YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/12838
KARAR NO : 2015/29358
KARAR TARİHİ : 05.10.2015
Tebliğname No : 15 – 2015/222063
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 05/03/2015
NUMARASI : 2014/355 (E) ve 2015/54 (K)
SANIK : Y.. Ç..
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın katılanın gümüş toptancılığı üzerine faaliyet gösteren işyerinden bir miktar mal aldığı, bu mallar karşılığında borçlusu katılan G.. Ç.. olan 30/08/2007, 30/09/2007, 30/10/2007, 30/11/2007, 30/12/2007 vade tarihli ve 2.200’er USD bedelli 4 adet ve 30/01/2008 vade tarihli 3.200 USD bedelli bir adet olmak üzere toplam 5 adet senedi, kardeşi borçlu G.. Ç.. imzasını sahte olarak atıp katılan Hüseyin’e vererek menfaat temin ettiği iddia edilen olayda; yerel Mahkeme’nin 26/05/2010 tarih 2008/447 E. 2010/190 sayılı kararıyla sanığın mahkumiyetine karar verildiği, Dairemizin 15/09/2014 tarih ve 2013/556 E. 2014/14660 sayılı kararıyla romatizma ağrıları ile ilgili ürün pazarlaması yaptığını beyan eden sanığın işletmesi ve ticari faaliyetlerini hangi şekilde ve kapsamda yürüttüğüne ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadan ve karar yerinde suçun vasıflandırılmasına ilişkin gerekçe gösterilmeden, eylemin 5237 sayılı TCK’nın 158/1 -h madde ve fıkrasında düzenlenen “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık” suçunu teşkil ettiği kabulü ile hüküm kurulması gerekçesiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükmün bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla;
Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozmadan sonra yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “ velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yer alan; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.