YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18942
KARAR NO : 2015/12290
KARAR TARİHİ : 02.07.2015
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/07/2014
NUMARASI : 2013/163-2014/371
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi-muarazanın giderilmesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın usulden reddine, birleşen davada mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde asıl ve birleşen dava davacıları ve asıl ve birleşen dava davalısı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri murisi Ş.A.’ın mülkiyeti V.. M..’ne ait olup, M. A. kütüğünün Altındağ İlçesi,….. Mahallesi Acıçeşme Sokak’ta bulunan 187 ada 12 parselde kayıtlı Kadim Tarihi Ş.H.’nın kiracısı ve işleticisi olduğunu, hamam suyunun Kadim’den beri müştemilatı ile birlikte ve çalışır vaziyette olduğunu, bu suyun Kadim’den beri hamama bağlı olarak vakfedilmiş olduğunu, 831 sayılı Yasa yürürlüğe girdiği tarihe kadar bu şekilde kullanıldığını, daha sonra bu suyun belediye devrinin sağlandığını ve doğal kaynaktan gelen bu sudan hamamın yararlanması engellenerek şehir suyu şebekesinden su bağlandığını, bu durumda kullanılacak su için 831 sayılı Yasa’ya göre ücret alınmaması gerekirken davalı tarafından müvekkillerinin murisinin abonelik sözleşmesi yapmaya zorlandığını ve sözleşmeye göre ücret tahakkuk ettirildiğini, bunun üzerine Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1993/36 Esas sayılı dosya ile davalı aleyhine açılan davada muarazanın men’ine, abonelik sözleşmesinin feshine ve güvence parasının iadesine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, buna karşın davalının muaraza yaratarak müvekkillerinin murisine 379.520,07 TL ücret tahakkuk ettirdiğini, daha sonra sayacı söktüğünü, yapılan işlemlerin yasaya ve kesinleşmiş mahkeme kararına aykırı olduğunu ileri sürerek, abonman sözleşmesinin geçersiz olduğunun tespitine, hamam suyuna el atmanın önlenmesine ve muarazanın giderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların Ş. A.’ın mirasçısı sıfatıyla dava açma ehliyetlerinin bulunmadığını, hamamın …… İşletmesi Tic. Ltd. Şti. tarafından işletilmekte olduğunu, davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, kar amacıyla kurulmuş bir işletmenin ücret ödemeden sınırsız su kullanamaycağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin halen kiracısı ve işletici olduğu tarihi ve mimari özellikleri bulunan ….. Hamamının müvekkili şirketin kurulmasından önce Şevket Aslan tarafından işletilmekte olduğunu, Ş. A.’ın ölümü üzerine işletmeyi bir süre mirasçılarının devam ettirdiğini, daha sonra aile büyükleri tarafından müvekkili şirketin kurulduğunu, kira sözleşmenin bu şirket ile yenilendiğini, hamamın suyunun kadimden beri tüm müştemilatıyla birlikte hizmette ve çalışır vaziyette olduğunu, bu suyun hamama bağlı olarak vakfedildiğini, 831 sayılı Sular Kanununun yürürlüğe girmesinden beri bu şekilde kullanıldığını, daha sonra suyun belediyeye bağlandığını ve doğal kaynaktan gelen sudan hamamın da yararlanmasının engellenerek şehir suyu şebekesinden su bağlandığını, bu durumda kullanılacak su için ücret alınmaması gerektiğini, davalı tarafından Ş. A.ın abonelik tesisine zorlandığını ve kendisine su ücreti tahakkuk ettirildiğini, Ş. A. tarafından dava açıldığını ve dava sonucu davalı idare tarafından kadim suya vaki muarazanın ve müdahalenin menine davacının davalı ile imzalamış olduğu su abonman sözleşmesi nedeniyle idareye ödenen 525.000,00 TL’nin davalıda alınarak davacıya ödenmesine karar verildiğini, kesinleşmiş mahkeme kararına rağmen davalının bir süredir Ş. A. adına su ücreti tahakkuk ettirdiğini ileri sürerek, kesinleşmiş mahkeme kararına rağmen davalı tarafından feshedilmemiş olan su abonman sözleşmesinin geçersiz olduğunun ve yeni bir su abonman sözleşmesi imzalanmasına gerek bulunmadığının tespitine, müvekkilinin kiracı sıfatıyla işlettiği vakıf …. Hamamı’nın suyuna davalı tarafından yapılan muarazanın ve müdahalenin önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, asıl davada; davalı tarafından davacıların miras bırakanı Ş. A. adına borç çıkarıp icra takibine girişildiği davaya konu hamamın 01/01/2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile …..Hamam İşletmesi Ticaret Ltd.Şti. tarafından kiralandığı ve bu şirket tarafından işletildiği, davacıların miras bırakanı aleyhine icra takibine girişilmiş ise de, davacı mirasçıların Ş. A.’ın ölü olduğunu öğrendikten sonra davalı A.S.K.İ. tarafından mirasçıları aleyhine herhangi bir takip veya dava açıldığının iddia ve ispat edilmediği, davacı Ş. A. mirasçılarının işbu davayı açmada aktif dava ehliyetleri bulunmadığı, aktif dava ehliyetlerinin dava şartı olup, davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gerekçesiyle davanın dava şartı şartı olan aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, birleşen dava için ise; davanın muarazanın giderilmesi istemine ilişkin olduğu, davacının ticari şirket, davalının ASKİ olması nedeniyle TTK’nun 4/1. maddesi gereğince uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmasına göre bu tür uyuşmazlıkların görüm ve çözüm yerinin Ticaret Mahkemesinin görevi dahilinde olduğu gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Hüküm asıl dava davacıları vekili, birleşen dava davacısı vekili ve asıl ve birleşen dava davalısı ASKİ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Birleşen dava hakkında; Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
Asıl davaya ilişkin hükme gelince;
TTK’nun 4.maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır.Anılan maddenin 1.fıkrasında “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda…”sayılan davaların ticari dava olduğu öngörülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 12. maddesinde “Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir” hükmünü içermektedir.
26/06/2012 tarihinde kabul edilen ve 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 6335 sayılı yasanın 2.maddesinde, “6102 sayılı Kanun’un 5.maddesinin başlığı” 2. ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler” şeklinde, 1. fıkrasında yer alan “davalara” ibaresi ise davalar ve ticari nitelikteki “çekişmesiz yargı işlerine” şeklinde 3.ve 4. fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır”. şeklinde düzenlenmiştir.
TTK’nun 19.maddesinde “Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır.Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır” hükmü bulunmaktadır.
Somut olayda, davacıların murisinin, mülkiyeti V.. M..’ne ait Şengül Hamamının kiracısı ve işleticisi olduğu anlaşıldığından mahkemece TTK’nun 5/1.maddesi uyarınca davanın ticaret mahkemesinin görevinde olup olmadığı tartışılıp dava tarihinde yürürlükte bulunan 26.06.2012 tarih ve 6335 sayılı yasanın 2/2.maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu hususu değerlendirilip öncelikle bu hususta bir karar vermesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.