YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4858
KARAR NO : 2015/13274
KARAR TARİHİ : 09.12.2015
MAHKEMESİ : ……FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/12/2014
NUMARASI : 2012/114-2014/288
Taraflar arasında görülen davada……Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.12.2014 tarih ve 2012/114-2014/288 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 19.292 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin üniversitede akademisyenlik yapan Türkiye’nin deprem konusunda sayılı insanlarından biri olduğunu, 2003 yılında deprem konusunda önlem alma, kurtarma, uzman ekipler, araç gereç koordinasyonunun sağlanmasına yardımcı olması için bir yazılım geliştirme projesi başlattığını ve 2004 yılında “E-Belediyecilik A… Y.. Merkezi K… D… S…. Modülü Projesi (A…)” isimli bu yazılımı üreterek Afet Yönetim Merkezleri’nde kurulması için ilgili kuruluşlara ve bazı özel şirketlere tanıtımlarına başladığını, davalı şirket yetkililerinin, müvekkiline, anılan yazılımı ticari olarak değerlendirme konusunda ortak iş yapma teklifinde bulunduklarını, ortaklığın, satış ve pazarlamanın davalı şirketçe yapılıp elde edilecek hasılattan paylaşım yapılması esasına dayandığını, bu konuda taraflar arasında 05/07/2004 tarihinde gizlilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile davacının program modüllerinin sunumunu program kodları da dahil olmak üzere davalıya aktardığını, bir süre sonra davalının kötüniyetli eylemleri nedeniyle ortak çalışmaların sonlandırıldığını, gizlilik sözleşmesinden sonra bu sözleşmeyi değiştiren başka sözleşme yapılmadığını ve program modüllerinin telif haklarının halen müvekkilinde olduğunu, programın ana kodlarının ve yazılımcısına ait bütün teknik tasarım ve diğer çalışma detaylarının müvekkilinde olup, davalının haksız ve izinsiz olarak bu programı kullandığını, üzerinde değişiklik yaptığını ve bu hali ile ticari amaçlı olarak 3. şahıslara sunduğunu, haksız gelir elde ettiğini, müvekkilinin ürettiği yazılımın FSEK’in 2. maddesi kapsamında bir fikir ve sanat eseri olduğunu, ileri sürerek, tecavüzün tespitini, ref’ini, 25.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, yazılım fikrinin taslak halinde davacı, dava dışı Coşkun Çakmak ve Volkan Diler tarafından “A.. Y….. K… D…. S…” ismiyle müvekkiline sunulduğunu, müvekkiline sunulanın taslak bir fikir/proje olup, müvekkili tarafından geliştirilerek eser haline getirildiğini, müvekkili tarafından ilk yazılım fikrinden bağımsız ve farklı olarak, tamamen yeniden, yepyeni bir program, arayüz ve işlerlikle yaratıldığını ve isminin devam ettirildiğini, taraflar arasında 09/12/2008 tarihli sözleşme bulunduğu ve anılan sözleşmede davacı ve arkadaşlarının bu yazılım fikrinden tamamen bağımsız bir bilgisayar programı olduğu ve müvekkili tarafından yaratılan A…’nin bütün haklarının süre ve yer sınırlaması olmadan münhasıran müvekkiline ait olduğunu gayri kabulü rücu olarak kabul, beyan ve taahhüt ettiklerini, anılan sözleşmenin 7. maddesinde “bu sözleşme, taraflar arasında bugüne kadar yapılmış tüm sözlü ve yazılı anlaşma ve taahhütleri geçersiz kılmış ve onların yerini almıştır” hükmünün yer aldığını, davacının haksız kazanç elde etmek için müvekkilinden sözleşme ile ilgisiz paralar talep ettiğini, alamayınca da tehdit, hakaret ve şantaj içerikli mailler gönderdiğini, bu mailler nedeniyle hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve ceza davası açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 09/12/2008 tarihli sözleşmede, davacı ile dava dışı Coşkun Çakmak ve Volkan Diler tarafından “A… Y… Karar D… S.. Y…” adlı taslak halinde bir yazılım fikri sunulduğu, davalının ilk yazılım fikrinden bağımsız ve farklı olarak tamamen yeniden, yepyeni bir bilgisayar programı, ara yüzleri ve ara işlerliği yaratmış ve tümünün bir bütün olarak adını “A… Y…. K… D… S..” koyduğu belirtilerek, davacının kendi yazılım fikirlerinden tamamen farklı ve bağımsız bir bilgisayar programı olduğu ve davalı tarafından yaratılan “A…”’nin her türlü fikri ve sınai mülkiyet haklarının ücretli ya da ücretsiz üçüncü kişilere devir ve temlik etme veya kullandırma gibi benzeri telif haklarını herhangi bir süre ve yer sınırlaması olmaksızın münhasıran davalıya ait olduğunu gayri kabili rücu olarak kabul ve taahhüt ettiği, yazılım fikrinin bedeli olarak üçüncü kişilere satış halinde imza tarihinden itibaren 20 yıl içerisinde satış bedelinden belirtilen surette pay alacakları belirtilmiş ve 15/05/2008 tarihinden sonraki tüm masrafları davalı şirketin karşılayacağı bu program üzerindeki fikri ve sınai, manevi ve mali hakların davalıda olduğunu davacının taahhüt ettiği görülmekte ise de, yapılan bilirkişi incelemelerinde, “A…” isimli bilgisayar programı tasarımının henüz bilgisayar programı şeklini almadığı, bu halde de, 5846 sayılı Yasa’nın 48. maddesinde henüz vücuda getirilmemiş veya tamamlanacak olan bir esere taalluk eden tasarrufun batıl olduğu belirtildiğinden, davacının yazılım fikri ile ilgili bilgisayar programı tasarımı niteliğindeki bu çalışması da her ne kadar 5846 sayılı yasanın 2/1. maddesi kapsamında eser niteliğinde ise de, henüz bilgisayar programı halini almadığından, dolayısıyla eser tam anlamıyla vücuda getirilmediğinden, 48. maddenin son bendinde belirtilen nitelikte olması sebebiyle fikrin, yani program tasarımının gerek kaynak kodlarının, gerekse konusu ve içeriğinin ve ara yüzlerinin davalı yanca aynen alınmak suretiyle bilgisayar programı tasarımına konulmuş olmasının bu batıl olan 09/12/2008 tarihli sözleşme kapsamında eserden kaynaklanan mali hakların devri anlamına gelmeyeceği, dolayısıyla yapılan sözleşmenin hukuken batıl olduğu, kaldı ki davalı ile TÜBİTAK tarafından desteklenen projede davacı fikrinden değil, eser niteliğindeki tasarımının tamamından istifade edildiği, bu halde de davalı fiilinin davacının eserden kaynaklanan haklarına tecavüz niteliğini taşıdığı, davacının eserine yönelik tecavüz sebebiyle de FSEK’in 70/1. maddesi kapsamında manevi hak talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davacının hak sahibi olduğu eser niteliğindeki yazılı programına davalı yanın tecavüzde bulunduğunun tespiti ile ref’ine, uyuşmazlığın niteliği, davalının haksız fiilinin yoğunluğu ile sunulan deliller değerlendirildiğinde takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, uyuşmazlık konusu bilgisayar programının kullanılmakta olması nedeniyle haksız eylemin devam ettiği sürece zamanaşımının işlemeyecek olmasına, temyize konu uyuşmazlıkta mali haklara yönelik tazminat talebi söz konusu olmayıp, anılan 09/12/2008 tarihli sözleşme kapsamında mali hak ve 05/07/2004 tarihli sözleme kapsamında cezai şart talebi işbu davadan ayrılan ve Mahkemenin 2013/247 Esasına kaydedilen davanın konusunu oluşturduğundan her ne kadar mahkemece karar yerinde söz konusu sözleşmenin geçersizliğinden bahisle manevi hak tazminatına hükmedilmediğine yönelik gerekçe isabetli değil ise de, uyuşmazlık konusu bilgisayar programı hazırlık tasarımlarının 5846 sayılı FSEK’in 2/son maddesi kapsamında eser vasfında ve davacının da eser sahibi olduğunun belirlenmesine, eser üzerindeki mali hakların usulüne uygun devrinin kabulü halinde dahi manevi hakların devri söz konusu olmayacağından, söz konusu programın davacının adının belirtilmemesi suretiyle izinsiz olarak çoğaltılması nedeniyle, 5846 sayılı FSEK 15. maddeleri kapsamında korunan manevi hakkın ihlal edilmiş bulunması nedeniyle hükmedilen manevi hak tazminatının isabetli bulunmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 512,32 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 09.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.