Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/15185 E. 2015/30022 K. 14.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15185
KARAR NO : 2015/30022
KARAR TARİHİ : 14.10.2015

MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanık S.. A.. müdafinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin,güvenilirliğini sağlamak amacıyla,bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde; Tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir. Ticaret şirketleri,aynı Kanun’un 124. maddesinde, Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin,kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre; Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Sanık …….. olduğu, şirketin ticaret ünvanının 17/07/2007 tarihinde ……… olarak değiştirilmesine karar verildiği, bu hususun karar defterine şerh düşülerek 26/07/2007 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, sanık ……’ın şirketi tanık A.. G..’ye 19/03/2008 tarihinde devrettiği, akabinde de aynı şirketin 08/08/2008 tarihinde …. sözleşmesi ile katılan A.. K.. ve …. devredildiği, hem tanık A.. G..’ye devir sırasında hem de katılana devir sırasında bahsedilmeyen ve kayıtlarda yer almayan 05/07/2007 keşide tarihli 528.000 TL bedelli 10/03/2009 ödeme tarihli emre muharrer senedin şirket çalışanı olan ve şirket müdürü S.. A.. tarafından Balıkesir 1. Noterliğinin 22/05/2006 tarih, 06043 sayılı vekaletnamesi ile yetkilendirilen sanık S.. Ç.. tarafından düzenlenerek Çanakkale’de bulunan senet alacaklısı …….isimli şahsa verildiği, senede değiştirilen şirket ismi olan ………Şirketi yazılarak bu ticaret ünvanına ilişkin kaşenin vurulduğu, oysa ki keşide tarihi olan 05/07/2007 tarihinde şirket isminin yukarıda izah edildiği gibi farklı olduğu, bu senedin 17/03/2009 tarihinde ……isimli şahıs tarafından ….. 1. İcra Dairesinin 2009/1910 esas sayılı dosyasında takibe konulduğu, şirketin Çanakkale İcra Hukuk Mahkemesi’ne imzaya itiraz davası açması üzerine yapılan yargılamada; sanık S.. A.. tarafından S.. Ç.. adına verilmiş vekaletnamelerde açıkça kambiyo senedi düzenleme yetkisi bulunmaması nedeniyle imzanın şirketi bağlamayacağına, bu nedenle takibin iptaline karar verildiği, mahkeme kararının Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından onandığı, sanık S.. A..’ın ifadesinde, emre muharrer senedin kendi talimatıyla S.. Ç.. tarafından şirket borçları karşılığında düzenlendiğini ve şirketi devrettiği tanık A.. G..’ye şirket borçlarına dair liste verdiğini beyan etmesine rağmen, şirket defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, emre muharrer senede ve buna ilişkin şirket borcuna rastlanmadığının belirlendiği, bu suretle sanıkların nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Sanıkların aşamalarda değişmeyen savunmaları karşısında, savunmaların değerlendirilmesi ve gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması amacına yönelik olarak, öncelikle konuyla ilgisi bulunan kovuşturma aşamasında dinlenmeyen A.. G.. ile …..’nın mahkemede ifadelerinin alınarak, özellikle ……’nın suça konu emre muharrer senedi S.. A..’ın şirketine vermiş olduğu malzemeler nedeniyle aldığını beyan etmesi karşısında, S.. A..’ın şirketi ile olan hukuki ilişkisinin hangi tarihlerde başladığı ve ne kadar süre devam ettiği sorulup, bu süreleri kapsayan …..’ya ait ticari defter ve kayıtlar incelenerek, bu anlatımı doğrulayan malzeme alımı yapılıp yapılmadığı, miktarının ne olduğu, senet verilmesini gerektirir dayanağının olup olmadığı belirlenip, sanık S.. Ç..’ın S.. A..’ın şirketinde muhasebeci olarak çalışması ve sanık ……’ın kendisine verdiği talimat doğrultusunda hareket etmesi karşısında; öncelikle senet altında bulunan vergi numarasının …….. şirketine mi yoksa devirden önceki şirkete mi ait olup olmadığı belirlenip değerlendirildikten sonra, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden, sanık S.. Ç..’ın dolandırıcılık ve sahtecilik suçuna ne şekilde katıldığı denetime izin verecek şekilde açıklanmadan yazılı şekilde eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması,
2- Kabule göre de; senedin icraya verilmesi üzerine açılan dava ile takibin iptaline karar verildiği ve haksız menfaatin elde edilemediği anlaşılmakla, nitelikli dolandırıcılık eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.