YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/45944
KARAR NO : 2015/27729
KARAR TARİHİ : 24.04.2015
Tebliğname No : KYB – 2014/364665
Hakaret ve tehdit suçlarından sanık ., 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1, 125/1 ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay ve 2 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair, Sinop Sulh Ceza Mahkemesinin 27/05/2014 tarihli ve 2014/219 esas, 2014/293 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/11/2014 gün ve 364665 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “1-Sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/1-c maddesindeki hakları kullanmaktan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi altsoyu üzerindeki aynı hakları koşullu salıverilme tarihine kadar kullanmaktan yoksun bırakılması gerekirken, anılan Kanun’un 53/1-c maddesindeki hakları koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesinde,
2-Hüküm fıkrasında her iki suçtan da 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddesi tatbik edildiği halde, 5. bendde bu maddenin tatbik edilmesinin mümkün olmadığına karar verilmesi suretiyle kararda çelişki oluşturulmasında,
3-Sanığın adli sicil kaydına göre tekerrüre esas olabilecek İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/864 esas. 2010/394 sayılı ilamının celp edilerek, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesinin uygulama alanı bulup bulmayacağının araştırılmamasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Hakaret ve tehdit suçlarından sanık …. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Sinop Sulh Ceza Mahkemesinin 27/05/2014 tarihli kararıyla, her iki suçtan ayrı ayrı hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, yüze karşı verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, infaz aşamasında her iki suç yönünden kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
a-TCK’nın 53/1-c maddesindeki hak yoksunluğuyla ilgili aynı Kanun maddesinin 3. fıkrasındaki sınırlandırıcı hükmün dikkate alınmamasına,
b-TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasıyla ilgili çelişki oluşturulmasına,
c-Koşulları oluşmasına karşın, tekerrür hükümlerinin uygulanmamasına dair hukuka aykırılıklara ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
1- Hak yoksunluklarının değerlendirilmesi,
5237 sayılı TCK’nın 53/3. maddesinde “Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz” hükmü yer almaktadır.
İnceleme konusu somut olayda; mahkemece hakaret ve tehdit suçlarından kısa süreli hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında, 5237 sayılı TCY’nın 53. maddesinin 3. fıkrası hükmü gözetilmeden, aynı Kanun maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (d) ve (e) bendindeki haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya, (c) bendinde belirtilen haklardan ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verildiği görülmektedir. Ancak mahkemenin TCK’nın 53/1-c maddesindeki hak yoksunluğuyla ilgili, aynı Kanun maddesinin 3. fıkrasındaki sınırlandırıcı hükmü dikkate almayan uygulamasının hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
2- TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasıyla ilgili çelişki oluşturulması,
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 7.11.2006-227/228 sayılı kararında açıklandığı üzere; yargılama yöntemine veya cezalandırmaya ilişkin hükmün belirli biçimde takdir edilmesinden kaynaklanan değerlendirme hataları “hukuki yanılgı” oluşturmakta iken; isim, yaş ve hesap hataları, yargı kararlarında “maddi yanılgı” veya ”yazım hatası” diye isimlendirilen beşeri hatalardır. Hukuki yanılgılar, ancak başka bir mercii tarafından ve yasa yolu başvurusuyla açılan bir tali muhakeme ile giderilebilir. Yargı kararlarındaki maddi yanılgıların düzeltilmesi ise herhangi bir yöntem ve zamanla sınırlı değildir. Bu yanılgılar, bizzat bu hatayı yapan mercii tarafından, kendiliğinden veya bir yasa yolu başvurusu üzerine verilen bir karardaki uyarı üzerine düzeltilebilir.
İnceleme konusu somut olayda, sanık hakkında her iki suçtan kurulan hükümde TCK’nın 62. maddesi uygulanarak indirim yapılmasına karşın, her iki hükmün 5. bölümünde cezanın ertelenmemesine ilişkin gerekçelere yer verilip, TCK’nın 51. maddesi yazılması yerine, “TCK’nın 62. maddesinin tatbik edilmesinin mümkün olmadığına” dair, hatalı uygulama maddesine yer verildiği görülmektedir.
Ancak, yazım hatası niteliğinde bulunan bu eksikliğin mahallinde düzeltilebileceği mümkün görüldüğünden, bu husus kanun yararına bozma konusu yapılmamıştır.
3-Koşulları oluşmasına karşın tekerrür hükümlerinin uygulanmaması,
5237 sayılı TCK’nın “suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular” başlıklı 58. maddesinde;
“(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.
(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;
a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl,
Geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz…
(6) Tekerrür hâlinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir…” hükmüne yer verilmiştir.
Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 gün ve 57-74 sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi uyarınca kişinin mükerrir sayılması için ilk hükmün kesinleşmesinden sonra ikinci suçun 1 Haziran 2005 tarihinden sonra işlenmesi yeterli olup, ilk suçun 1 Haziran 2005 tarihinden önce veya sonra işlenmesinin herhangi bir önemi bulunmamaktadır.
Bu düzenlemelere göre, tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceden işlenen bir suç nedeniyle mahkum edilmiş olma, bu hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir suçun işlenmesi ve yeni suçun belirli süreler içerisinde işlenmesi yeterli olup, cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmamaktadır.
İncelenen dosyada, sanık hakkında her iki suçtan hapis cezası verilmesine karşın, adli sicil kaydında yer alan İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/864 esas, 2010/394 karar sayılı, 13.09.2010 kesinleşme tarihli ilamı uyarınca, koşulları oluşmasına karşın tekerrür hükümlerinin uygulanmaması hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce kısmen yerinde görüldüğünden,
1- Hakaret ve tehdit suçlarından sanık … hakkında, Sinop Sulh Ceza Mahkemesinin 27/05/2014 tarihli ve 2014/219 esas, 2014/293 sayılı kararının, CMK’nın 309. maddesi uyarınca, (3) nolu kanun yararına bozma istemi yönünden aleyhe sonuç doğurmamak üzere, BOZULMASINA,
2- Karardaki (1 nolu) hukuka aykırılık aynı Kanun maddesinin 4-d fıkrasına göre, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53/1-c maddesi uyarınca hükmedilip koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği belirtilen hak yoksunluğunun başına, “kendi altsoyu üzerindekilerle sınırlı olmak üzere” ibaresinin eklenmesine,
3- Her iki hükmün 5. bölümünde yer alan ve uygulama maddesinin hatalı gösterilmesine ilişkin hukuka aykırılık, mahallinde düzeltilebileceğinden bu konuya ilişkin (2) nolu kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
4- Kararın diğer yönlerinin olduğu gibi bırakılmasına, 24.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.