YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11
KARAR NO : 2015/15871
KARAR TARİHİ : 20.10.2015
Tebliğname No : 12 – 2014/171308
Mahkemesi : İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 13/02/2014
Numarası : 2013/464 – 2014/73
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ – yayım – internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh – ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanması gerektiği, bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu’nda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmazı üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;
Ayrıca, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen fiiller bakımından da failin iyi niyetinden bahsetmenin mümkün bulunmadığı, başka bir deyişle, Dairemizce incelenen dosyalarda sıkça karşılaşıldığı gibi, hazineye ait veya devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmazlar üzerinde inşai ve fiziki müdahale yapılması durumunda, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmemesinin sonuca etkili olmayacağı, zira bu halde failin, maliki olmadığı veya hukuka uygun şekilde yararlanma hakkını elde etmediği taşınmaza müdahalede bulunduğunu ve fiilinin hukuki korumadan yoksun olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleler yönünden ilan kuralı aranmasının, hayatın olağan akışına ve mantık ilkelerine de uygun düşmediği;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; sanık H.. D..’un 18/09/2012 tarihli dilekçesi ile İstanbul İli,… İlçesi, …. Mahallesi, ….. Caddesi, 2746 ada, 31 parselde yer alan işyerinde boya, alçı, yer karosu, vitrinde değişiklik yapmak için izin isteminde bulunduğu, 04/12/2012 tarihinde kurul görevlileri tarafından yapılan incelemede; Gayrımenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 11/07/1981 tarih ve 13091 sayılı kararı ile sınırları belirlenen “Kapalıçarşı Protokol Sınırı” içerisinde kalan, İstanbul I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 12/07/1995 tarih ve 6848 sayılı kararı ile belirlenen Tarihi Yarımada Kentsel ve Tarihi Sit Alanı içerisinde yer alan, aynı Kurulun 17/04/2002 tarih ve 13830 sayılı kararı ile korunması gerekli anıtsal eser olarak tescil edilen taşınmazda dış cephe ve vitrinin tamamının, giriş bölümünün ise kısmen ahşapla kaplandığı, eski mevcut lambriye montajlı paravan aracılığıyla giriş katının iki bölüme ayrıldığı, ahşap paravanın arkasında kalan bölüm duvarlarının kısmen boya, kısmen fayans ve kısmen ahşap kaplama malzemesi ile kaplanmış olduğu, bodruma inişin merdiven ile sağlanmış olduğu, bodrum kat duvarlarının kısmen boya, kısmen dolap ve kısmen kaplama malzemesi ile kaplandığı hususlarının saptandığı, İstanbul I Numaralı Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün 30/04/2013 tarih ve 793 sayılı kararı ile suça konu taşınmaza ilişkin rölevenin düzeltmelerle uygun olduğuna, basit onarım izninde talep edilen uygulamaların anılan kapsamda bulunup bulunmadığının önce KUDEB tarafından değerlendirilmesine, inşai ve fiziki müdahalede bulunan kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, akabinde KUDEB tarafından düzenlenen 06/06/2013 tarihli raporda giriş kısmındaki ahşap kaplamanın kaldırılması, boya badana ve vitrin düzenleme taleplerinin basit onarım kapsamında olduğunun bildirildiği, sanık H.. D..’un taşınmazın maliki olduğu, sanık A.. D..’un adı geçen diğer sanığın oğlu olup suça konu taşınmazı bilezik atölyesi olarak işlettiği, röleve projesinin sanık teknik uygulama sorumlusunun M.. M.. olduğu, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde mevcut olan “korunması gerekli kültür varlığıdır” şerhi ile Kurula ve KUDEB’e sunulan dilekçeler ve projelerden sanıkların taşınmazın 2863 sayılı Kanun kapsamında bulunduğunu ve her türlü müdahalenin izne tabi olduğunu bildikleri anlaşılmakla,
1-Katılan vekilinin sanıklar H.. D.. ve M.. M..’ın beraatlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık H.. D..’un taşınmazın maliki olduğu, suça konu taşınmazın otuz beş yılı aşkın süredir bilezik atölyesi olarak oğlu olan sanık A.. D..’un kullanımında olduğu,sanık H.. D..’un basit onarım izni talebi ile Kurul’a dilekçe sunmanın ötesinde sanık A.. D..’un eylemine katıldığına dair aleyhine delil mevcut olmadığı, sanık M.. M..’ın ise, suça konu izinsiz uygulamaların tespitinden sonra röleve projesini hazırladığı, izinsiz uygulamaların gerçekleştirilmesinde bir katılımının olmadığı kanaatine varıldığından, Yapılan yargılama sonunda, sanıklar H.. D.. ve M.. M..’a yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, sanıkların cezalandırılmalarına karar verilmesi gerekirken beraatlerine hükmedildiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, sanıklar H.. D.. ve M.. M..’ın beraatlerine ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2-Katılan vekilinin sanık A.. D..’un beraatine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince,
Sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
İstanbul I Numaralı Yenileme Alanları Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 26/06/2013 tarihli 913 sayılı kararı ile; “taşınmazın giriş kısmındaki kaplamaların KUDEB denetiminde kaldırılmasına, cephe-vitrinin kendi kontur ve gabarisinde yenilenmesi koşuluyla sadece basit onarım (boya-badana-sıva üstü tesisat) izni verilebileceğine, duvar dokusuna herhangi bir raspalama vb. müdahalede bulunulmamasına, yapılacak uygulamaların yapının taşıyıcı beden duvarlarına, tonozlara ve diğer mimari elemanlarına herhangi bir montaj (tespit) içermeyen, teşhir amaçlı, geçici olarak yapılmasına, yapılacak uygulamaların KUDEB denetiminde yürütülmesine, bütün bu çalışmaların belli aralıklarla denetlenerek aykırı uygulamalar tespit edildiğinde çalışmaların durdurularak sonucundan kurulumuza bilgi verilmesine, onarım tamamlandıktan sonra verilen izin doğrultusunda yapılan uygulamalara ilişkin ayrıntılı fotoğrafların yer aldığı “Onarım Uygunluk” belgesinin kurula iletilmesine karar verilmesi ve Fatih Belediye Başkanlığı KUDEB tarafından “Onarım Ön İzin Belgesi” düzenlenmesi karşısında, öncelikle taşınmaza ilişkin onaylı röleve projesi dosya kapsamına alınarak, yine KUDEB tarafından “Onarım Uygunluk” belgesi verilip verilmediği araştırılarak, mahallinde fen, mimar, inşaat mühendisi ve arkeolog bilirkişilerin katılımı ile keşif icrasıyla, suça konu uygulamaların izin verilen basit onarım kapsamında bulunup bulunmadığı, bahse konu imalatların korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli olan taşınmazın özgün dokusunun bozulmasına, kültür varlığının veya sit alanın zarara uğramasına neden olup olmadığı tereddütsüz şekilde belirlenerek, basit onarım izninde belirtilen uygulamaların haricinde her hangi bir uygulamanın yapılmadığının ve kültür varlığına ya da sit alanına zarar verilmediğinin tespiti durumunda sanık A.. D..’un beraatine, söz konusu izin kapsamını aşan imalatların yapıldığının ve zararın mevcudiyetinin tespiti durumunda 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1. cümlesi, kültür varlığına zarar vermeyen basit onarım izni verilen uygulamaların dışında inşai ve fiziki müdahalelerde bulunulduğunun belirlenmesi durumunda ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Fatih Belediye Başkanlığı bünyesinde suç tarihi itibariyle faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunması karşısında, hükümden önce, 11.10.2013 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-2. cümle ve 65/4. maddeleri gereğince sanık A.. D..’un hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince sanık A.. D..’un beraatine ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 20/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.