Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2015/1564 E. 2015/3695 K. 14.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1564
KARAR NO : 2015/3695
KARAR TARİHİ : 14.04.2015

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 16/10/2014
NUMARASI : 2014/382-2014/691

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit ve istirdat davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira farkı ve işlemiş faiz alacağının tahsili için başlatılan icra takibinde borçlu olmadığının tesbiti ve istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı- kiracının mülkiyeti davalıya (kiraya verene) ait olan taşınmazda kiracı olduğunu, kira bedelinin Kadıköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/625 Esas ve 2012/83 Karar sayılı ilamı ile 14/01/2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere brüt 10.500 TL (Net 8.400) olarak tespit edildiğini, kararın 18/06/2012 tarihinde kesinleştiğini, davalı tarafın 04/07/2012 tarihinde Kadıköy 7. İcra Müdürlüğü’nün 2012/14960 Esas sayılı takip dosyası ile 14/01/2010 tarihinden itibaren 14.07.2012 dahil kira farkı ve işlemiş faizi olarak toplam 79.449,17 TL nin tahsili için icra takibi başlattığını, ödeme emrinin tebliğinden önce kira farkı ve işlemiş faiz toplamı olan 53.000 TL nin davalının banka hesabına ödendiğini, ilam gereği davacı tarafın vekalet ücreti ve yargılama giderlerini de davalı vekilinin hesabına 3.797 TL olarak havale ettiğini, haciz sırasında da 1000 TL ve icra dosyasına da 21.09.2012 tarihinde 39.058,80 TL’nin ödendiğini, davacının bu şekilde kira tespit davasından kaynaklanan kira farkları ve yargılama giderlerini ödemiş olduğunu, davalı tarafın işbu davaya konu 79.449,17 TL kira farkını ve işlemiş faizini hiçbir hukuki dayanağı olmaksızın davacıdan talep ettiğini, oysa kira farkı alacaklarına ancak kira tespit kararının kesinleşmesinden itibaren faiz yürütülebileceğini, davalı tarafın tespit tarihinden itibaren faiz yürüttüğünü belirterek davacının kira tespit davasından kaynaklanan 79.449,00 TL kira farkı borcunun bulunmadığının tespitine, takibin iptaline, haciz esnasında tahsil edilen 1.000,00 TL ve icra dosyasına ödenen 39.058,80 TL’nin ticari faiz uygulanarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının haksız takibi nedeniyle %20 icra tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının kiralananda 01/05/1998 tarihli kira sözleşmesi ile oturmaya başladığını, daha sonra taşınmazın tamamının 14/12/2009 tarihinde davalının satın aldığını, kira bedelinin tespitine ilişkin ilamın kesinleşmesinden sonra tespite konu kira farkları ve faizi için takip başlattığını, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini ve davacının inkar tazminatına mahkum edilmesini savunmuştur.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı ve davalı vekilinin istirdat bedelinin hesaplanmasına yönelik temyiz itirazlarına gelince ;
HMK 297/2 (HUMK.nun 388/5) maddesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
HUMK.nun 388/3 (HMK 297/1-c) maddesi gereğince mahkeme kararlarında tarafların iddia ve savunmalarının özetinin anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gösterilmesi zorunludur.
Somut olayda; taraflar arasında görülen kira bedelinin tespitine ilişkin dava sonucunda 14.01.2010 tarihinden itibaren başlayan dönemde aylık kira bedelinin brüt 10.500 TL olarak tespitine karar verilmiştir. Mahkeme gerekçeli kararında; ödenmesi gereken kira bedelinin 51.600 TL ve faizin 206,04 TL olarak hesaplanmasına ve gerekçeli kararda bu bedeller üzerinden icra masrafları ve vekalet ücreti toplamı kadar davacının borcu olduğu belirtilmesine rağmen, bu hesaplamanın yaptırılmadığı görülmektedir. Bu durumda davacının ödemesi gereken kira bedeli faiz ve icra masrafları toplamının, davacı tarafından banka yoluyla ödenen 53.000 TL, haciz işlemi sırasında ödenen 1.000 TL ve 21.09.2012 tarihinde icra dosyasına ödenen 39.058,80 TL’nin toplamından çıkarılarak fazla ödenen miktarın tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, icra dosyasında talep edilen miktardan mahsubu ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır
SONUÇ: Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.