YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1863
KARAR NO : 2015/3738
KARAR TARİHİ : 15.04.2015
MAHKEMESİ : Karaman İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 21/10/2014
NUMARASI : 2014/190-2014/218
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece itirazın kısmen kaldırılmasına, tahliyeye karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 12.02.2014 tarihli kararla davanın reddine karar verilmesi üzerine karar davacı tarafından temyiz edilmiş, dairemizin 13.05.2014 tarihli ilamıyla “… davalının ticaret sicilinde kayıtlı olduğu faaliyet alanı “yapı malzemeleri alım satımı ve alçı dekorasyon işleridir”. Kiralananın sözleşmedeki niteliği ise “satış mağazasıdır”. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hem esnafı hem de taciri ayrı ayrı tanımlamıştır. Türk Ticaret Kanununun 15.maddesi esnafı; ister gezici olsun ister bir dükkanda veya bir sokağın belli bir yerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi olarak tanımlamıştır. Kanunda yapılan bu tanıma göre davalının esnaf olarak kabul edilebilmesi için esnaf ve sanatkarlar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesinden çok bedeni çalışmasına dayandırması ve kazancının da öngörülen nakdi limitin altında olması gerekir. Mahkemece davalının faaliyetinin esnaf işletmesi kapsamında olup olmadığının salt elde ettiği gelire göre değerlendirilmesi hatalıdır. Davalının esnaf olarak kabul edilebilmesi için yıllık geliri yanında ekonomik faaliyetinin sermayesinden fazla bedeni çalışmaya dayalı olması da zorunlu olup mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmadan sözleşmedeki muacceliyet koşulu geçersiz kabul edilerek karar verilmesi doğru olmadığı gibi kabul şekline ve bilirkişi incelemesine göre davalının 5,22 TL ödenmemiş kira borcu bulunduğu ve bu miktar itibariyle itirazın kaldırılması ve temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilmesi gerektiği halde mahkemece hukuksal dayanağı olmayan gerekçe ile istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. ” gerekçesiyle hüküm bozulmuş, mahkemece 21.10.2014 tarihli ara kararla bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Ancak bozmadan sonra da “..tespit edilen aylık kira bedeli üzerinden davalı tarafından eksik yatırılan aylık 258,34 TL eksik kalan kira bedelinin 01/01/2012 tarihinden itibaren hesap edilerek toplam 6.200,16 TL kira alacağınını davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” karar verilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki her davada açıldığı zamanki duruma göre hüküm kurulur. Mahkemenin Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli hak doğmaktadır. O nedenle mahkemenin Yargıtayca verilen bozma kararına uyması sonunda kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar vermesi gerekir. Buna göre Yargıtay’ın bozma kararına uymuş olan mahkeme bu uyma kararı ile bağlıdır. Bozma gereğince işlem yapmak durumundadır. O halde mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, bozmaya uyma kararı verildiğine göre, ilk bozma kararı içeriğine göre yargılama yapıp, bir karar verilmesi gerekirken bozmadan sonra davalının tacir olup olmadığı konusunda yeterli inceleme yapılmadan takipte muaccceliyet koşuluna dayalı olarak istenen alacağa ilişkin talebin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Kara bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 15.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.