YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18024
KARAR NO : 2015/12808
KARAR TARİHİ : 01.12.2015
MAHKEMESİ :…. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/05/2014
NUMARASI : 2013/502-2014/167
Taraflar arasında görülen davada ….Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/05/2014 tarih ve 2013/502-2014/167 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 01/12/2015 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. A.. K.. ile davalı vekili Av. H.. S.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı Şirket’te % 22,22 hissesi bulunduğunu, 03.12.2012 tarihli genel kurul hazirun cetvelinde davacılar adına sahte imza atıldığını, 29.01.2013 tarihli genel kurulda herhangi bir mecburiyet ve ivedilik olmadığı halde sermayenin artırıldığını, uzun süredir kar dağıtımı yapılmadığını, şirketin kötü yönetildiğinden sürekli zarar ettiğini, ortaklar arasında güven ilişkisi kalmadığını, TTK’nın 531. maddesi şartlarının oluştuğunu ileri sürerek, şirketin fesih ve tasfiyesi ile davacıların tasfiye paylarının tahsilini, tasfiyeye karar verilmezse davacıların ortaklıktan çıkartılmalarını, şirket paylarının gerçek değerinin ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, fesih şartlarının oluşmadığını, davacıların iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirketin feshini gerektirecek durumun bulunmadığı, davacıların iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, TTK’nın 531. maddesi uyarınca anonim şirketin haklı nedenle feshi, olmazsa davacıların ortaklıktan çıkartılması ve payların gerçek değerinin ödenmesi istemine ilişkin olup, haklı sebep objektif veya subjektif olabilir. Ana öge ortaya çıkan sebebin ortaklığın yaşamasını imkansız hale getirmesidir. Her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak iddianın haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkan kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, ortağın bakiye sermaye borcunu ödemekte temerrüdü gibi hususlar haklı neden olarak kabul edilebilir.
Somut olayda, mahkemece davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davacı taraf ortaklar arasında güvensizlik ortamı oluştuğunu, 03.12.2012 tarihli genel kurul hazirun cetvelinde davacıların imzalarının sahte olarak atıldığını, bir kısım şirket ortakları hakkında şikayet dilekçesi verdiğini, sahtecilik suçundan İstanbul 15 Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/437 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, davanın derdest olduğunu ileri sürmüş olup, mahkemece anılan ceza dosyası incelenmediği gibi, davacıların yokluklarında genel kurulda sahte olarak atılan imzalarının ortaklar arasında güven ortamını zedeleyecek nitelikte olup olmadığı değerlendirilmemiştir.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda anılan ceza dosyası getirtilip incelenmesi, gerektiğinde neticesi beklenmesi, sahte imza atıldığının saptanması halinde bunun ortaklar arasında güven ortamını ortadan kaldıracak nitelikte bulunup bulunmadığı, fesih için haklı neden oluşturup oluşturmayacağı değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: 1-Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edene iadesine, 01/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.