YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9238
KARAR NO : 2015/9150
KARAR TARİHİ : 18.06.2015
MAHKEMESİ : SÖĞÜT ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/12/2013
NUMARASI : 2013/101-2013/279
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, eski hale getirme, maddi tazminat davası sonunda, yerel mahkemece elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme isteğinin kabulüne, maddi tazminat isteğinin kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi .. . raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve maddi tazminat isteklerine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanları Mustafa adına kayıtlı 128 ada 214 parsel sayılı taşınmaza davalının izin almadan altın madeni sondaj çalışmaları yaparak haksız yere müdahale ettiğini, tarım arazisi vasfında olan taşınmazın kullanılamayacak hale getirildiğini, bu konuda savcılığa yaptıkları suç duyurusu neticesinde Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesine, taşınmazın eski hale getirilmesine ve şimdilik 5.000.-TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı vekili, iddianın doğru olmadığını, sözlü muvafakate istinaden sondaj çalışması yapılıp taşınmazın eski haline getirildiğini, davacı Yeşim’e sondaj analiz raporlarının verilmemesi üzerine şikayette bulunup ayrıca eldeki davanın açıldığını, ceza dosyasında da beraat kararı verildiğini, işlemler sırasında da zehirli kimyasallar kullanılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıların iddiasının sabit olduğu gerekçesi ile elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme isteğinin kabulüne, maddi tazminat isteğinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu, böyle bir davada, 1086 sayılı HUMK’nın 413. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen tazminat ve eski hale getirme bedeli toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın, hükmedilmesi istenen tazminat miktarı üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, el atmanın önlenmesi ve eski hale getirme isteği yönünden harç yatırılmadığı gibi, yargılama sırasında bu yönlerden harç ikmali de yapılmadığı anlaşılmaktadır.
./..
Bilindiği üzere; 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hâl böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi ve eski hale getirme istekleri ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün belirtilen nedenle (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.