Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/13987 E. 2015/28862 K. 17.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/13987
KARAR NO : 2015/28862
KARAR TARİHİ : 17.09.2015

Tebliğname No : 15 – 2011/390325

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 22/06/2011
NUMARASI : 2011/115 (E) ve 2011/177 (K)
SANIKLAR : M.. D.., A.. D..
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Suç tarihinde, sanık A.. D..’in müştekiyi cep telefonundan arayarak kendisini polis olarak tanıttığı, akabinde İş Bankasında bulunan hesaplarının boşaltılmış olduğunu belirterek bu durumu düzeltmesi için bir İş Bankası şubesine gitmesi gerektiğini söylediği, müştekinin de buna inanarak Gürsu İlçesi İş Bankası Şubesine gittiği, burada sanığın yönlendirmesi sonucu Şanlıurfa İş Bankasında bulunan sanık Ali’nin hesabına 1000 TL yatırdığı, sanıkların 14.2.2011 tarihinde parayı Şanlıurfa İş Bankasından çekmek istedikleri sırada polis memurları tarafından yakalandıkları, bu şekilde sanıkların üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, müşteki ifadesi, banka hesap özeti ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Müşteki tarafından haksız menfaat olan suça konu paranın sanık A.. D..’in hesabına yatırılması ile dolandırıcılık suçunun tamamlandığı gözetilmeden, sanıklar hakkında tayin olunan cezada 5237 sayılı TCK’nın 35. maddesinin tatbik edilmesi suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık A.. D..’in yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Mahkeme masrafı olarak yapılan toplam 18,00 TL yargılama giderinin 6183 sayılı Kanunun 106/1. maddesinde belirlenen 20 TL’den az olması nedeniyle 6352 sayılı Kanunun 100. maddesi ile eklenen 5271 sayılı CMK’nın 324/4 maddesi gereğince Devlet Hazinesine yükletilmesi yerine sanıklardan tahsiline karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık A.. D..’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasında yargılama giderleri ile ilgili bölümde yer alan ”sanıklardan eşit olarak tahsili ile hazineye irad kaydına” ibaresinin çıkarılarak, yerine ”yargılama giderinin, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan az olması nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 324/4. maddesi uyarınca Devlet Hazinesine yüklenmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.