Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2014/45943 E. 2015/27730 K. 24.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/45943
KARAR NO : 2015/27730
KARAR TARİHİ : 24.04.2015

Tebliğname No : KYB – 2014/364581

Tehdit suçundan sanık .., 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4/2. maddeleri gereğince 63 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair, Elbistan Sulh Ceza Mahkemesinin 13/06/2006 tarihli ve 2005/964 esas, 2006/375 sayılı kararın kesinleşmesini müteakip, sanık tarafından uyarlama talep edilmesi üzerine, hükmün açıklanmasının geri bırakılması talebinin reddine ilişkin, Elbistan 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/11/2011 tarihli ve 2005/964 esas, 2006/375 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair, Elbistan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/01/2012 tarihli ve 2012/10 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/11/2014 gün ve 364581 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:

İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre:
1-Elbistan Sulh Ceza Mahkemesinin 13/06/2006 tarihli ve 2005/964 esas, 2006/375 sayılı kararına yönelik yapılan incelemede; suçun Temmuz 2003 tarihinde işlenmiş olması karşısında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddesi 3. fıkrasında yer alan “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” biçimindeki hükümle lehe yasanın belirlenmesinde izlenecek yöntemin ve uygulamanın nasıl yapılması gerektiğine ilişkin kuralın açıkça ortaya konulduğu, Yargıtay İBK.nun 23/02/1938 tarih ve 1938/23-9 Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/10/1985 tarih ve 1985/194-525, 25.05.1999 tarih ve 1999/133-142, 23/12/2003 tarih ve 2003/270-290, 30.03.2004 tarih ve 2004/46-78 sayılı, 21/02/2006 tarih ve 2006/9-16 E., 2006/26 sayılı kararlarında da lehe yasa belirlenirken gözetilecek ilkeler ve ölçütler gösterildiği, anılan Yasa hükmü belirtilen içtihatlarla birlikte değerlendirildiğinde lehe yasa saptanırken karma uygulama yapılmayacağı, özgürlüğü bağlayıcı cezaların para veya diğer tedbirlere çevrilmesine ilişkin 647 sayılı Kanun’un 4. ve cezaların ertelenmesine ilişkin aynı Kanun’un 6. maddeleri hükümlerinin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleriyle bir bütün olarak ele alınmadan ve adlî sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında erteleme hükmü ve açıklanan ilkeler gözetilmeden yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulmasında,
2- Elbistan 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/11/2011 tarihli ve 2005/964 esas, 2006/375 sayılı ek kararına yönelik yapılan incelemede; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/1. maddesinde yer alan, “Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır” hükmüne aykırı şekilde, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmadan ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulları incelenmeden yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:

Tehdit suçundan sanık …. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Elbistan Sulh Ceza Mahkemesinin 13/06/2006 tarihli kararıyla, 765 sayılı TCK’nın 191/1. maddesi uygulanarak hapis cezasından çevrilme 63 Türk lirası adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, yoklukta verilen kararın sanık tarafından süresinden sonra temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15/02/2011 tarihli ilâmıyla temyiz isteminin reddine karar verildiği, bu şekilde kesinleşen kararın infazı sırasında sanık tarafından 5728 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler uyarınca uyarlama talep edilmesi üzerine, aynı mahkemenin 04.11.2011 tarihli ek kararıyla duruşma açılmadan hükmün açıklanmasının geri bırakılması isteminin reddine karar verildiği, bu karara sanık tarafından yapılan itirazın Elbistan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.01.2012 tarihli kararıyla reddedilmesi üzerine, kesin olan bu karar aleyhine kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

Kesinleşen hükümle ilgili 5728 sayılı Kanun ile değişik CMK’nın 231. maddesinin uygulanması için talep edilen uyarlama yargılaması üzerine, mahkemece duruşma açılmaksızın verilen ret kararının hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

III- Hukuksal Değerlendirme:

5728 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında “Bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkumiyet kararları hakkında lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13.12.2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ila 101. maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir. Ancak hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi halinde, inceleme duruşma açılmak suretiyle yapılabilir.” hükmü getirilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.09.2009 gün ve 2009/9-91, 212 sayılı kararında belirtildiği üzere, 5728 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş, infaz edilmekte ve hatta koşulları bulunmakta ise infaz edilmiş olan mahkûmiyet kararları hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumuna ilişkin uyarlama, hükmü veren mahkemece, genel bir ilke olarak objektif koşulların (mahkûmiyet hükmü olması, suç niteliği ve ceza miktarı ile daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama) değerlendirilmesiyle sınırlı bir inceleme yapılması halinde evrak üzerinde, sübjektif koşulların (sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarının) değerlendirilmesi gereken hallerde ise duruşma açılarak yapılmalıdır.

İnceleme konusu somut olayda; Elbistan Sulh Ceza Mahkemesinin 13/06/2006 tarihli kararıyla, sanığın ölümle tehdit suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4. maddeleri uyarınca, adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş, ancak suç tarihi itibariyle adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında hüküm tarihinde kapsamda bulunmadığından, CMK’nın 231. maddesi değerlendirilmemiştir.

Bu itibarla, kesinleşen hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun ile değişik CMK’nın 231. maddesindeki objektif koşulların varlığı halinde, mahkemece subjektif koşullar değerlendirilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hakkında karar verilmesi gerektiğinden ve subjektif koşullara ilişkin değerlendirmenin, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında belirtildiği üzere duruşmalı inceleme ile yapılması zorunlu bulunduğundan, kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar verilmiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,

1- Elbistan 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/11/2011 tarihli ve 2005/964 esas, 2006/375 sayılı ek kararı ile, bu karara itiraz üzerine verilen Elbistan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/01/2012 tarihli ve 2012/10 değişik iş sayılı kararının kanun yararına BOZULMASINA,

2- 5271 sayılı CMK’nın 309/4-a maddesi uyarınca bozma doğrultusunda karar verilmek üzere müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine,

3- Elbistan Sulh Ceza Mahkemesinin 13/06/2006 tarihli ve 2005/964 esas, 2006/375 sayılı kararında, lehe kanun değerlendirilmesi yapılarak 765 sayılı TCK’nın 191/1. maddesi uygulandığından ve ceza miktarı itibariyle bu uygulamanın açıkça sanığın lehine olduğu anlaşıldığından, (1) nolu kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,24.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.