YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5022
KARAR NO : 2015/12890
KARAR TARİHİ : 02.12.2015
MAHKEMESİ : ……ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/07/2014
NUMARASI : 2013/138-2014/164
Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/07/2014 tarih ve 2013/138-2014/164 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirketin internet sitesi üzerinden hizmet satışı faaliyetinde bulunan bir firma olduğunu, ticari faaliyeti gereğince çok sayıda banka ve şubesi ile çalıştığını ve bu bankalar arasında Denizbank Harbiye Şubesinin de bulunduğunu, davalı bankaya yapılan kredi başvurusunun reddedildiği gibi finansal olarak riskli durumda olduğundan bahisle müvekkilinin 35.000 TL’lik mevduatına bloke konulduğunu, sanal post erişiminin kapatıldığını ve kredi kartı limitlerinin 1 TL’ye indirilmiş olduğunun öğrenildiğini, müvekkilinin basiretli bir tacir olduğunu, davalı bankaya borcu bulunmadığını, bankanın hesaba bloke koyarak mağduriyetine neden olduğunu ileri sürerek blokenin kaldırılmasına, müvekkilinin zararının tespitine, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; taraflar arasında genel kredi sözleşmesi, Denizbank İşletme Kart Taahhütnamesi, üye işyeri sözleşmesi, mail order sözleşmesi imzalandığını, davacı şirketin banka nezdinde 3 ayrı başlık halinde riski bulunduğunu, müvekkili bankanın taraflarca imzalanan üye iş yeri sözleşmesi gereğince ve charge – back kuralları gereğince bloke koyduğunu, sözleşmeler ve uluslararası kart kurallarının uygulanması nedeniyle davacının iddia ettiği zararından bankanın sorumlu olmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirket tarafından davalı bankanın davacıya ait mevduata bloke koyması ve sanal post erişiminin kapatılması nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararın davalıdan tahsilinin ve davalı banka tarafından davacı şirket hesabına uygulanan blokajın kaldırılmasının talep edildiği, blokenin post hesabına ilişkin olup, 15.02.2013 tarihinde konan blokenin 26.11.2013 tarihinde kaldırıldığının anlaşıldığı, bu nedenle yargılama sırasında banka tarafından konulan bloke kaldırılmış olduğundan bu hususta herhangi bir karar oluşturulmasına yer olmadığı; davalı bankanın davacı hesabına koymuş olduğu blokenin üye iş yeri sözleşmesine ve uluslararası kredi kartı kurallarına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tazmini istemine ilişkindir. Davacı, davalı bankanın tek taraflı olarak, gerçekleşmesi muhtemel riskleri gerekçe göstererek haksız ve mesnetsiz olarak uyguladığı blokaj işlemi nedeniyle zararlarının tazminini talep ederken, davalı banka, sanal pos cihazı üzerinden yapılan alışverişler nedeniyle sahte (fraud) bildirimler gelmesi ve sonrasında da chargeback taleplerinin gelmesi nedeniyle davacının hesabına bloke koyduğunu, bankanın çok büyük risk altında olduğunu, bloke koyma hakkının sözleşme ile kendisine tanındığını savunmuştur. Mahkemece, davalı banka tarafından davacının hesabına konulan blokenin yargılama sürecinde kaldırıldığı, kaldı ki konulan blokenin de üye iş yeri sözleşmesine ve Uluslararası Kredi Kredi Kartı Kuruluşları kurallarına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından da anlaşıldığı üzere, taraflar arasında, üye işyeri sözleşmesi, mail order sözleşmesi ve genel kredi sözleşmesi bulunmaktadır. Üye iş yeri sözleşmesinin 7.2. maddesine göre; banka, üye işyerinin rutin işleyişine ve normal harcama davranışlarına aykırı, riskli ve şüpheli veya hileli bir işlem tespit ettiği veya bu şekilde bir işlem kendisine bildirildiği veya herhangi bir nedenle gerekli gördüğü takdirde, üye işyeri hesabına bloke koyabilir…ve bu şüpheli işlemlerle ilgili herhangi bir sorun olmadığına kanaat getirinceye kadar bloke ile kapatma işlemini devam ettirebilir. Söz konusu sözleşme hükmü düzenlemesine göre, bankanın üye işyeri hesabına bloke koyma hakkı olmakla beraber, bu hak geniş yorumlanarak keyfi olarak kullanılmamalı ve üye işyerinin ticari hayatını sekteye uğratmamalıdır. Bu kapsamda davalı banka da üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeli, kendisine ulaşan chargeback taleplerini süresinde üye işyerine bildirmeli, gerekli belgeleri istemeli ve belgeleri yeterli görürse chargeback talebini kabul edip, üye işyerinin hesabından o tutarda parayı çekmeli/bloke etmelidir. Yani chargeback talepleri bankaya ulaştıktan sonra, riskin doğmuş olacağının kabulü ile doğan risk tutarınca ve chargeback süresince blokaj işlemi gerçekleştirilmesi gerekirken; doğması muhtemel riskler nedeniyle üye işyerinin sanal pos hesabındaki tüm tutar üzerine, davacı üye işyerinin hesaptaki tasarrufunu da engelleyecek şekilde yapılan blokaj işleminin haksız ve keyfi bir işlem olduğu ve bankanın sebepsiz zenginleşmesine yol açacağı gözetilmeksizin, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.