YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/14004
KARAR NO : 2015/30019
KARAR TARİHİ : 14.10.2015
Tebliğname No : 15 – 2015/293161
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Elmalı Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 24/03/2015
NUMARASI : 2014/175 (E) ve 2015/66 (K)
SANIK : G.. Ç..
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın, 158. maddenin İkinci fıkrasında yer alan,bu düzenlemeyle failin, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu, onlar nezdinde hatırı sayıldığını ileri sürerek ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin etmesi nitelikli dolandırıcılık kabul edilmektedir. Suçun maddî unsuru, kamu görevlileri yanında hatıra sayıldığının, onlarla ilişkisi bulunduğunu iddia ederek, yapılacak aracılık karşılığında kamu görevlisine verilmek üzere, para veya başkaca menfaat almak, kabul etmektir.
Kamu görevlisi, TCK md. 6’da tanımlanmış ve açıklanmıştır. Bu suçun meydana gelmesi için, suç konusunun resmî nitelikte bir iş olması ve failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahsederek dolandırıcılık eylemini gerçekleştirmesi gerekir. Faildeki ahlaki kötülüğün, yalnız başkalarını dolandırmakla kalmayıp, aynı zamanda kamu görevlilerini şüphe altına sokmasındaki vahameti, suçu nitelikli hâle getirmiştir.
Bu iddia yapıldığında, o kamu görevlisinin gerçekten var olup olmadığı, yada o işi yapmaya yetkili bulunup bulunmadığının bir önemi yoktur. Ancak nüfuzdan faydalanacağı söylenen kişinin kamu görevlisi olması gerekir. Kamu görevlisi sayılmayan bir kişiyle ilişkisinden dolayı bir yarar sağlanması halinde bu nitelikli hal uygulanmayacaktır. Kamu görevlisinin taraflarca tanınan ve bilinen bir görevli olması aranmaz. Asıl olan tarafların anladıkları ve anlattıkları memurun makam olarak belirlenebilen bir görevli olmasıdır. Failin mağdurdan sağladığı çıkarı…. Başsavcısına, …kaymakamına, vereceğim şeklindeki beyanında Başsavcının, Kaymakamın kişi, makam ve görev olarak yeterince belirliliği bulunmaktadır. Failin, belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin, bakanlardan, milletvekillerinden, hakimlerden, tanıdıkları olduğu ve işi halledeceğini söyleyerek çıkar sağlanması halinde basit dolandırıcılık söz konusu olacak ve TCK’nın 158/2. maddesi uygulanamıyacaktır. Keza, failin, belli bir memur yanında hatırı sayıldığından söz etmeksizin kendisini Kamu kurumunda görevli (müfettiş, genel müdür vb.) olarak tanıtıp müştekinin tayinini yaptırabileceğini söylemesi halinde eylemi, basit dolandırıcılık suçunu oluşturacaktır. Kamu görevlisine gerçekten ve onun bilgisi içinde çıkar sağlanmış ise eylem rüşvet suçunu oluşturacaktır.
Sanığın şikayetçilerle irtibata geçerek şikayetçilerin çeşitli sıfatlar ile tarafı oldukları derdest olan yargılama dosyalarının, kesinleşmiş olan infaz dosyalarının veya kesinleşmek üzere Yargıtay incelemesinde bulunan veya Yargıtay’a gönderilmek üzere olan dosyalarının kendisi tarafından Yargıtay üyeleri, Yargıtay Cumhuriyet savcısı olan tanıdıkları vasıtası ile ve bazen de Elmalı Adliyesinde görev yapan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, Başsavcısı, Cumhuriyet savcıları vasıtası ile müştekilerin lehine olabilecek şekilde sonuçlandırabileceği vaadinde bulunarak ve bunların karşılığında da bu kişilere ev eşyaları gibi hediyeler almak, evlerinin tadilatlarını yaptırmak ve işlemler sırasında gerçekleştirilecek masraflarda kullanmak bahanesi ile müştekilerden nakit para, senet gibi haksız menfaatler temin ettiği, bu kapsamda; Katılan E.. K..’nın kardeşi, katılan R.. K..’nın oğlu olan Y.. K..’nın cezaevinde hükümlü olarak bulunması sebebiyle, sanık ile görüştükleri, sanığın her iki katılana Y.. K..’yı tahliye ettirebileceğini, Elmalı Adliyesinde tanıdığı bir savcı olduğunu arasının iyi olduğunu, yardım edebileceğini, ancak savcının yemek masraflarının olduğunu, savcının aracına lastik alacağını ve savcıya para ödeyeceğini beyan ederek 10.000 TL para istediği, katılan E.. K..’nın 5000 TL’yi Sahilkent’deki evinde ödediği, kalan 5000 TL’yi de annesi R.. K.. ile birlikte yine Sahilkent’e ödediği, sanığın, katılanların yakını olan Y.. K.. ile cezaevinde görüştüğü tahliye ettirme vaadini onada tekrarladığı “kendisini tahliye ettireceğini, Yargıtayda tanıdığı ceza dairesi üyelerinin olduğunu, Elmalı Ağır Ceza Reisiyle ve Başsavcısıyla dostluğunun olduğunu ve yardımcı olacağını” beyan ettiği, tahliye gerçekleşmemesi nedeniyle sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda;
Tüm dosya kapsamına göre, katılanlar E.. K..’nın kardeşi, R.. K..’nın oğlu olan Y.. K..’nın cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu, Yakup ve E.. K..’nın kız kardeşleri olan G.. K..’ın kayınlarının evinde sanık Galip’in yaz aylarında kiracı olarak kalması sebebiyle adı geçenlerin sanığı tanıdıkları, 2007 yılı içerisinde Galip’in katılanlar Remziye ve Ercan’a, Y.. K..’yı tahliye ettirebileceğini, ancak Elmalı Adliyesinde tanıdığı bir savcı olduğunu arasının iyi olduğunu, ona zaman zaman kılçıksız balık ısmarladığını, yardım edebileceğini, fakat Savcının yemek masraflarının olduğunu, savcının aracına lastik alacağını ve savcıya para ödeyeceğini beyan ederek 10.000 TL para istediği, katılan Ercan’ın 5000 TL’yi Sahilkent’deki evinde ödediği, kalan 5000 TL’yi de annesi R.. K.. ile birlikte yine Sahilkent’te ödediği, sanık Galip’in tahliye ettirme vaadiyle katılanların kardeşi olan Yakup ile Elmalı ilçesi cezaevinde idari büroların bulunduğu bölümünde konuştuğu, konuşma sırasında sanığın Yakup’a “kendisini tahliye ettireceğini, Yargıtay’da tanıdığı ceza dairesi üyelerinin olduğunu, Elmalı Ağır Ceza Reisiyle ve Başsavcısıyla dostluğunun olduğunu ve yardımcı olacağını” beyan ettiği, fakat daha sonra katılanların dolandırıldıklarını anladığı, katılanların sanıktan şikayetçi oldukları, ifadeleri alınan tanıklar G.. K.., A.. M.. ve Y.. K..’nın katılanların iddialarını doğruladıkları, her ne kadar katılanların sanıktan taleplerinin yasal olmadığı görülse de o anki şartlar ve hal itibariyle psikolojilerinin dolandırılmaya müsait olduğu ve sanığın da katılanları bu psikolojisinden yararlanarak kendilerinden maddi menfaat temin ettiği, bu şekilde katılanları dolandırdığı, ancak bu eyleminde de sanığın katılanları dolandırırken ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabıyla belirli ve anlaşılır bir şekilde somutlaştırmadığı, sanığın bu eyleminde TCK.nın 158/2 maddesindeki suçun oluştuğu iddiasının şüpheli bulunduğu, esasen bu durumun TCK.nın 157/1 maddesinde tariflenen suçu oluşturduğu ve sanığın katılanlara karşı eyleminin yalnızca her iki katılanın ortak yakını Y.. K..’nın cezaevinden tahliyesini sağlayacağı iddiasıyla haksız menfaat temini niteliğinde tek eylem olduğu, bu bağlamda her iki katılana karşı işlenen tek bir eylemin mevcut olduğu anlaşıldığı gerekçesine dayanan mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma üzerine, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 14.10.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.