Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/6587 E. 2015/12424 K. 03.07.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6587
KARAR NO : 2015/12424
KARAR TARİHİ : 03.07.2015

Davacı İ.. Y.. ile davalı N.. T.. aralarındaki itirazın iptali davasına dair İstanbul Anadolu 17.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.02.2014 günlü ve 2013/223 E.-2014/81 K. sayılı hükmün onanması hakkında dairece verilen 02.03.2015 günlü ve 2014/10196 E.-2015/3165 K.sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacı ile davalı arasında 2.3.2006 tarihinde yapılan adi yazılı sözleşme ile davalının hissedar olduğu taşınmazdaki hissesini davacının satın aldığını, satış bedeli olarak da 58.000 YTL’nin peşin olarak davalı tarafa ödendiğini, davalı tarafından tapuda satış işlemlerini yapmak üzere, dava dışı 3. kişiye vekaletname verildiğini, vekaletnamede taşınmazın pafta numarasının yanlış yazılması nedeni ile satış işleminin gerçekleşemediğini, davalının da vekilini vekaletten azlettiğini, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarname ile, 3. kişiye satış işlemlerini yapması konusunda yeniden vekaletname verilmesinin istenildiğini, ancak davalının satış işlemleri için yeni bir vekaletname vermediği gibi, aldığı satış bedelini de iade etmediğini , ödenen bedelin iadesi amacı ile davalı aleyhine icra takibi yaptıklarını, davalının da bu takibe itirazda bulunduğunu beyan ederek, itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf savunmasında, davacı ile aralarında taşınmaz satışı konusunda sözleşme yaptıklarını, ancak satış bedelinin davacının iddia ettiği gibi 58.000 TL olmadığını, bu bedelin sözleşmenin sonuna sonradan eklendiğini, davacıdan tahsil edilen bedelin 8333 TL olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile ,12.499,50TL ana para ve 590,60TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.090,10 TL üzerinden itirazın iptaline takibin devamına, anaparaya takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, davacının inkar tazminatı isteğinin işin yargılamayı gerektirdiği nedeni ile reddine,davalının kötü niyet tazminatı isteğinin reddine, karar verilmiş, verilen bu kararın süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2.3.2015 gün, 2013/223 E. Ve 2014/81 K. Sayılı kararı ile Onanmasına karar verilmiş, onama kararına karşı da, süresi içinde davacı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Dava konusu uyuşmazlık, geçersiz taşınmaz satışından kaynaklı olarak ödenen satış bedelinin, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre iadesi talebinden kaynaklanmaktadır.

Kural olarak tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığı sürece geçersizdir. (TMK’nın 706, BK’nın 213, Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60.maddesi) Geçersiz olduğu için de taraflarına hak ve borç doğurmaz. Ancak taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler. Zira; haklı bir sebep olmaksızın başkası zararına mal edinen kimse onu iade ile yükümlüdür. Somut olayda da, taraflar arasındaki taşınmaz satışına ilişkin sözleşme resmi şekilde yapılmadığı için, geçerli olmadığından, tarafların bu geçersiz sözleşme gereğince birbirlerine verdiklerini iade ile yükümlü olmaları asıldır.
Taraflar arasında “Senet Anlaşması” adı altında düzenlenen 02.03.2006 tarihli belgedeki imzanın davalıya ait olduğu ve davalıya ait taşınmazın davacıya satıldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, geçersiz satış sözleşmesi gereğince ödenen bedelin miktarı konusundadır.
02.03.2006 tarihli “Satış Anlaşması” başlıklı belgede satış bedeli 58.000 TL olarak yazıldığından, bu miktarın sonradan yazıldığının veya gerçek bedeli yansıtmadığının ispat yükü sözleşmenin aksini iddia eden davalıya aittir.
TMK’nun 6.maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”, HMK’nun 190.maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.”
Dava konusu belgede yazılı olan bedel dışında, davacı tarafından daha az satış bedelinin ödendiğini iddia eden davalı, bu iddiasını ve iddia ettiği satış bedelini ispat ile yükümlüdür.
Bu durumda, mahkemece; davalıya sözleşmenin aslını ve bedel iddiası ile ilgili delillerini ibraz etmesi için mehil verilip, ibraz edilecek delillerin incelenerek, gerekirse davalının cevap dilekçesinde “yemin” deliline dayanması nedeniyle davalının bu konuda davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılarak oluşacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yukarıda anlatılanlar ışığında yapılacak inceleme ile taraflarca isbat edilecek satış bedeli miktarına ve sonucuna göre davacının diğer temyiz itirazları değerlendirilebileceğinden, bozma nedenine göre, davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Ne var ki mahkeme kararının açıklanan bu gerekçeler ile bozulması gerekirken zuhulen onandığı anlaşılmakla davacı tarafın bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2.3.2015 gün, 2013/223 E. Ve 2014/81 K. sayılı onama kararının kaldırılarak İstanbul İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mah. 02.03.2015 gün 2012/223 E. – 2014/81 Karar sayılı kararının yukarıda açıklanan sebeplere göre BOZULMASINAve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden iadesine, 03.07.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.