Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/6981 E. 2015/12815 K. 01.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6981
KARAR NO : 2015/12815
KARAR TARİHİ : 01.12.2015

MAHKEMESİ : ….ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/05/2013
NUMARASI : 2011/538-2013/238

Taraflar arasında görülen davada …..Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/05/2013 tarih ve 2011/538-2013/238 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 01/12/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. F.. B.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin Konya, Mersin ve Karaman’da taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği Şubat 2008 tarihine kadar davalı şirketin franchise bayiliğini yaptığını, sözleşmenin, haklı bir nedene dayanmaksızın davalının sözleşmeyi yenilememesi sebebiyle sona erdiğini, mağazaların boşaltılarak davalıya devredildiğini, mağazaların davalı tarafından işletilmeye devam edildiğini, davalının anılan bölgelerde sahip olduğu müşteri çevresinin müvekkilinin özenli faaliyetlerinin bir sonucu olduğunu, franchise verene bırakılan müşteri çevresi dolayısıyla hakkaniyet gereği müvekkiline uygun bir tazminatın ödenmesinin gerektiğini, sözleşmenin sona erdirilmesinden kaynaklanan zarar ile davalının müşteri çevresinden yararlanması neticesinde elde edeceği menfaatlerin denkleştirilmesinin zorunlu bulunduğunu ileri sürerek, 10.000 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ıslahla talebini 560.193,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketle aralarında franchise ilişkisi bulunmadığını, davacı şirketin 1996 yılında kurulduğunu ve davacı yanın kuruluşta şirketteki hissesi %15 iken 2000 yılında hissesinin % 35’e ulaştığını, geri kalan % 65 hissenin müvekkiline ait olduğunu, sözü geçen tüm mağazaların büyük ortak müvekkili firma tarafından kiralandığını ve davacının alt kiracı olarak faaliyet gösterdiğini, piyasaya karşı davacıyı teminat mektupları ve kefaletleri ile desteklediği gibi, markaları altındaki ürünlerin reklam ve tanıtım faaliyetlerini gerek ülke çapında gerekse yerel olarak her şehirde yaptığını, davacının müvekkili şirket sayesinde kapasitesinin üzerinde bir gelir ve çevreye sahip olduğunu, ticari olarak asıl fayda görenin davacı yan olduğunu, ayrıca davacı yana taleplerinin üzerinde her üç mağazanın devir bedeli olarak ödenen 470.000 USD içinde müşteri tazminatının da bulunduğunu, haksız feshin söz konusu olmadığını, davalının feshi bildiğini ve kabul ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 2006 yılında yapılan franchise sözleşmesinin mevcut olduğu, bu sözleşmenin süresinden önce feshedilmiş olması nedeni ile davacının portföy tazminatına hak kazandığı ve davacının davalıdan talep edebileceği portföy tazminatının 2006-2007 yıllarına ait net kârlarının ortalaması olarak değerlendirilmesinin hakkaniyete uygun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 158.358,30 TL portföy tazminatından 10.000 TL’nin dava tarihinden, bakiye 148.358,30 TL’nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Davacı, taraflar arasındaki franchise ilişkisinin davalı tarafından haksız olarak sona erdirildiğini ileri sürerek portföy tazminatı talep etmiş, davalı, taraflar arasında bir franchise ilişkisinin bulunmadığını savunmuş, mahkemece de taraflar arasında franchise ilişkisinin bulunduğu ve bu sözleşmenin süresinden önce feshedilmiş olması nedeniyle davacının portföy tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda, davaya konu uyuşmazlığın çözümü için öncelikle taraflar arasındaki ilişkinin niteliğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Dosyaya sunulan 09.12.2010 tarihli ilk bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki sözleşmenin konsinye satış sözleşmesi olduğu belirtilmesine karşın, 08.12.2011 tarihli ikinci raporda, sözleşmenin franchise sözleşmesi olduğu açıklanmıştır. Her iki raporu hazırlayan heyette de sektörden bir bilirkişi yer almadığı gibi mahkemece de raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve neden ikinci rapora itibar edilmediği açıklanmadan hüküm kurulması doğru olmamış, ayrıca zaman itibariyle somut olaya uygulanması mümkün bulunmayan 6102 sayılı TTK hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması da yerinde görülmemiştir. O halde, mahkemece sektörden bir bilirkişinin de içinde bulunduğu yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınarak taraflar arasındaki ilişkinin niteliğinin tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 01/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.