YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13628
KARAR NO : 2015/37404
KARAR TARİHİ : 27.02.2015
MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Yakınan olay günü gündüz 12:00 sıralarında yol üzerinde yürümekteyken, kimliği tespit edilemeyen kasklı bir şahsın kullandığı motosikletin arkasında oturan failin, yakınanın elindeki çanta ve telefonu almaya çalıştığı yakınanın direnmesi üzerine başarılı olamadığı ancak yanındaki usturayı sallayarak yakınanın geri çekilmesini sağladıktan sonra eylemini tamamlayıp kaçtığı, yakınanın olayın hemen ardınan kolluk görevlilerine müracaat ettiği, olayı ayrıntılı olarak anlatıp, çantasını çeken kişinin eşgalini bildirdiği, kendisine gösterilen suçlular albümündeki fotoğraflar üzerinden de teşhis edip sanığın kimliğinin belirlenmesini sağladığı,
Sanığın ise; olaydan 10 gün kadar sonra 25.10.2008 günü yakalandığı, yakalandıktan sonra yapılan teşhis işleminde yakınanın sanığı çoklu ortamda da teşhis ettiği, ifade ve teşhis tutanaklarında tereddüt içeren herhangi bir beyanın olmayıp ifadelerinde kesinlik belirten anlatımlar kullandığı,
Sanığın yakalanmasının ardından 26.10.2008 günü tutuklama talebi ile mahkemeye sevk edildiği ancak tutuklama talebinin reddi üzerine serbest kaldığı, 27.10.2008 günü talebi üzerine dosyanın bir örneğinin sanığa verildiği, yakınanın ise çağrılmamasına karşın 28.10.2008 günü Cumhuriyet Savcılığına bir dilekçe sunarak teşhisinden emin olmadığını söylediği bunun üzerine tutanak mümzilerinin dinlendiği, teşhis işleminin ayrıntıları ile anlatan kolluk görevlilerinin işlem sırasında yakınanın kesin ifadeler kullanığını ve tereddütü olmadığını ancak tedirgin olduğunu ve sürekli olarak sanığın kendisini görüp görmediğini sonradan bulup bulamayacağını sorduğunu belirttikleri anlaşılmıştır.
Yağma suçlarında mağdurların gerek sanıkların baskısı gerekse kendilerince sanıklardan zarar görebilecekleri şeklindeki düşünceler ile veyahut ta gerçekten teşhislerinden emin olamadıkları ve suça ait cezanın ağırlığı gibi sebeplerle beyanlarını değiştirdikleri zaman zaman görülmektedir.Bu aşamada mahkemeye düşen görev olayın nasıl olduğu ve failin kim olduğu yönündeki şüpheleri yenerek ceza hukukunun amacı olan maddi gerçeğe ulaşmaktır.
Hal böyle olunca öncelikle sanığın fiziki durumunun eşgal ile uyumlu olup olmadığının mahkemece gözlemlenmesi; teşhis ve tanıma işlemine katılanlar ile sanık arasında fiziki benzerliklerin bulunup bulunmadığının araştırılması, bu amaçla teşhis işleminin kayda alınıp alınmadığı hususu sorulup, gerektiğinde teşhis işlemine katılanların da dinlenmesi, suça konu telefonu kullanan hatlar istenmiş ise de bunların sanık ile alakalı olup olmadığı araştırılmadığından gerekli araştırmanın yapılması, çalınan kartların olaydan sonra kullanılıp kullanılmadığı, yakınanın bilgisi dışında kullanılmış ise kullanılan yerlerin görüntü kayıtlarının temini ile bunların sanıkla bağlantısının değerlendirilmesi sağlanmadan, yakınanın olaya yakın olup kendi içinde önde ve üstün olan anlatımı ve ayrıca tutanak mümzilerinince doğrulanan teşhis beyanları yerine, yakınanın sonradan değişen çelişkili beyanları ile sanığın kendini suçtan kurtarmaya yönelik anlatımlarına neden üstünlük tanındığı da yeterince açıklanmadan eksik soruşturma ile yetinilip yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 27.02.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.