DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2019/3426 E. , 2021/1126 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2019/3426
Karar No : 2021/1126
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sendikası
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci ve İkinci Daireleri Müşterek Kurulunun 25/06/2019 tarih ve E:2015/9937, K:2019/6006 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin, 01/07/2015 tarih ve 29403 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 11. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “en az 10” ve “Özel öğretim kurumları” ibarelerinin, 58. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinde yer alan “Gerektiğinde cumartesi ve pazar günlerinde de yapılabilir.” cümlesinin, 64. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “okul öğrenci ödül ve disiplin kurulunun da görüşü alınarak” ve “10 puandan fazla davranış puanı indirilmiş ve iade edilmemiş olanlar ile” ibarelerinin, 94. maddesinin 3. fıkrasının, 164. maddesinin 2. fıkrasının (ç) ve (l) bentlerinin, 3. fıkrasının (k) bendinin, 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan “veya sosyal medya üzerinden” ve 3. fıkrasının (r) bendinde yer alan “sosyal medya yoluyla” ibaresinin, 2. fıkrasının (ğ), 3. fıkrasının (m) ve 4. fıkrasının (l) bentlerinde yer alan “veya sosyal medya yoluyla” ibarelerinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci ve İkinci Daireleri Müşterek Kurulunun 25/06/2019 tarih ve E:2015/9937, K:2019/6006 sayılı kararıyla;
Dava konusu Yönetmeliğin 94. maddesinin 3. fıkrası, 164. maddesinin 2. fıkrasının (ç) ve (l) bentleri, 3. fıkrasının (k) bendi, 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan “veya sosyal medya üzerinden” ve 3. fıkrasının (r) bendinde yer alan “sosyal medya yoluyla” ibaresi, 2. fıkrasının (ğ), 3. fıkrasının (m) ve 4. fıkrasının (l) bentlerinde yer alan “veya sosyal medya yoluyla” ibareleri yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesine göre, iptal davası açılabilmesi için gerçek ya da tüzel kişiler ile dava konusu işlem arasında makul ve ciddi bir ilişkinin yeterli bulunduğu;
2577 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca bir iptal davasının açılabilmesi ve idari yargı mercilerinin bu davayı kabul edebilmesinin ön koşullarından birinin, davacının objektif ve subjektif dava ehliyeti olduğu;
Danıştayın istikrar bulan kararlarına göre, davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü için işlemin davacının meşru, şahsi ve güncel bir menfaatini ihlal etmesi gerektiği, iptal davalarında, dava konusu işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinin saptanmasının sadece davacının bu davada ehliyetinin (subjektif ehliyetinin) bulunduğu, dolayısıyla davanın esasının incelenmesine geçilebileceği sonucunu yarattığı;
Anılan mevzuat ve iptal davalarının hukuki niteliği göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemlerle kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisi olanlar tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü gerektiği ve bu ilginin davanın niteliğine ve özelliğine göre belirleneceği;
Somut uyuşmazlığa gelindiğinde; Anayasa’nın 51. maddesi belirtilerek; 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 19. maddesinin 2. fıkrasının (f) bendi uyarınca, kuruluş amaçları doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukukî yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmanın, sendikaların faaliyet alanı kapsamında olduğu;
Davacı Sendikanın, 21/05/2014 tarihli Tüzük’ünün “Sendikanın Amaçları” başlıklı 2. maddesinin (e) bendi uyarınca, uluslararası sözleşmelerde yer alan çocukların hakları ve eğitimi ile ilgili temel hakların ve özgürlüklerin takipçisi ve savunucusu olduğu, olumsuz koşullardaki çocukların eğitimi için çalışmalar yapacağı; “Sendikanın Çalışma Konuları” başlıklı 3. maddesinin (c) bendi uyarınca, amaçlarını gerçekleştirebilmek için; üyelerinin sendikal ve demokratik amaçlar doğrultusundaki mücadelesinde hak ve çıkarlarının ihlal edildiği her durumda her türlü demokratik fiili ve meşru mücadele hakkını kullanacağı, onlar adına gerekli hukuksal girişimde ve yardımda bulunacağı; aynı maddenin (n) bendi uyarınca öğrenci ve velilerin örgütlü olarak okul süreçlerine katılmaları için çalışmalar yürüteceği; “Sendikanın Kurulduğu Hizmet Kolu” başlıklı 5. maddesine göre, Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri hizmet kolunda kurulduğu ve bu hizmet koluna; eğitim, öğretim ve bilim alanındaki tüm iş yerlerinin dâhil olduğunun belirtildiği;
Dava konusu Yönetmeliğin 94. maddesinin 3. fıkrasında; kadrolu personel dışında, ücretleri genel bütçe veya bütçe dışı kaynaklarca karşılanarak hizmet satın alma yoluyla çalıştırılacak personelin görevlerine ilişkin esas ve usullerin sözleşmeyle belirleneceğinin düzenlendiği; 164. maddesinde ise öğrencilere disiplin cezası verilmesini gerektiren davranış ve fiillere ilişkin kurallar belirlendiği;
Bu durumda, kurumlarda eğitim öğretim faaliyetlerinin dışında kalan, kurumun diğer ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik olarak “diğer personel” adı altında çalıştırılabilecek olan teknisyen, kütüphane memuru, şoför, hizmetli, bahçıvan, kaloriferci, gece bekçisi, koruma memuru veya güvenlik görevlisi, ambar memuru, hemşire, aşçı gibi personelin çalıştırılmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesine yönelik düzenleme ile öğrenci disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiillerin düzenlendiği Yönetmelik maddesinin iptalinin istenmesinde, Tüzük’te yer alan faaliyet alanı ve yukarıda aktarılan mevzuat uyarınca, davacı Sendikanın doğrudan güncel ve meşru menfaatinin bulunmadığı;
Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “en az 10” ibaresi yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 10. maddesinden; öğretim programlarının, öğrencilerin ilgi, istek ve yetenekleri yanında bireysel farklılıklarına ve yönelecekleri alanın özelliklerine, okul ve program türlerine uygun olarak ortak dersler, alan ve dal dersleri ile seçmeli derslerden oluşacağı; bunların içinde seçmeli derslerin, öğrencilerin hedefledikleri ve yöneldikleri alanda gelişmelerine veya ilgi ve istekleri doğrultusunda çeşitli programlarda ilerlemelerine, kişisel yeteneklerini geliştirmelerine imkân sağlayan dersler olarak belirlendiğinin anlaşıldığı;
Ortaöğretim kurumlarında doğrudan bir “alan” uygulaması bulunmayıp öğrencilerin ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda hem mesleğe hem yükseköğretime, hayata, iş alanlarına hazırlayan ve Bakanlıkça uygun görülen ders çizelgeleriyle “öğretim programları” uygulaması çerçevesinde ortak dersler, alan dersleri ve seçmeli alan dersleri verildiği, dava konusu düzenlemeye göre seçmeli dersin açılabilmesi için en az 10 öğrencinin talebinin bulunması gerektiği;
En az 10 öğrencinin talebiyle dönem başında açılmış bir seçmeli derse katılan öğrenci mevcudunun farklı sebeplerle bu sayının altına düşmesi halinde dersin okutulmaya devam edeceği, bir diğer anlatımla asgari öğrenci koşulunun, yalnızca her dönem başında aranan bir kriter olduğu;
Diğer yandan dava konusu 11. maddenin 5. fıkrasında, bir seçmeli ders için yeterli talebin olmamasından dolayı açılamayan derslerin millî eğitim müdürlüklerinin onayına bağlı olarak merkezi bir okul/okullarda açılabilabileceği ve farklı okul öğrencilerinin kayıtları okullarında kalmak üzere seçimlik dersleri bu okul/okullarda almalarının sağlanabileceğinin düzenlendiği;
Bu kapsamda, eğitim verilecek derslik ve bu dersleri verecek öğretmen sayısındaki yetersizlik nedeniyle tesis edildiği anlaşılan dava konusu düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı;
Aynı maddenin 4. fıkrasında yer alan “Özel öğretim kurumlarında bu şartlar aranmaz.” cümlesi yönünden;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesi, 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 1 ve 6. maddeleri ile 20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 4. maddesinin (g) bendi belirtilerek;
Anayasa’da “eşitlik” ilkesinin amacının eylemli değil, hukuksal eşitlik olduğu, aynı hukuki durumda olanların aynı, ayrı hukuki durumda olanların ayrı kurallara tabi tutulmasının eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmayacağı;
5580 sayılı Kanun’da, kurumlarda uygulanacak öğretim programı ve haftalık ders çizelgesinin, resmî kurumlarda uygulanan usûl ve esaslar çerçevesinde belirleneceği ve Bakanlıkça uygun bulunması durumunda farklı öğretim programlarının ve haftalık ders çizelgesinin de uygulanabileceğinin hüküm altına alındığı, özel öğretim kurumlarının, resmi/özel eğitim kurumları ve özel eğitim sınıflarında verilen eğitimin içeriği ve öğrenci profilinin de farklı olması nedeniyle, bu kurumların ders seçimi hususunda diğer ortaöğretim kurumlarından farklı uygulamaya tabi olmasının eşitlik ilkesine aykırı olmadığı;
Yönetmeliğin 58. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinde yer alan “Gerektiğinde cumartesi ve pazar günlerinde de yapılabilir.” cümlesi yönünden;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 99 ve 103. maddeleri ile Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar’ın 4. maddesinin (k) bendi, 8 ve 12. maddeleri ile dava konusu düzenlemenin birlikte değerlendirilmesinden, sorumluluk sınavlarının hafta içi dersleri aksatmayacak şekilde yapılmasının esas olduğu, olası bir aksaklık durumunda öğrencilerin sorumluluk sınavına girebilmesini sağlamaya yönelik bir tedbir olarak dava konusu düzenlemenin yapıldığı, tatil olan cumartesi ve pazar günleri sınav yapılabilmesinin ihtiyaç halinde idarenin takdirinde olduğu, zorunluluk arz eden bir uygulama olmadığının anlaşıldığı;
Bu durumda; dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı;
Yönetmeliğin 64. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “okul öğrenci ödül ve disiplin kurulunun da görüşü alınarak” ve “10 puandan fazla davranış puanı indirilmiş ve iade edilmemiş olanlar ile” ibareleri yönünden;
01/09/2018 ve 30522 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 28. maddesiyle dava konusu edilen ibarelerin madde metninden çıkarıldığı, davacının, dava açmaktaki hukuki amacının ve menfaatinin gerçekleştiği, bu kısım yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle;
Dava konusu Yönetmeliğin;
-94. maddesinin 3. fıkrası ile 164. maddesinin 2. fıkrasının (ç) ve (l) bentleri, 3. fıkrasının (k) bendi, 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan “veya sosyal medya üzerinden” ve 3. fıkrasının (r) bendinde yer alan “sosyal medya yoluyla” ibaresi, 2. fıkrasının (ğ), 3. fıkrasının (m) ve 4. fıkrasının (l) bentlerinde yer alan “veya sosyal medya yoluyla” ibareleri yönünden davanın ehliyet yönünden reddine,
-64. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “okul öğrenci ödül ve disiplin kurulunun da görüşü alınarak” ve “10 puandan fazla davranış puanı indirilmiş ve iade edilmemiş olanlar ile” ibareleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
-11. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “en az 10” ve “Özel öğretim kurumları” ibareleri ile 58. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinde yer alan “Gerektiğinde cumartesi ve pazar günlerinde de yapılabilir.” cümlesi yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, iptal davalarında menfaat ihlali koşulunun işlemin hukuka uygunluğunun denetlenmesini engellemeyecek şekilde yorumlanması gerektiği, 94 ve 164. maddelerin sendika üyeleriyle ilgili olduğu, düzenleyici işlemin davanın açıldığı tarihteki hukuki duruma göre incelenmesi gerektiği, dava konusu 64. maddede Danıştay Sekizinci Dairesinin 27/11/2014 tarih ve E:2014/6589 sayılı kararı uyarınca değişiklik yapıldığı, bu nedenle maddenin esasının incelenmesi gerektiği, diğer yandan belirli bir sayıya ulaşılmaması durumunda öğrencilerin seçmedikleri derslere yerleşmelerinin söz konusu olabileceği, 58. maddenin dava konusu kısmının belirsiz olduğu, gereken hallerin neler olduğunun, ücretlendirmenin nasıl yapılacağının anlaşılamadığı ve düzenlemenin angarya yasağına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci ve İkinci Daireleri Müşterek Kurulunca verilen kararın, usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile Müşterek Kurul kararının davanın ehliyet yönünden reddine ve karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının bozulması, davanın reddine ilişkin kısım yönünden ise istemin reddi ile kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Üyeler …, …, …, … ve …’in, davacı Sendikanın, Sendika Tüzüğü’nde yer alan faaliyet alanı dikkate alındığında, Anayasa’nın “Sendika kurma hakkı” başlıklı 51. maddesi ile 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetleri” başlıklı 19. maddesi uyarınca, dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “en az 10” ve “Özel öğretim kurumları” ibareleri yönünden, ayrıca … ve …’in dava konusu 64. maddenin 1. fıkrasında yer alan “10 puandan fazla davranış puanı indirilmiş ve iade edilmemiş olanlar ile” ibareleri yönünden de dava açma ehliyetinin bulunmadığı yönündeki oylarına karşılık; eğitim ve öğretim hizmet kolunda faaliyet gösteren davacının, bu alanda düzenlemeler içeren dava konusu Yönetmeliğin iptalini istemekte ehliyetli olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek, işin esasına geçildi:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrasında, “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinde iptal davası; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı oldukları ileri sürülen idari işlemlerin iptalleri amacıyla menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan dava olarak tanımlanmıştır.
Anılan Kanun’un 28. maddesinin 1. fıkrasında ise; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye ve eylemde bulunmaya mecburdur.” hükmüne yer verilmiştir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 3. maddesinin (f) bendinde; sendika, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar olarak tanımlanmış; aynı Kanun’un 19. maddesinin (f) bendinde de; üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak sendikaların görevleri arasında sayılmıştır.
Öte yandan, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu Daire kararının davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmı incelendiğinde;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasında yer alan iptal davasının açılabilmesi ve idari yargı mercilerinin bu davayı ön koşullar yönünden kabul edebilmesi için anılan Kanun’un 14. maddesi uyarınca dava dilekçeleri “ehliyet” yönünden de incelenmektedir.
Dolayısıyla, iptal davası açılabilmesinin ön koşullarından biri, davacının objektif ve subjektif dava ehliyetinin olmasıdır. Davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü için idari işlemin davacının meşru, kişisel ve güncel bir menfaatini ihlal etmesi gerekmektedir. İptal davalarında, dava konusu işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinin saptanması davacının bu davada ehliyetinin (subjektif ehliyetinin) bulunduğu, dolayısıyla davanın esasının incelenmesine geçilebileceği sonucunu yaratmaktadır.
Bu itibarla, bir idari faaliyet ile, dava açma ciddiyetini sağlamaya yetecek ölçüde muhatap olup, menfaat ilgisini kuran kişi ve kuruluşlar söz konusu faaliyetle ilgili idari işlemlerin iptali istemiyle dava açabilirler.
Somut uyuşmazlığa gelindiğinde, davacı Sendikanın, dava konusu Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 94. maddesinin 3. fıkrası ile 164. maddesi açısından menfaatinin, dolayısıyla dava açma ehliyetinin değerlendirilebilmesi için anılan maddelerde düzenlenen hususların ve Sendika Tüzüğünün birlikte incelenmesi gerekmektedir.
Davacı Sendika’nın Tüzüğünün 2. maddesinde; Sendikanın amaçları arasında, insan hakları ve temel özgürlüklerin bütünlüğü içinde, din, dil, ırk, cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, siyasal düşünce farkı gözetmeksizin bütün üyelerinin ekonomik, demokratik, akademik, sosyal, kültürel, hukuksal, siyasal, mesleki özlük hak ve çıkarlarını koruyup geliştirmeyi, üyelerine insanca bir yaşam düzeyi sağlamayı savunduğuna işaret edildiği, 3. maddesinde, üyelerinin sendikal ve demokratik amaçlar doğrultusundaki mücadelesinde hak ve çıkarlarının ihlal edildiği her durumda her türlü demokratik fiili ve meşru mücadele hakkını kullanacağı, onlar adına gerekli hukuksal girişimde ve yardımda bulunma ve çocukların hakları ve eğitimi ile ilgili temel hakları ve özgürlükleri takip etme ve savunmanın Sendika’nın amaçları arasında sayıldığı, 5. maddesinde Sendikanın, Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri hizmet kolunda kurulduğu, bu hizmet koluna, eğitim, öğretim ve bilim alanındaki tüm iş yerlerinin dâhil olduğunun belirtildiği ve 6. maddesinde, hizmet koluna dahil işyerlerinde çalışan herkesi hiçbir ayrım gözetmeksizin ve başka bir nitelik aranmaksızın üyeliğe kabul edeceğinin düzenlendiği görülmektedir.
07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 94.maddesinin 1.fıkrasında, ortaöğretim kurumlarında ihtiyaç duyulan alanlarda görev yapacak olan bahçıvan, şoför, hemşire gibi diğer personelin kimler olduğu belirtilmiş, anılan maddenin dava konusu 3. fıkrasında ise “Kadrolu personel dışında, ücretleri genel bütçe veya bütçe dışı kaynaklarca karşılanarak hizmet satın alma yoluyla çalıştırılacak personelin görevlerine ilişkin esas ve usuller sözleşmeyle belirlenir.” kuralına yer verilmiş, aynı Yönetmeliğin 164. maddesinde ise; ortaöğretim kurumlarında eğitim gören öğrencilerin disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller düzenlenmiştir.
Davacı tarafından, dava dilekçesinde, 94.maddenin 3.fıkrasının eğitim kurumlarında görülen hizmetin asli ve sürekli olduğu, hizmet satın alınması halinde bedelin karşılanması için bağış toplanmasına yol açacağı, bu nedenle hukuka aykırı olduğu, 164. maddesi ile de eğitim bilimiyle ve disiplin hukukuyla bağdaşmayan düzenlemeler yapıldığı ileri sürülerek dava açıldığı, temyize konu Daire kararında anılan maddeler yönünden davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi üzerine, bu iddialara ek olarak temyiz dilekçesinde, iptal davalarında menfaat ihlali koşulunun işlemin hukuka uygunluğunun denetlenmesini engellemeyecek şekilde yorumlanması gerektiği, 94 ve 164. maddelerin sendika üyeleriyle ilgili olduğu, düzenlemelerin Sendikalarının menfaatini ilgilendirdiğinin ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Yönetmeliğin 94. maddesinin 3. fıkrasının, ortaöğretim kurumlarında, diğer personel olarak, bir kamu görevlileri sendikası olan davacı Sendika üyesi olamayacak nitelikteki hizmet satın alma yoluyla istihdam edilecek personel çalıştırılması yönüyle davacı Sendikanın ve ayrıca davacı Sendikaya halihazırda üye olan personelin bu görevlerde istihdam edilmemesi yönüyle de davacının üyelerinin menfaatlerini etkilediği, diğer yandan, öğrencilere yönelik disiplin hükümleri öngören Yönetmeliğin 164.maddesi yönünden de davacı Sendikanın ileri sürdüğü iddialar bağlamında üyelerinin menfaatinin etkileneceği anlaşıldığından, davacının, 4688 sayılı Kanun hükümleri ve Tüzüğünde belirtilen amaçları da dikkate alındığında, Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 94. maddesinin 3. fıkrası ile 164. maddesinin muhtelif kısımlarının iptalini istemekte kişisel ve güncel menfaatinin, dolayısıyla dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, bu kısım yönünden de işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken Müşterek Kurulca verilen kararın davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Temyize konu kararın karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı incelendiğinde;
Yukarıda yer verilen Anayasa ve Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden, idarelerin maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan bir yargı kararını “aynen” ve “gecikmeksizin” uygulamaya zorunlu oldukları anlaşılmaktadır.
Öte yandan, yürütmenin durdurulması kararlarının işlemin yürürlüğünü askıya alan, geçici nitelikte kararlar olması sebebiyle, yürütmenin durdurulmasına karar verilen dava konusu işlemlerin halen mevcut olduklarının ve davanın esası hakkında karar verilmesiyle kendiliğinden son bulacaklarının kabulü gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, Danıştay Sekizinci Dairesince 01/03/2016 tarih ve E:2015/9937 sayılı kararıyla 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 01/07/2015 tarih ve 29403 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 64. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “okul öğrenci ödül ve disiplin kurulunun da görüşü alınarak” ve “öğrencilerle davranış puanı indirilmiş ve iade edilmemiş” ibareleri hukuka aykırı bulunarak, bu kısımlar yönünden yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verildiği, davalı idare tarafından bu karara yapılan itirazın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/06/2016 tarih ve YD İtiraz No:2016/320 sayılı kararı ile reddedildiği, davalı idarece söz konusu yargı kararının uygulanması amacıyla 01/09/2018 ve 30522 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 28. maddesiyle anılan ibarelerin madde metninden çıkarıldığı görülmektedir.
Bu durumda, yargı kararının yerine getirilmesi amacıyla, Anayasal ve yasal zorunluluk nedeniyle dava konusu Yönetmelik’te değişiklik yapıldığı anlaşıldığından, Yönetmeliğin 64. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “okul öğrenci ödül ve disiplin kurulunun da görüşü alınarak” ve “öğrencilerle davranış puanı indirilmiş ve iade edilmemiş” ibareleri bakımından davanın konusuz kaldığından söz edilemeyeceğinden, dava konusu düzenleme hakkında işin esasına girilerek karar verilmesi gerekmektedir.
Müşterek Kurul kararının davanın reddine yönelik diğer kısımlarına gelindiğinde ise;
Temyiz edilen kararla ilgili dosyadaki belgelerin incelenmesinden; Müşterek Kurulca verilen davanın reddine ilişkin kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin bu kısımlar yönünden reddi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Danıştay Sekizinci ve İkinci Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu 25/06/2019 tarih ve E:2015/9937, K:2019/6006 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA oybirliği ile,
3. Anılan Müşterek Kurul kararının davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının oyçokluğu, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının ise oybirliği ile BOZULMASINA,
4. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Sekizinci Dairesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 02/06/2021 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Sekizinci ve İkinci Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu 25/06/2019 tarih ve E:2015/9937, K:2019/6006 sayılı kararının dava konusu Yönetmeliğin 94. maddesinin 3. fıkrası yönünden davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın bu kısmının da onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Sekizinci ve İkinci Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu 25/06/2019 tarih ve E:2015/9937, K:2019/6006 sayılı kararının dava konusu Yönetmeliğin 164. maddesinin 2. fıkrasının (ç) ve (l) bentlerinin, 3. fıkrasının (k) bendinin, 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan “veya sosyal medya üzerinden” ibaresinin, 3. fıkrasının (r) bendinde yer alan “sosyal medya yoluyla” ibaresinin, 2. fıkrasının (ğ), 3. fıkrasının (m) ve 4. fıkrasının (l) bentlerinde yer alan “veya sosyal medya yoluyla” ibareleri yönünden davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın bu kısmının da onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.