Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2014/39618 E. 2015/27736 K. 24.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/39618
KARAR NO : 2015/27736
KARAR TARİHİ : 24.04.2015

Tebliğname No : KYB – 2014/292420

Kasten yaralama, silahla tehdit, fuhuşa teşvik ve aracılık etme suçlarından sanık ., 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2-3-e, 106/2-a, 227/2, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince, 5 ay hapis, 1 yıl 8 ay hapis (iki kez) ve 80 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanun’un 58. maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına dair, Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2009 tarihli ve 2008/764 esas, 2009/174 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/09/2014 gün ve 292420 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.

İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre;
1-Tekerrüre esas alınan Malatya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/06/2006 tarihli, 2006/32 esas, 2006/273 sayılı kararda, sanığa verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/1-d maddesi gereğince seçenek yaptırıma çevrildiği, aynı Kanun’un 50/5. maddesindeki “Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbirdir.” hükmüne göre, tedbirin hapis ya da adlî para cezası olmadığı gözetilmeksizin, anılan kararın tekerrüre esas alınmak sureti ile yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 22/03/2007 tarihli ve 2006/10559 esas, 2007/4396 sayılı ilâmında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106 ve 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sadece özgürlüğü bağlayıcı cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesinin mümkün olduğu gözetilmeden, sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının da mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:

Kasten yaralama, silahla tehdit , fuhşa teşvik ve aracılık etme suçlarından sanık …. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2009 tarihli kararı ile, her bir suç için hapis cezasıyla cezalandırılmasına, Malatya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/05/2006 tarihli, 2006/32 esas, 2006/273 sayılı kararı tekerrüre esas olduğundan, sanık hakkında TCK’nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verildiği, yüze karşı verilen kararın sanık tarafından süresinden sonra temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 12.02.2013 tarihli kararıyla temyiz isteminin reddi kararının onandığı, bu şekilde kesinleşen kararın infazı sırasında tekerrür hükmüne yönelik olarak kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

Mahkemece mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulamasına esas alınan ilamın, tekerrür koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.

III- Hukuksal Değerlendirme:

5237 sayılı TCK’nın “suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular” başlıklı 58. maddesinde;
“(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.
(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;
a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl,
Geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz…
(6) Tekerrür hâlinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir…” hükümlerine yer verilmiştir.

Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 gün ve 57-74 sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi uyarınca kişinin mükerrir sayılması için ilk hükmün kesinleşmesinden sonra ikinci suçun 1 Haziran 2005 tarihinden sonra işlenmesi yeterli olup, ilk suçun 1 Haziran 2005 tarihinden önce veya sonra işlenmesinin herhangi bir önemi bulunmamaktadır.

Bu düzenlemelere göre, tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceden işlenen bir suç nedeniyle mahkum edilmiş olma, bu hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir suçun işlenmesi ve yeni suçun belirli süreler içerisinde işlenmesi yeterli olup, cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmamaktadır.

Tekerrür şartları içerisinde yer alan “önceden işlenen bir suç nedeniyle mahkum edilmiş olma” unsurunun her türlü mahkumiyeti kapsayıp kapsamadığı tartışılmış ve uygulama ile doktrinde genel kabul gören anlayışa göre, adli sicil kaydında yer alan bu mahkumiyetin “ceza mahkumiyeti” olması gerektiği, diğer bir deyişle Kabahatler Kanununa göre verilen idari cezalar, disiplin cezaları, güvenlik tedbirlerine mahkumiyet ve TCK’nın 50/1. maddesi uyarınca kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım olarak uygulanan para cezası dışındaki tedbirlerin tekerrüre esas olmayacağı ileri sürülmüştür.

Her ne kadar TCK’nın 58/1. maddesinde açık bir şekilde “ceza mahkumiyeti”nden söz edilmemekte ise de, bu hüküm TCK’nın 58/2. maddesinde yer alan “ hapis veya adli para cezasına mahkumiyet halinde” ibareleri ile birlikte değerlendirildiğinde, önceki mahkumiyetin ceza mahkumiyeti olması gerektiği anlaşılmaktadır.

Ancak, TCK’nın 50/6. maddesine göre seçenek tedbirin gerekleri yerine getirilmediğinde, hükmü veren mahkemece tedbir hapis cezasına çevrilecek ve bu durumda TCK’nın 50/5. maddesi (Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbirdir.) hükmü uygulanmayacak, diğer bir deyişle ceza hapis cezası olarak kabul edilerek infaz edilecektir. Bu durumda koşulları oluştuğunda, sonradan işlenen suç nedeniyle hükmolunan hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infaz edilmesinin önünde her hangi bir engel bulunmayacaktır.

İnceleme konusu somut olayda; mahkemece tekerrüre esas alınan ilamın, Malatya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/05/2006 tarihli, 2006/32 esas, 2006/273 sayılı kararı ile müstehcenlik suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 226/4, 62 ve 50/1-d maddeleri uygulanarak, hapis cezasından çevrilme belirli yerlere gitmeme tedbirine ilişkin olduğu, bu tedbirin gereklerinin yerine getirilmemesi üzerine, aynı mahkemenin 13.09.2006 tarihli kararıyla 5 ay hapis cezası olarak aynen infaz kararı verildiği, cezanın 02.05.2007 tarihinde infaz edildiği, incelemeye konu yeni suçun ise 09.12.2008 tarihinde işlendiği anlaşılmaktadır.

Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler ve TCK’nın 50/6. maddesi göz önünde bulundurulduğunda, anılan ilamın daha sonradan hapis cezası olarak infaz edilmiş olması nedeniyle tekerrüre esas olduğu, ayrıca sanığın adli sicil kaydında bu ilamın dışında da tekerrüre esas sabıkasının bulunduğu ve inceleme konusu dosyada tekerrür hükümlerinin hapis cezalarına uygulandığı anlaşıldığından, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 24.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.