YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10695
KARAR NO : 2015/15860
KARAR TARİHİ : 20.10.2015
Tebliğname No : 12 – 2014/329022
Mahkemesi : İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 08/07/2014
Numarası : 2013/99 – 2014/268
Suç : 2863 Sayılı Kanuna aykırılık
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
“12/01/2004-26/07/2007” tarihlerinin suç tarihi olduğu gözetilmeksizin gerekçeli karar başlığında “12/01/2004” olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 13/10/2012 tarih, 28440 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2011/18 Esas, 2012/53 sayılı kararı ile 08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler değerlendirildiğinde; Yüksek Mahkemece “mülkiyet hakkı ihlali” iddiasının kabul edilmediği, ancak, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan “belirlilik ilkesi” ne göre, kişilerin maliki bulundukları taşınmazların korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı niteliğiyle tescilli olduğunu ya da sit alanı içerisinde kaldığını öğrenmeleri gerektiği hususunun vurgulandığı, iptal hükmündeki gerekçeler doğrultusunda, 2863 sayılı Kanunun “tespit ve tescil” başlıklı 7. maddesinin 6498 sayılı Kanun ile değiştirildiği, buna göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilmesi; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulması gerektiği; belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılacağı; 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliklerin amacının ilgili kurul kararlarından muhataplarını haberdar etmek olduğu;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; Dava konusu, İstanbul ili, …..ilçesi, ….. mahallesi, 228 ada 17 parselde “kargir dükkan ve bahçeli hane” vasfı ile kayıtlı bulunan, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 20/12/1975 tarih ve 8793 sayılı kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli taşınmazın, aynı zamanda İstanbul I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 12/07/1995 tarih ve 6848 sayılı kararı ile belirlenen kentsel arkeolojik sit alanı içerisinde yer aldığı, anılan taşınmaz ile ilgili olarak hazırlanan röleve ve restorasyon projelerinin İstanbul I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarının Koruma Kurulunun 28/10/1992 tarih ve 4135 sayılı kararı ile mevcut yapının yıkılarak yeniden yapılması şeklinde onaylanması nedeniyle belirtilen tarihlerde taşınmazın maliki bulunan S.. K… talebi üzerine Belediyesince 30/07/1995 tarih ve 1260 sayı ile yıkım ruhsatı verildiği, akabinde taşınmazın üzerinde bulunan kargir dükkan ile bahçeli hanenin yıkıldığı, adı geçen şahsın yeniden yapılanma talebi ile ilgili olarak Kurul tarafından sözü edilen yere ilişkin koruma amaçlı imar planının yürürlüğe girmesinden sonra değerlendirilme yapılmasına karar verildiği, sanık H.. A..’ın suça konu yeri İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 05/03/2004 tarih ve 16 sayılı kararına istinaden otopark olarak işletmeye başladığı, sanık A.. G..’in dava konusu taşınmazı 17/08/2004 tarihinde satış yoluyla edindiği, bu tarihten sonra da sanıkların aralarında yaptıkları kira sözleşmesine istinaden dava konusu taşınmazın otopark olarak kullanılmaya devam edildiği, Kurulun otopark işletme faaliyetine son verilmesine ilişkin kararına istinaden, Eminönü Belediyesi tarafından sanık H.. A..’a 18/07/2007 tarihinde otoparkı tahliye etmesi hususunda tebliğ yapıldığı, 19/01/2008 tarihinde yapılan kontrolde işletmenin fiilen devam ettiğinin görülmesi üzerine zabıta görevlilerinin otoparkı tahliye ederek giriş çıkışı engellemek amacıyla otopark girişine moloz döktükleri, sanık A.. G..’in satın alma tarihinde taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde 10/04/1998 tarih ve 1766 yevmiye sayılı korunması gerekli kültür varlığı şerhinin mevcut olduğu, bu itibarla adı geçen sanığın taşınmazın kültür varlığı netiliğini bildiği, yine sanık H.. A..’ın soruşturma aşamasında savunması ekinde sunduğu belgelerden taşınmazın 2863 sayılı Kanun kapsamında bulunduğunu ve otopark faaliyetinin Bölge Kurulu’nun uygun görüşü ile yapılabileceğini bildiği anlaşılmış olup,
Dairemizin 15/01/2014 tarih, 2012/17810 – 2013/1031 sayılı ilamında belirtilen bozma sebeplerinin gereği yerine getirilerek ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı bünyesinde suç tarihi itibariyle faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunması karşısında, hükümden önce, 11.10.2013 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-2. cümle ve 65/4 maddeleri dikkate alınarak sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, 6498 sayılı Kanun değişikliği hatalı yorumlanarak ve bozma ilamında belirtilen hususlar araştırılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 20/10/2015 tarihinde sanık Ayla’nın suçunun sübutu yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Sanık A.. G.. dava konusu gayrimenkulü satın aldığında, sanık H.. A.. burayı otopark olarak kullanmakta olduğundan, kira sözleşmesini yenilemekten ibaret olan sanık A.. G..’in eyleminin suç teşkil etmediği ve sanık hakkındaki beraat kararının onanması gerektiğini düşündüğümden çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.