YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5515
KARAR NO : 2015/13269
KARAR TARİHİ : 09.12.2015
MAHKEMESİ : ……… FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/11/2014
NUMARASI : 2013/155-2014/256
Taraflar arasında görülen davada ……. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.11.2014 tarih ve 2013/155-2014/256 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, eşarp ve bayan giyimi dışında herhangi bir mal ve hizmet üretimi bulunmayan davalının”A……” ibaresini, müvekkilinin “İ… asıl unsurlu çok sayıda markasının tescilli olduğu 3 ve 25. sınıflarda tescil ettirmek istediğini, müvekkilince davalı başvurusuna karşı yapılan itirazların TPE tarafından kısmen reddedildiğini ve söz konusu ibarenin davalı adına tescil edildiğini, oysa “İ…” ibaresi üzerindeki öncelik hakkının müvekkiline ait bulunduğunu, ayrıca müvekkili adına tescilli markaların tanınmış olduklarını, 556 sayılı KHK’nun 7/1-b,7/1-i ve 8/1-b maddelerinin davalı tesciline engel teşkil ettiğini, davalı adına hemen hemen tüm sınıflarda tescil gören marka ile davalı lehine haksız surette marka tekeli yaratıldığını ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın, müvekkilinin “İ….” ana unsurlu markaları ile aynı ve benzer sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin “A….” ibareli markayı on yılı aşkın süredir tescilsiz olarak kullandığını, dolayısıyla öncelik hakkının müvekkiline ait olduğunu, davacının dayanak yaptığı markalardan yalnızca birinin 25. sınıftaki bir kısım mallar için tescilli bulunduğunu, davacı markalarının tanınmış olduğu iddiasının doğru olmadığını, ayrıca taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davacının İ… ibareli markası temizlik, kozmetik, kişisel bakım sektöründe tanınmış niteliğe haiz ise de, zayıf nitelikli marka ibaresi olduğu, davacı yanca 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinde belirtilen koşulların oluştuğuna ve davalı yanın markayı kullanmak suretiyle ayırt ediciliğine ya da itibarına zarar verdiği hususlarında kanaat getirici delil sunmaması nedeniyle tescilli diğer sınıflar yönünden hükümsüzlük talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalı adına tescilli 2006/15961 sayılı A… markasının 3. sınıf emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davalıya ait A…… markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yeniden bilirkişi raporu alınmış ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemiz bozma ilamında, davacının çok sayıda İ… ana unsurlu markası bulunduğundan her marka için ayrı ayrı tanınmışlık incelemesinin yapılması, tanınmışlık koşullarını taşıyan markaların kapsadığı malların tespit edilerek davalıya ait dava konusu markanın tescil başvurusu itibariyle tanınmışlığın mevcut olup olmadığının ve 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinde düzenlenen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerektiği ve ayrıca davacının İ… unsurlu markalarıyla ilgili tanınmışlığın tespitine ilişkin davalarda verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin resen araştırılması gerektiği hususlarına işaret edilmiştir. Mahkemece, bozmadan sonra alınan bilirkişi raporunda da önceki raporda olduğu gibi soyut gerekçelerle ve davacıya ait İ… unsurlu markaların hangisine yönelik olduğu belirtilmeksizin, genel olarak, İ… markasının tanınmış marka olduğu ifade edildikten sonra 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi anlamında değerlendirme yapılmıştır. Mahkemece bozmaya uyulduğuna göre; bozma gereğinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekirken, bozmaya uygun inceleme ve tartışma içermeyen, eksik değerlendirme sonucu davanın kısmen kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 09.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.