Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2014/7579 E. 2015/3746 K. 15.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7579
KARAR NO : 2015/3746
KARAR TARİHİ : 15.04.2015

MAHKEMESİ : İzmir 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 18/03/2014
NUMARASI : 2011/953-2014/295

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Taraflar arasında düzenlenen 01.10.2005 başlangıç tarihli kira sözleşmesi hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinin 4.maddesinde, kira parasının kira ödeme gününü takip eden ilk üç gün içinde peşin ödeneceği ve geç ödenmesi halinde bir yıllık kira parasının muaccel olacağı, 6.maddesinde ise, yenilenen her dönem için TC.Ziraat Bankasının 1 yıllık brüt mevduat faiz oranında artış yapılacağı belirlenmiştir.Dava kira alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ve temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılamada itirazın kısmen iptaline, kiralananın yargılama sırasında tahliye edilmiş olduğu anlaşıldığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi üzerine, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde 18.12.2009 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi ile aylık 862 TL’den 2009 yılı ödenmeyen Ekim, Kasım, Aralık ayları kira parası ile sözleşmenin 4. Maddesinde düzenlenen muacceliyet şartı gereği dönem sonuna kadar olan kira paraları toplamı 10.344 TL asıl alacak ve 198,94 TL işlemiş fazin tahsili ve isteminde bulunmuştur. Davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın reddine ilişkin ilk hüküm davacının temyizi üzerine bozulmuştur.
Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonucunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (9.5.1960 gün ve 1/9 sayılı YİBK). Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulması da bu kapsamda bir usuli kazanılmış hak olup, bozma kararına uyulması ile birlikte, mahkeme tarafından bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar çerçevesinde hüküm verme mükellefiyeti doğar. Ne var ki, usuli kazanılmış hakkın da kamu düzeni düşüncesi ile kabul edilmiş bir takım istisnaları bulunmaktadır. Örneğin, kamu düzenine ilişkin yeni bir yasanın yürürlüğe girmesi durumunda bozma ilamına uyulmakla meydana gelen usuli kazanılmış hak hukuki sonuç doğurmaz.
Olayımıza gelince mahkemenin ilk kararından sonra hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Hüküm Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 24.3.2011 gün ve 2010/12952-2011/3621 sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma kararında takip konusu aylar kira paraları davalı tarafından kabul edilen miktar üzerinden sözleşme gereğince ödenmesi gereken tarihten sonra ödendiğinden muacceliyet şartının gerçekleştiği; Mahkemece sözleşmedeki artış oranı doğrultusunda takip konusu dönemdeki aylık kira parasının tespiti ile bu miktar üzerinden belirlenecek alacak yönünden itirazın iptaline ve temerrüt nedeniyle tahliye isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerektiği belirtilmiştir.
Temyiz incelemesinin yapıldığı aşama itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmiş olup Kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 346.maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı kanunun görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76’ncı, faize ilişkin 88’nci, temerrüt faizine ilişkin 120’nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138’nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun’da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354’ncü maddelerinin 1.7.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin 4. maddesinde bir ayın kira parası ödenmediği takdirde bir yıllık kiranın muaccel olacağına dair muacceliyet koşuluna yer verildiği görülmekte ise de; yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun davalı kiracının sıfatına göre geçersiz hale geldiğinin kabulü gerekeceğinden değerlendirmenin takip tarihi itibariyle ödenmemiş muaccel kira alacağına göre yapılması, muacceliyet koşulu gereğince istenen aylar kirası yönünden alacak isteğinin reddine karar verilmesi gerekir.
Hüküm bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 15.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.