Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/13533 E. 2015/30125 K. 15.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/13533
KARAR NO : 2015/30125
KARAR TARİHİ : 15.10.2015

MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık ….’ın çevresinde kendisini avukat olarak tanıttığı, suç tarihinde müştekinin ……..Kooperatifine olan borcu nedeniyle hakkında icra takibi başlatılması üzerine sanık ……’e giderek bu konuda ne yapabileceğini sorduğu, sanığın da bunu uzatabileceğini, ancak 5000 TL teminat yatırılması gerektiğini söylediği, müştekinin parasının olmadığını söylemesi üzerine sanık ……’in aradan bir müddet geçtikten sonra “ben bu işi hallettim …… beye yatırttım, ancak ona teminat olarak 5000 TL’lik senet vermemiz gerekir “dediği, müştekinin de sanığın belirttiği senedi verdiği, akabinde sanığın suça konu senedi temyiz dışı sanık …….’e verip birlikte İzmir 20.İcra Müdürlüğünün 2007/22509 esas sayılı dosyası üzerinden 26.9.2007 tarihinde takibe koydukları, bu şekilde sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın olayda herhangi bir hileli davranışının bulunmadığı, ihtilafın hukuki mahiyette olduğu, bu nedenle dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 15.10.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.