Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2013/6255 E. 2015/40319 K. 22.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6255
KARAR NO : 2015/40319
KARAR TARİHİ : 22.04.2015

MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Belli bir olay ile ilgili suç işlediği izlenimini veren ve hakkında herhangi bir araştırma yapılan kişi, şüpheli statüsüne girer. Şüpheli muhakeme hak ve yetkilerine sahiptir.
Yargılanacak her uyuşmazlıkta; şüphelilik, uyuşmazlığın somut olması ve uyuşmazlığın çözümü şeklinde özellikler vardır. O halde önce olay öğrenilmelidir. Yani sübut konusunda bir hükme varılır. Sübut (veya ispat) meselesi maddi mesele olup, bu konu geçmişteki olayı zihnimizde yeniden yaratmak, yani nasıl meydana geldiğini belirlemektir. Olay belirlendikten sonra, olaya uygulanacak hukuki norm ve bunun olayın tipine uygun olup olmadığı konusunda sonuç çıkarılır. Maddi durumun tespiti, hukuki durumun tespitidir.
Hakim bugüne dayanarak dünü öğrenir. Dün hakkındaki şüphesini, deliller sayesinde yener. Şüphenin yenilmesi yerini belirliliğe terk eder.
Delillerin gösterdiği, objektif bakımından bir ihtimaldir. Buna rağmen ihtimal, belli bir dereceye gelince, kanaat (kanı) olacaktır. Şüphe yerini kanaate bıraktığında, ispatta aranan belirlilik ortaya çıkar. Her olayda lehe ve aleyhe deliller vardır.
Kanaati meydana getiren delillerin tek tek değerlendirilişi kadar hep birlikte değerlendirilmesi de mümkündür. Deliller bütünlük teşkil ediyorsa, bir bütünün birbiri ile uyuşan ve birbirini tamamlayan parçaları ise, bu hakiki delildir. İspat konusu, gerçeğin bir parçası olan olay hakkında hüküm vermektir.Bu günden maksat da, varlığını duygularımızla öğrendiğimiz şeylerdir. İşte “delil” budur.
Delillerin bugünün akılcı anlayışına göre, hakimin kanaati, ispat edilmesi istenen olayların tahlil ve tetkiki ile lehe ve aleyhe bütün şartları tenkit ve değerlendirmesinin mahsulü olacaktır. İspat edilmesi gereken şüpheli olandır. Yağma suçu çoğu kez tanığı bulunmayan mağdurun beyanları ile karar verilen suçlardandır. Mağdurun bu beyanlarının da kendi içerisinde istikrarlı, birbiri ile örtüşen ve delillerle doğrulanan nitelikte olması gerekir. Bu genel ilkeler ışığında;
Somut olaya gelince;
… Belediyesi temizlik işlerinde çalışan yakınanın 30.06.2009 tarihinde Cumhuriyet Savcılığına yaptığı müracaat ile, “Yaklaşık iki hafta önce gece saat 02.30 sularında işten çıkıp yalnız olarak evine gittiği sırada Balçova’da kahvehaneden tanıdığı sanığın yanında (açık eşkallerini vermediği) iki kişi olduğu halde karşısına çıkıp para istemeksizin ‘akıllı ol seni dağa kaldırırız, oğlum sen bizi tanımıyorsun gelir seni evinden kaldırırız kimse de seni elimizden alamaz’ diyerek tehditte bulunduğunu, yanındakilerden uzun boylu zayıf yapılı olanın kendisine bir yumruk attığını, bira şişesini yere vurarak kırdığını, olayın büyüyeceğini düşünerek kaçtığını, bu tarihten beri ‘parası olan olmayana bakacak, bana para vereceksin, seni asarım, seni gelir evinden alırım, çoluğunla çocuğunla vedalaş’ şeklinde sözler söyleyen sanıkça tehdit edildiğini, kafe çalıştıran…’in bu olaya tanık olduğunu, 28.06.2009 günü de “abla” diye hitap ettiği tanık Melek’in kendisini telefonla arayıp ‘… bulunduğun yeri acele terk et,… (sanık) araba ile üç dört kişi geldi seni arıyor, … (yakınan) bize 100 milyar verecek diyor, ben de senin yerini söyledim, bulunduğun yeri hemen terk et’ diye uyardığını, bu nedenle bulunduğu yeri terk ettiğini, yine 26.06.2009 günü saat 15:26’da kullandığı … no’lu telefonunu… nolu telefondan arayan sanığın ‘oğlum çocuklarınla vedalaştın mı, iki gün sonra geliyorum, seni evinden alacağım’ diyerek tehdit edip ana avrat sinkaflı küfrettiğini, sanıkla arasında borç-alacak ilişkisi olmadığını, sanığa herhangi bir ödemede bulunmadığını, yaralanmadığını ve doktor raporu istemediğini” beyanla şikayetçi olduğu,
Yakınanın mahkemenin 20.01.2010 tarihli oturumunda alınan ifadesinde, “Bir gün belediyede gece vardiyasını tamamlamış eve dönerken sanığın yanında 2 kişi daha olduğu halde ve aralarından birinin elindeki bira şişesini de yere vurup göstererek, ‘Seni dağa kaldırırız, bize para vereceksin, 100.000 TL bulup getireceksin, ailenle vedalaş, gelip seni alacağız’ dediklerini, bu sözleri duyunca olay yerinden kaçtığını, devam eden günlerde … no’lu telefonunun …. no’lu telefondan aranmaya başladığını ve rahatsız olup Savcılığa müracaat ettiğini, hazırlık beyanlarını kabul ettiğini, kendisi ve sanık gibi aynı bay-bayan kahvesine gelen tanıklar … ile …’ın sanığın davranışlarını gördüğünü” söylediği,
Tanık …’in hazırlık aşamasındaki 04.07.2009 günlü beyanında, “Boş zamanlarında gittiği kafeye geldiği için tanıdığı sanığın bir hafta kadar önce gece saat 23:00 sularında gelip, hakkında sağda solda konuşarak dedikodu yapan…’i aradığını, ona haddini bildireceğini söyleyip gittiğini, 02.07.2009 günü (yakınanın müracaat tarihinden iki gün sonrası) öğleden sonra tekrar aynı kafeye gelen sanığın ‘abla ben çıkıyorum, bugün Halil’le işi bitireceğim, bana 100.000 TL verecek’ dediğini” belirttiği, adı geçen tanığın kovuşturma aşamasında ifadesinin alınamadığı,
Tanık …’ın hazırlık aşamasındaki 02.07.2009 günlü ifadesinde, … Belediyesinin karşı sokağında bay-bayan kafesi işlettiğini, sanık ve yakınanı buraya geldikleri için tanıdığını, 15-20 gün kadar önce kafede yakınanın bulunmadığı bir sırada sanığın ‘olan olmayana bakacak’ dediğini, muhtemelen yakınanı kasdettiğini, bu sözü üzerine sanığa ‘sen de onun kadarsın, bir iş bulup çalışsana, çoluğun çocuğun eşin sevinsin’ dediğini, sanığın da gittiğini” söylediği, adı geçen tanığın mahkemenin 02.06.2010 tarihli oturumda ek olarak, “Bir gün yakınandan telefonla görüşme yaparken 100.000 TL para talep edildiğini anladığını, hatta telefonu kapatan yakınana, ‘gelsin, buradan 500.000 verseydim’ diye söylediğini, yakınanın sevgilisi olduğunu” beyan ettiği,
Sanığın savunmalarında, söylemediği bazı sözleri kendisine atfederek hakkında dedikodu yapan yakınanla arasında çıkan tartışma dışında kalan iddiaları ve yağma suçlamasını kabul etmediği anlaşılmıştır.

Bu açıklamalar ışığında;

Tanık …’in, sanığın savunmasını kısmen doğrulayan ve yakınanın müracaat beyanıyla zaman ve içerik bakımından örtüşmeyen söylemleri dikkate alınmadan, yakınanın zamanla değiştirerek geliştirdiği iddiası ile yakınanla arasında birliktelik olduğunu kabul eden tanık …’nın varsayıma dayanan, olayın hangi zaman, zemin ve koşullarda meydana geldiğini tam olarak açıklayamadığı ifadelerine neden üstünlük tanındığı karar yerinde açıklanıp tartışıldıktan,….. no’lu telefon hatlarının olay tarihlerinde kim ya da kimlerin adına kayıtlı olduğu tespit edilerek, görüşme kayıtları da getirtilip yakınanın beyanları ile uyuşup uyuşmadığı saptandıktan sonra, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 22.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.