YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/13188
KARAR NO : 2015/15941
KARAR TARİHİ : 20.10.2015
Tebliğname No : KYB – 2015/245488
Mahkemesi : Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Tarihi : 27/01/2011
Esas-Karar No : 2011/61 D. İş
Taksirle ölüme neden olma suçundan şüpheli T.. A.. hakkında yapılan soruşturma sonucunda Milas Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 12/11/2008 tarihli ve 2008/5325 soruşturma, 2008/2587 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararını müteakip, yeni delil elde edildiği iddiası ile kamu davası açılması talebine ilişkin aynı Cumhuriyet Başsavcılığının 28/06/2010 tarihli ve 2010/3670 soruşturma, 2010/1675 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı sonrası itirazın reddine dair mercii Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/01/2011 tarihli ve 2011/61 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre;
1-Milas Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 12/11/2008 tarihli ve 2008/5325 soruşturma, 2008/2587 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tebliğ tarihinden sonra 15 günlük sürede itirazda bulunulmadığı, 24/06/2010 tarihli dilekçesinin ise itirazı içermediğinden bahisle yazılı şekilde itirazın reddine karar yerilmiş ise de: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun karar başlığı altındaki 271/2. maddesine göre, itiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verilmesi gerektiğinin belirtildiği, bu nedenle süre yönünden red kararı verilmesi gerektiğinde incelenen kararın esas yönünden incelenmeksizin reddi gerektiği hâlde yazılı şekilde esas yönünden inceleme yapılarak itirazın reddine karar verilmesinde,
2-Kabule göre, şikâyetçi vekili tarafından ibraz olunan 24/06/2010 tarihli dilekçede, dava konusu olan aracın sürücüsünün farklı olduğu ve bu yönde tanıkların bulunduğunu belirttiği, olay yeri inceleme raporunda, yolun Kayabaşı Köyüne gidiş istikametinde sağ tarafında yol kenarında yol düzenlemesi esnasında greyderin yol düzenlenmesi esnasında yolu kazıyarak yol kenarına yığmış olduğu yaklaşık (60-70) cm. yüksekliğinde kum yığınının olduğunu, aracın ön kısmından Kayabaşı köyü yönünde (15) metre mesafede kenarda yığılmış vaziyette olan kum yığınının dağılmış olduğunu, bu noktadan aracın bulunduğu noktaya kadar yerde araç sürtünme izleri ve araç parçalarının ve araç içerisinde saçılan malzemelerin olduğunun belirtildiği; buna karşılık Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğuna ilişkin bir araştırma yapılmadığı, bu kapsamda, “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, iddianın doğruluğunun ve maddi gerçeğin araştırılması bakımından; taraflarca sunulanlardan delil değerini haiz belgeler ile gerekirse, uzman ya da teknik bilirkişi görüşünü içerir kapsamlı inceleme yapılıp, şüpheliye isnat edilen suça ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yarar her türlü delilin re’sen ve etraflıca araştırılıp ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturmaya ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 29.06.2015 gün ve 94660652-105-48-1093-2015/13350/42957 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.06.2015 tarih ve 2015/223746 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/01/2011 tarihli ve 2011/61 değişik iş sayılı kararında öncelikle Milas Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 12/11/2008 tarihli ve 2008/5325 soruşturma, 2008/2587 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ölenin babasına tebliğ edildiği ve süresinde itiraz yoluna başvurulmaması sebebiyle kesinleştiği belirtilmiş, akabinde ise itirazın içeriğinin yeni bir suç duyurusu niteliğinde olduğu ve anılan takipsizlik kararının içeriği itibarıyla doğru olduğu vurgulanmıştır. CMK’nın 271/2. maddesi gereğince kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara karşı itiraz merciince yapılacak işlem, itirazın reddi ya da kabulüne dair karar vermekten ibaret olup, süre yönünden itirazın reddine karar verilmesi halinde ise itiraza konu karar esas yönünden incelenmeksizin talebin reddi gerekir. Mercii tarafından itirazın süre yönünden reddi ile birlikte itiraza konu kararın içeriğinin doğru olduğuna ilişkin değerlendirmesi yasa ve usule aykırıdır.
Öte yandan ölenin eşi tarafından verilen 24.06.2010 tarihli dilekçe içeriğinden soruşturmaya konu aracın ölen eşi değil de, olayda yaralanan Akın Sarı tarafından kullanıldığına ilişkin tanıkların bulunduğunun, yine olayda yol yapımını sürdüren Karayollarının da işaretleme hatasının bulunduğunun ileri sürülmesi ve soruşturmaya bu yönlerden devam edilmesi gerektiğinin bildirilmesi karşısında, CMK’nın 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açması, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermesi gerekmektedir. Dolayısıyla kanun yararına bozmaya konu dosyada itiraz merciince, Cumhuriyet savcısının CMK’nın kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi,
İsabetsiz olup, kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/01/2011 tarihli ve 2011/61 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.10.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.