan incelemede;
I-Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Oluş ve dosya kapsamına göre; sanığın eylemi 765 sayılı Yasanın 493/2.maddesine uyduğu halde, yazılı şekilde karar verilmesi kanuna aykırı ise de; 765 sayılı TCK.nun 493/2-son maddesindeki hırsızlık suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 15 yıllık genel dava zamanaşımının, suç tarihi olan 05.11.1999 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumuriyet Savcısının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
II-Sanıklar … ve… hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir;
Ancak;
1-Sanık…’e yüklenen yağma eyleminin, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan olduğunun anlaşılması karşısında; 5271 sayılı CMK’nun 150/3. maddesine göre, Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiği ve kısa kararın açıklandığı 16.07.2009 tarihli karar oturumunda savunmanı hazır bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle, aynı Yasanın 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması,
2-)Hırsızlık suçu, başkasına ait taşınabilir bir malı sahibinin (zilyedinin) rızası olmaksızın faydalanmak kastı ile bulunduğu yerden alınmasıdır.
Yağma suçu, 765 sayılı TCK’nın 495. maddesinde, “Her kim, menkul bir malı zilyedinin veya cürüm mahallinde bulunan bir başkasını cebir ve şiddet kullanarak, şahsen veya malen büyük bir tehlikeye düşüreceği beyanı ile tehdit ederek o malı teslime yahut o malı kendi tarafından zabtına karşı sükut etmeye mecbur kılarsa……. ağır hapis cezasına mahkum olur.
Bir malın yağma esnasında veya akabinde fiili icra veya itmam etmek veya malı kaçırmak yahut kendisinin veya sevkini cezadan kurtarmak için mal sahibine veya vaka mahalline gelen başkasına karşı cebir ve şiddet veya tehdit icra eden için aynı cezaya hükmolunur” şeklinde düzenlenmiş iken,
01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 149. maddesinde;
“Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatını, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da mal varlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi…….. hapis cezası ile cezalandırılır” şeklinde hükme alınmıştır.
Mal zilyedinin tasarruf olanağı ortadan kalktığı anda alınmış olacağından, bu ana kadar yapılan cebir veya tehdit hırsızlığı yağmaya dönüştürür.
Mal alınıp, yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra geri almak isteyene cebir veya tehdide başvurulması halinde artık yağmadan söz edilemez. Bazı durumlarda fail aslında hırsızlık amacıyla harekete geçmesine karşın daha sonraki bir aşamada cebir veya tehdit kullanmaktadır. Bu durumda eylemin hangi suçu oluşturacağı hususunda tereddüt yaşanmaktadır.
TCK’nın 495/2. maddesinde “yağmaya dönüşen hırsızlık” düzenlemesine 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanunda yer verilmemiştir. Bunun sonucu olarak zilyedin hırsızlığa konu mal üzerinde zilyetliği sona erene kadar kullanılan cebir veya tehdit hırsızlığı yağmaya dönüştürürken, hırsızlık tamamlandıktan sonra kullanılan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmeyecek, hırsızlık, yaralama veya tehdit gibi ayrı suçların oluşmasına neden olacaktır.
Somut olay bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde,
Sanıkların, şikayetçiye ait aracın içerisinden, oto teybini ve 9 adet kasedi almalarından sonra olay yerine gelen … ile tanıklar … ve …’ı görmeleri üzerine araçtan indikleri,
Yakınanın olay sonrası, “Sanık … aracın dışında diğer iki sanığın ise araç içinde olup, ‘ne yapıyorsunuz’ demesi üzerine sanık .. teybi aracın yan tarafına yere attığını, sanık ..’ün bıçağı çıkarıp müştekiye saldırdığını, sanık …’in tanığa yumrukla vurduğunu ve olay yerinden kaçtıklarını; 24/11/2009 günlü duruşmada ise, Kasetlerin sanık … cebinden çıktığını” beyan etmesine karşın 05/11/1999 günü saat: 21.30’da düzenlenen yakalama ve zapt etme tutanağına göre, sanıklar….’in yakalandığında üzerlerinde teyp kasetlerinin ele geçirildiğine dair bir bilgiye yer verilmediği,
05/11/1999 günü saat 20.30 sıralarında meydana gelen oto hırsızlığına konu teyp ve 9 adet kasedin tam ve sağlam olarak müşteki …’a teslim edildiğinin belirtilmesi karşısında,
Yakınana ait otodan çalınan suça konu dokuz adet teyp kasetlerinin nerede ne şekilde ele geçirildiği konusunda bir duraksama olup,
Öncelikle bu duraksama giderilip sonucuna göre, olay tarihinde sanıkların suç teşkil eden eylemlerinin hukuki nitelendirilmesinin yapılıp buna bağdaşık olarak da lehe yasanın değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yetinilip duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …. savunmanları ile o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki
düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.