YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1055
KARAR NO : 2015/15966
KARAR TARİHİ : 21.10.2015
Tebliğname No : 12 – 2014/196445
Mahkemesi : Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi : 18/02/2014
Numarası : 2013/715 – 2014/66
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
2863 sayılı Kanunun 65. maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin Resmi Gazetenin 13.10.2012 tarih ve 28440 sayılı nüshasında yayınlanan 2011/18 Esas, 2012/53 Karar sayılı 11.04.2012 tarihli kararıyla iptal edilmiş ise de, sanığın üzerine atılı eylemin suç olmaktan çıkartılmadığı, 08.10.2013 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde eylemin yaptırım altına alındığı ve 6498 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1 maddesinde öngörülen yaptırım miktarında sanık lehine herhangi bir değişiklik olmadığı anlaşılmakla, tebliğnamede bu yöndeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesine göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edileceği; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulacağı;
Belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 10.03.1978 tarih, A-1013 sayılı kararıyla tescil edilen ve Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 08.09.1993 tarih, 1751 sayılı kararıyla 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanı ilan edilen bölge içerisinde yer alan Aksaray ili, Yeşilova kasabası, Acemhöyük sınırları içerisinde yer alan ve sanık adına kayıtlı olan 3731 sayılı parselde, sanık tarafından izin alınmadan tek katlı, briketten ahır yapıldığı, bu durumun Aksaray Müze Müdürlüğü görevlilerince tespit edilmesi üzerine sanık hakkında soruşturmaya başlanıp, hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan davanın açıldığı, davaya konu taşınmazın tapu kaydında, taşınmazın sit alanı ilan edilen bölge içerisinde yer aldığına ilişkin şerhin mevcut olmadığı, ancak sanığın verdiği 14.09.2013 tarihli ifadesinde bölgenin 3. derece arkeolojik sit alanı içerisinde yer aldığını bildiğini beyan ettiği, ayrıca dosya kapsamından sanığın 23.03.2009 tarihli dilekçesi ile Aksaray Müze Müdürlüğü’ne başvuru yaparak, arazisi içerisine ahır yapabilmek için izin istediği, bunun üzerine Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 29.06.2009 tarih, 3114 sayılı kararıyla, konu hakkında Müze Müdürlüğünün yapacağı sondaj kazısının sonucuna göre karar verilebileceğinin belirlendiği, ancak buna rağmen sanık tarafından sondaj kazısının yapılması beklenmeden davaya konu inşaatı yaptığı, bu nedenlerle sanığın izinsiz yaptığı inşaatın 3. derece arkeolojik sit alanı içerisinde bulunduğunu bildiğinin kabul edilmesi gerektiği, sanık ifadeleri ve 02.12.2013 tarihli olay yeri keşfi tutanağından anlaşılacağı üzere, sanığın izin almadan yaptırdığı ahır binasını kaldırmadığı ve halen kullanılmakta olduğu, bu nedenlerle sanığın eyleminin 2863 sayılı Kanunun 65/b. maddesi kapsamında fiziki ve inşai müdahale niteliğinde olduğu anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, bu nedenle beraatine, olmadığı takdirde hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53/1-c maddesinde belirtilen güvenlik tedbirinin, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca cezası ertelenen sanık hakkında sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından uygulanamayacağı gözetilmeksizin, anılan hak yoksunluğunun tamamen uygulama dışı bırakılması,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının onuncu paragrafı hükümden çıkarılarak yerine “Sanığın cezası ertelendiğinden, 5237 sayılı TCK’nın 53/3 maddesi uyarınca, aynı Kanunun 53/1-c maddesinde belirtilen kişisel hak yoksunluğunun, sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından uygulanmasına yer olmadığına, diğer kişiler yönünden hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, 53/1-e maddesinin ise uygulanmasına yer olmadığına” şeklinde düzeltilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün, isteme aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.