Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/7484 E. 2015/10205 K. 03.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7484
KARAR NO : 2015/10205
KARAR TARİHİ : 03.06.2015

MAHKEMESİ : ANKARA 15. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/12/2011
NUMARASI : 2010/54-2011/385

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde, davalı abonenin elektrik tüketimi nedeniyle tahakkuk eden faturaları ödemediğini, ödenmeyen faturalarla ilgili yapılan icra takibine davalı borçlunun kısmen itiraz ettiğini, haksız itiraz nedeni ile icra takibinin durduğunu, davalının abonelik ilişkisini sonlandırmadığı için fatura bedellerinden sorumlu olduğunu ileri sürerek, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra-inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde, müvekkilinin takibe konu borcun 886,32 TL asıl alacak ve bu bedelin ferileri dışında davacı kuruma borçlu olmadığını, müvekkilinin dava konusu yeri 05.09.2006 tarihinde tahliye ettiğini, bu tarihten itibaren ilgili abonelikten elektrik kullanmadığını, ekonomik imkansızlıklar nedeniyle aboneliğin iptal ettirilemediğini, takipteki diğer borçluların, müvekkilinin dava konusu yeri tahliyeleri tarihinden itibaren kullandıklarını, takip konusu borcun, 01.10.2006 ve sonrası dönemlere rastlayan kısmının müvekkiline ait olmadığını, müvekkiline elektrik faturalarının ödenmesi için ihtarname veya elektrik kesme ihbarnamesi tebliğ edilmediğini,davacının elektrik borcunun ödenmemesi üzerine ilk faturanın son ödeme tarihinden itibaren 5 gün geçtikten sonra, aboneliği iptal etmesi gerektiğini, davacının kendi kusuruyla uğradığı zararını müvekkiline ödetmeye çalıştığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafından davalı ve dava dışı bir başka şirket ve yetkilisi hakkında da takip yaptığından, davalının işyerini tahliye ile terk ettiğini bildiği ve bilebilecek durumda olduğunun belirgin olduğu, borcun ödenmemesine rağmen sözleşme hükümleri gereği gerekli elektrik kesme işlemi yapmadığından davacının kusurlu olduğunu, davalının abonesi olduğu işyerini tahliye ederek ayrıldığı 15.09.2006 tarihinden sonra diğer takip borçlularının sarf ettiği elektrik bedellerinden sorumlu olamayacağı anlaşıldığı gerekçesiyle ve hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulü ile davalı hakkındaki takibin asıl alacak ve takip tarihine kadar işlemiş faiz KDV tutarı toplamı 1.516,54 TL üzerinden itirazın iptali ile takibin davalı hakkında bu miktar üzerinden devamına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu icra takip dosyasında, borçluların davalı ve dava dışı bir başka şirket ile bir başka şahsın olduğu, …. nolu aboneden kullanılan enerji tüketim borcu nedeniyle 8.504,68 TL asıl alacak, 2.421,03 TL gecikme zammı, 435,79 TL KDV olmak üzere toplam 11.361,50 TL alacak üzerinden takip yapıldığı, takip dayanağı bedellerin 2006/1. ayı ila 2008/6. ayları arasındaki muhtelif sayıdaki tahakkuklardan kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Davalı icra takibine itirazında, işyerini tahliye ettiği 01.10.2006 ve sonrası dönemlere ait borcun kendilerine ait olmadığını, borcun 886,32 TL’lik kısmını ve bu miktarın ferilerini kabul ettiklerini, bu miktar dışındaki bedele itiraz ettiklerin beyan ettiği görülmüştür.
Uyuşmazlık, aboneliği iptal ettirmedikçe abonenin kullandığı elektrik bedelinden sorumlu olup olmayacağı ve zamanında ödenmeyen elektrik faturalarından dolayı tarife ve yönetmelik hükümleri gereğince davacının elektriği kesmesi gerekirken kesmemesinin, dolayısıyla davacının müterafik kusuru bulunup bulunmadığınedeniyle ana tüketim bedelinden indirim yapılıp yapılmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Elektrik abonelik sözleşmesini imzalayan ve aboneliği devam eden abone, tesisatta kullanılan elektrik bakımından elektrik dağıtım şirketine karşı sözleşme gereği sorumlu olduğu gibi, elektrik sayacının muhafazası konusunda da sorumluluğu devam eder. Buna göre, fiili kullanıcıya karşı rücu hakkı mevcut olan abonenin sözleşmesi iptal edilmediği sürece, fiili kullanıcı ile beraber elektrik dağıtım şirketine karşı kaçak elektrik kullanımı ve normal kullanım bedelinden dolayı müteselsil sorumluluğunun devam edeceği kuşkusuzdur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre abonelik iptal ettirilmedikçe o abonelik üzerinden tüketilen su, elektrik ve doğalgaz bedelinden fiili kullanıcı ile birlikte abone de müteselsilen sorumludur.
Bu durumda, aboneliğini iptal ettirmeyen ve kaçak kullanıma sebebiyet veren abone davacının sözleşme nedeni ile sorumlu bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Nitekim, aynı ilkeler HGK 27.04.2011 tarih ve 2011/19-104 E.-239 K.sayılı kararında da benimsenmiştir.
Somut olayda; davalının taşınmazı terk ettiği 15.09.2006 tarihi sonrasında dava konusu tüketim bedellerinden sorumlu olmadığı kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da, taşınmazın terk tarihinden sonra aboneliği iptal ettirmeyen davalı, yukarıdaki alınan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, taşınma tarihinden sonraki tüketimlernden de sorumludur.
Hâl böyle olunca; mahkemece yapılacak iş, dosyanın önceki bilirkişi dışında, yeniden konusunda uzman mühendis bir bilirkişiye tevdiyle, davacı idarenin davalıdan talep edebileceği bedellerin hesaplanarak, tereddüte mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi için hüküm kurmaya ve Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde rapor alınarak, varılacak sonuç dairesinde hüküm kurulması gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

Bundan ayrı, davacı tarafın talebi olmasına rağmen icra inkar tazminatı yönünden mahkemece olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemesi de usul ve yasaya uygun görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ;Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.