YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/20180
KARAR NO : 2015/16021
KARAR TARİHİ : 21.10.2015
Tebliğname No : 12 – 2014/125653
Mahkemesi : Kelkit Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 13/02/2014
Numarası : 2011/118 – 2014/14
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
2863 sayılı Kanunun 4. maddesinde “haber verme zorunluluğu” başlığı altında taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını bulanların, malik oldukları veya kullandıkları arazinin içinde kültür ve tabiat varlığı bulunduğunu bilenlerin veya yeni haberdar olan malik ve zilyetlerin, bunu en geç üç gün içinde, en yakın müze müdürlüğüne veya köyde muhtara veya diğer yerlerde mülki idare amirlerine bildirmeye mecbur oldukları belirtilmiş, buna aykırı hareket edenlerin cezası aynı Kanunun 67/1 maddesinde düzenlenmiş olup, somut durumda, suç tarihinde edinilen istihbari bilgiler çerçevesinde, sanık tarafından işletilen kafenin önünde bir kısım kültür varlıkları bulunduğunun öğrenilmesi üzerine, kolluk görevlilerince usulüne uygun olarak yapılan aramada, bir adet mezar taşı ve bir adet yazıt bulunduğu, ele geçen bu parçalar üzerinde tarafsız arkeolog bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemede, eserlerin 2863 sayılı kanun kapsamına girdiğinin belirtildiği, sanığın savunmalarında, ele geçen eserleri bulduğunu, ancak bu eserlerin niteliğini ve bildirim yükümlüğünün olduğunu bilmediğini beyan ettiği, dava konusu eserlerin dosya kapsamında mevcut resimleri incelendiğinde, niteliği herkes tarafından bilinebilecek mahiyette olduklarının anlaşıldığı, bu kapsamda sanığın savunmasına itibar edilemeyeceği, sanığın dava konusu eserleri 2863 sayılı Kanunun 4. maddesinde belirtilen üç günlük bildirim süresi içerisinde yetkili mercilere bildirmediği ve üzerine atılı olan suçun sübuta erdiği, anlaşılmış olup,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, hükmün gerekçeli olmadığına, teşdide ve eksik soruşturma ile karar verildiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine; ancak;
1-TCK’nın 50/6. maddesinde bulunan “yaptırımın” ibaresinin 01/03/2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5739 sayılı Kanunun 4. maddesi ile “tedbirin” olarak değiştirilmesi ile sözü edilen maddenin birinci fıkrasının “a” bendi uyarınca hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi seçenek yaptırım, diğer bentlerde düzenlenen hususların ise seçenek tedbir niteliğinde olduğu, TCK’nın 50/6. maddesinde hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesinin sonuçlarının düzenlediği, somut durumda ise sanık hakkında bir tedbir niteliğini haiz olmayan, kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği, kaldı ki bu durumun hükmün tesisi aşamasında değil, hükmün kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında nazara alınacağı hususu gözetilmeksizin, infazı kısıtlayacak şekilde kısa süreli hapis cezasından çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde TCK’nın 50/6. maddesi gereğince kısa süreli hapis cezasının tamamen infaz edileceğinin ihtarına karar verilmesi,
2- TCK’nın 58/6. maddesinde tekerrür halinde hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği ve ayrıca mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının öngörüldüğü, mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin yer aldığı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108. maddesinde ise, yalnızca mükerrirler hakkında tayin olunan özgürlüğü bağlayıcı ceza olan hapis cezalarının ne şekilde infaz edileceği belirtilmiş olup, bu maddede adli para cezasının infazı konusunda her hangi bir düzenlemenin bulunmadığı, 5275 sayılı Kanun’un 106. maddesinde adli para cezasının infazı düzenlenmiş olup, bu maddede mükerrirler hakkında hükmolunan adli para cezasının infazına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği, bu durumda, TCK’nın 58, 5275 sayılı Kanun’un 106 ve 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında adli para cezasına hükmedildiği için, TCK’nın 58. maddesi gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususlarda aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün hükmün, TCK’nın 50/6. maddesi ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin ilgili paragraflarının hükümden çıkarılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.