YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/7099
KARAR NO : 2015/12462
KARAR TARİHİ : 03.07.2015
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç Taksirle öldürme
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ile katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılan …’ın eşi olan…’ın, … Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 24.03.2009 tarihinde kist ameliyatı olacağı, bu amaçla 23.03.2009 günü hastaneye yatışının yapıldığı, ameliyat öncesi preoperatif vizite “mallanpati II – III” olarak değerlendirilerek zor entübasyon saptantığı ameliyat sırasında genel anestezi uygulanırken indüksiyon sonrası zor ventilasyon ve zor entübasyon geliştiği,
Hastanın yüz ve boyun kaslarında rijidite mevcut olduğundan, entübasyon için anestezi uzmanı …’in yardıma çağırıldığı, ancak onun da başarılı olamadığı, tekrar kombine endübasyon tüpünün denendiği, kontrollü solunumun sağlanmasına rağmen birsüre sonra yetersiz kaldığının görülmesi üzerine … Hastanesi’nden KBB Acil Kolsütasyonu istendiği, hastada santralsiyanozun artması üzerine trakeotemi işleminin gerçekleştirildiği, trakeaya yerleştirilen 5.5 nolu entürbasyon tüpünün yetersiz kalması ve 8 nolu kapsülün trakeanın darlığı nedeniyle yerleşmemesi karşısında 6 nolu tüpün yerleştirildiği, kalp masajına, kontrollü solunuma ve ilaç tedavisine devam edilmesine rağmen sinüs ritmine dönmediği, … Devlet Hastanesi Yoğun Bakım ünitesine sevk edilen hastanın, “genel durumu kötü, nabız alınamıyor, kan basıncı alınamıyor, akciğer dinleme alanlarında solunum sesleri azalmış” tespiti yapıldığı, saat 11.30’a kadar nabızsız elektriksel aktivite olacak şekilde sürdürülen kardiak arrestin 11.30’dan sonra asistali olarak devam ettiği, 11.55’te CPR’a yanıt alınamaması üzerine eksitus olarak kabul edildiği olayda,
… İhtisas Kurulunun 16.08.2009 tarih ve 2440 sayılı raporunda “Dosyada mevcut adli tahkikat dosyası tıbbi belgeler ve otopsi raporu birlikte değerlendirildiğinde; ameliyat öncesi preoperatif vizite mallampati II-III olarak değerlendirilerek zor entübasyon saptanan ve 24.03.2009 ameliyat günü genel anestezi uygulanırken indüksiyon sonrası zor ventilasyon ve zor entübasyon geliştiği anlaşılan kişinin ölümünün zor ventilasyon ve zor entübasyon sonucu ortaya çıkan oksijensiz kalmaya bağlı solunum- dolaşım durmasından ileri geldiği, zor entübasyon olduğu belirlenen hastada ameliyat sırasında hava yoluna yönelik anestezi hazırlığında eksiklik nedeni ile ölüm ile anestezi uygulaması arasında illiyet bağı bulunduğunun belirtildiği, …İhtisas Kurulu’nun 8 Eylül 2010 tarihli raporunda ise, hastanın ameliyat öncesi anestezi uzmanı tarafından değerlendirilerek yapılan muayenesinde gerekli konsültasyonlar istenip laboratuar tetkik ve hazırlıklarının yaptırılmış olduğu, bu değerlendirme sonucu “mallampati II-III” yazılarak hastada zor entübasyon riski gelişebileceği belirtildiği, zor entübasyon özellikle yanında zor ventülasyon gelişirse yaşamı tehdit eden bir durum yaratabileceği, bu nedenle anestezi uygulaması öncesi preoperatif hazırlığın çok önemli olduğu, … Reaminasyon Derneği’nin zor hava yolu kılavuzuna göre; zor hava yolu seti hazırlaması (farklı boyda maskeler, palalar, endotrakeal tüpler, laryngeal maske, fastach veya kombi tüpler, retragrat, entübasyon ekipmanı, fiber optik bronkoskobi, krikotirotomi seti, jet ventilatör, kabnograf) acil cerrahi terakostomi ekip ve ekipmanının hazır olması, ayrıca zor hava yolu yaklaşım seçeneklerinin önceden belirlenmesi gerektiği, (spinal anestezi, uyanık entübasyon vb.) hastada zor entübasyon riski olduğu bilinmesine rağmen zor hava yolu algoritmi uygulamasında eksiklikler olduğu, bu nedenle anestezi uzmanı Doktor …’ın uygulamasının tıp kurallarına uygun olmadığı, zor entübasyon ve zor ventülasyon birlikte olması hasta mortalitesini arttıran risklerden olup alınan tüm önlemlere rağmen ölümün meydana gelebileceğinin belirtildiği, 28/11/2012 tarihli … İhtisas Kurulu raporunda ise, 08/09/2010 tarihli raporda belirtildiği gibi hastada zor ventülasyon zor entübasyon gelişince başarısız entübasyon girişimleri sonrası kombi tüp denendiği, başarısız olunca flexibl, laryngoskop denenmemesi hava yolu açıklığının sağlanması için krikotirotomi yapılmamasının eksiklik olduğu, acil kulak burun boğaz uzmanının çağırıldığı, dosya bilgilerinden acil durumlarda da kulak burun boğaz uzmanının … Eğitim ve Araştırma Hastanesine çağırıldığı, bunun rutin bir uygulama olup hastanede çağırılan uzman doktorun yaklaşık 10 dakika içerisinde hastaneye ulaşabildiği dikkate alındığında zor entübasyon riski bulunan hastada Doktor … tarafından anestezi uygulaması sırasında zor hava yolu algoritmi uygulamasında eksiklikler olduğu, ancak zor entübasyon ve ventülasyonun birlikte olması hasta mortabilitesini arttıran risklerden olup alınan tüm önlemlerin alınması durumunda da kurtulmasının kesin olmadığının belirtildiği görülmüş ise de; hiç bir tıbbi müdahalenin tedavisinin kesin olmadığı da dikkate alındığında hastada zor entübasyon riski olduğu, yanında zor ventülasyon gelişirse yaşamı tehdit eden bir durum yaratabileceği de dikkate alınıp, gerekli tüm zor hava yolu algoritmi uygulaması önlemlerinin alınmasının gerekli olduğu halde, flexibl, laryngoskop denenmemesi, hava yolu açıklığının sağlanması için krikotirotomi yapılmaması nedenleri ile sanığın hastanın ölümünde kusurlu olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin kusur durumuna, katılanlar vekilinin ise herhangi bir nedene dayanmayan temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, sanık hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, uygulanan kanun maddesinin, “TCK’nın 50/4. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 50/1-a maddesi” yerine, sadece “TCK’nın 50/4. maddesi” olarak gösterilmesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün 4. paragrafındaki, “TCK nun 50/4 maddesi” ibaresinin, “TCK’nın 50/4. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 50/1-a maddesi” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.07.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.