YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/13711
KARAR NO : 2015/29987
KARAR TARİHİ : 14.10.2015
Tebliğname No : 15 – 2015/221841
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 21/04/2015
NUMARASI : 2013/276 (E) ve 2015/360 (K)
SANIK : M.. E..
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, avukat olan katılanın avukatlık bürosunda sekreter olarak çalıştığı ve katılan tarafından vergi ve topluluk sigorta prim borçlarının vergi dairesi ile SGK’ya ödenmesi için verilen paraları yatırmayarak, 2004 yılında 2.235,58 TL, 2005 yılında ise 4.079,20 TL’yi uhdesinde tutmak suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık ifadesi, katılan beyanı, tutanaklar, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmakla, Yargıtay bozma ilamına dayanan mahkmenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin sair temyiz itirazlarının reddine; Ancak;
TCK’nın 53/3. maddesi gereğince, mahkûm olduğu uzun süreli hapis cezası ertelenen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun’un 53/1. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmeyerek hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından “5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi gereğince, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına” ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.