Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2018/8314 E. , 2021/7045 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2018/8314
Karar No : 2021/7045
TEMYİZ EDENLER :1-(DAVACILAR) I- …
II- …
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
DİĞER DAVALI : … Belediye Başkanlığı
KARŞI TARAF : 1- (DAVALI) … Bakanlığı
2- (DAVALI)… Belediye Başkanlığı
3- (DAVACILAR) I- …
II- …
İSTEMİN ÖZETİ : … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:… , K:… sayılı kararın, davacılar tarafından redde ilişkin kısmının davalı Bakanlık tarafından iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Aksaray ili, Merkez ilçesi, … Kasabası, … pafta, … parsel sayılı taşınmazın bir kısmı üzerindeki kamping alanı tahdidinin kaldırılması, bunun mümkün olmaması halinde ise söz konusu taşınmazın kamping alanında kalan kısımlarının kamulaştırılarak rayiç bedelinin ödenmesi ve taşınmazın diğer kısmı için getirilen tarımsal niteliği korunacak alan kararının da kaldırılması istemiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlem ile aynı istemle Ihlara Belediye Başkanlığına yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesi kararının, kamping alanı tahdidinin kaldırılması talebinin reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddi yolundaki bölümünün onanması, diğer bölümlerinin ise bozulması yolundaki Danıştay Altıncı Dairesi’nin 20.03.2018 tarih ve E:2015/1283, K:2018/2410 sayılı kararının bozmaya ilişkin kısmına uyularak, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen raporun dosyada bulunan bilgi ve ve belgelerle birlikte incelenmesi sonucunda, dava konusu işlemin; taşınmazın kamulaştırılarak bedelinin ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin kısmı incelendiğinde, uyuşmazlık konusu taşınmazın koruma amaçlı uygulama imar planı sınırları içinde, kısmen kesin inşaat yasağı olmayan kamping alanı olarak belirlendiği, hatta koruma amaçlı uygulama imar planının plan hükümlerinde kamping alanında yapılabilecek yapıların gösterildiği ve bu alanlar için tanınan
yapılaşma haklarının ayrtıntılı bir şekilde düzenlendiği, bu itibarla, davacıların mülkiyet hakkı kapsamında taşınmazından yararlanma haklarının ortadan kalkmadığı ve kısıtlılık halinin davacılar açısından gerçekleşmediği anlaşıldığından, davalı idarenin uyuşmazlık konusu taşınmazın kamping alanında kalan kısmını kamulaştırmakla yükümlü olmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın bu kısım yönünden reddine, dava konusu işlemin taşınmazın tarımsal alan vasıfının değiştirilmesi isteminin reddine ilişkin kısım yönünden yapılan incelemede; uyuşmazlık konusu taşınmazın tarımsal niteliği korunacak alan olarak öngörülen bölümlerinin üzerinde taş, inşaat atığı-moloz gibi maddeler bulunduğu ve sulamaya yönelik bir alt yapının bulunmadığı görüldüğünden, yürürlükteki 1/25000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planında öngörüldüğü şekli ile tarımsal niteliği korunacak alan olarak korunmasının mümkün olmadığı, yakın çevredeki düşük yoğunluklu kentsel gelişme öngörülerinin dikkate alınarak “kamping alanı” olarak belirlenen alana ulaşımı sağlayan 12 metre enkesitli taşıt yolu aksında asgari taban alanı kullanımına izin verecek şekilde gelişme konut alanı olarak kullanılmasının şehircilik ilkeleri açısından daha olumlu bir yaklaşım olacağı gerekçesiyle bu kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACILARIN İDDİALARI : Taşınmazın idari bir uygulama ile kamping bölgesi haline getirilerek kamulaştırılmasına rağmen Kamulaştırma Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca kendilerine herhangi bir bedel ödenmediği, dosyada yer alan bilirkişi raporunda da kamulaştırma bedeline ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı, taşınmazın kamping alanı olarak belirlenmesi ile mülkiyet hakkının ellerinden alındığı, bu nedenle en azından taşınmaza ilişkin kamulaştırma bedelinin taraflarına ödenmesi gerektiği belirtilerek davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALI … BAKANLIĞI’NIN İDDİALARI : Uyuşmazlık konusu taşınmazın büyük bir kısmının mülga Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığınca onaylanan çevre düzeni planında III. derece arkeolojik ve doğal sit alanında yer aldığı, bu nedenle taşınmazın tarımsal vasfının değiştirilmesine yönelik mahkeme kararının Ihlara Özel Çevre Koruma Bölgesi Çevre Düzeni Planı kullanım kararları ve plan hükümleri ile örtüşmediği, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda gözlem ve öngörülere dayalı olarak görüş belirtildiği, ayrıca İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün görüşünün alınmadığı belirtilerek, mahkeme kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
SAVUNMALARIN ÖZETİ :
… Bakanlığı tarafından;Temyiz edilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve yasaya uygun olduğundan onanması gerektiği savunulmaktadır.
… Belediye Başkanlığı tarafından; savunma verilmemiştir.
Davacılar tarafından; Temyize konu kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının usul ve yasaya uygun olduğundan onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: İdare Mahkemesi kararının taşınmazın kamulaştırılarak bedelinin ödenmesi talebi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının onanması, taşınmazın tarımsal alan vasfının değiştirilmesi yönünden dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Aksaray ili, Merkez ilçesi, … Kasabası, … pafta, … parsel sayılı taşınmaz, mülga Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığınca 24.12.2007 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planında; kamping alanı, tarımsal niteliği korunacak alan ve ağaçlandırılacak alan olarak planlanmıştır. Anılan kurum tarafından aynı tarihte onaylanan 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planında da aynı kullanım kararlarına yer verilmiştir.1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının plan hükümlerinde kamping alanları için “Bu alanlar, iç ve dış güvenlik sağlanacak şekilde çit ve bitkilendirme yoluyla izole edilecek, izole edilerek ağaçlandırılacak ve boş alanlar çimlendirilecektir. Bu alanlarda; minumum ifraz = 5000 m2, E=0,05 ve Hmax=4.50 (1 kat) yapılanma koşullarıyla tuvalet, duş, lavabo, çamaşırhane, mutfak, büfe, çay ocağı, spor tesisleri ve birim sayısı=10 birim/1000 m2” hükmüne yer verilmiştir. Davacılar tarafından uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerindeki kamping alanı tahdidinin kaldırılması, bunun mümkün olmaması halinde söz konusu taşınmazın kamulaştırılarak bedelinin ödenmesi ve taşınmazın bir kısmının tarımsal niteliği korunacak alan olarak belirlenmesinin kaldırılması istemiyle 01.03.2013 tarihli dilekçe ile yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte bulunan haliyle, nazım imar planı; varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu’nun 4957 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değişik 7. maddesinin 1. fıkrasında: “Bakanlık; kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ile turizm merkezleri içinde her ölçekteki plânları yapmaya, yaptırmaya, re‘sen onaylamaya ve tadil etmeye yetkilidir. ” kuralına yer verilmiştir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 3. maddesinin 1. fıkrasının a) bendinin 8 numaralı alt bendinde; Koruma amaçlı imar plânı; bu Kanun uyarınca belirlenen sit alanlarında, alanın etkileşim-geçiş sahasını da göz önünde bulundurarak, kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla arkeolojik, tarihi, doğal, mimarî, demografik, kültürel, sosyo-ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak; hali hazır haritalar üzerine, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren iş yerlerinin sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katma değer yaratan stratejileri, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarını, sağlıklaştırma, yenileme alan ve projelerini, uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve taşıt ulaşımını, alt yapı tesislerinin tasarım esasları, yoğunluklar ve parsel tasarımlarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan, hedefler, araçlar, stratejiler ile plânlama kararları, tutumları, plân notları ve açıklama raporu ile bir bütün olan nazım ve uygulama imar plânlarının gerektirdiği ölçekteki plânlar şeklinde tanımlanmıştır.
Anılan Kanun’un 57. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de koruma amaçlı imar planları ile bunların her türlü değişikliklerini inceleyip karara bağlamak Koruma Bölge Kurullarının görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
2863 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 1. fıkrasında ise: “Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun “Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı” başlıklı 13. maddesinde: “Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;
a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,
b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,
c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,
ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,
d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar,
e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar,
f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine
20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları,
g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları, İçin bu
arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.
Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir.
Tarımsal amaçlı yapılar için, projesine uyulması şartıyla ihtiyaç duyulan miktarda her sınıf ve özellikteki tarım arazisi valilik izni ile kullanılır.
(Ek fıkra: 28/10/2020-7255/21 md.) İmar planlarında tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrılan yerler ile kamu yararı kararı alınarak tarım dışı amaçla kullanım izni verilen yerler, yeniden izin alınmaksızın bu amaç dışında kullanılamaz ve planlanamaz. Ancak yerleşim alanlarının gelişim alanı ihtiyaçlarını karşılamak için izin verilerek planlanmış alanlarda yeniden izin şartı aranmaz.
Birinci fıkranın (c) ve (ç) bentleri kapsamında izin alan işletmeciler, faaliyetlerini çevre ve tarım arazilerine zarar vermeyecek şekilde yürütmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlüdürler.
Bu madde kapsamında valiliklerce verilen kararlara yapılan itirazlar, Bakanlık tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.
Tarım arazilerinin korunması ve amaç dışı kullanımına dair uygulamaların usûl ve esasları yönetmelikle düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacıların, taşınmazın kamulaştırılarak bedelinin ödenmesi isteminin reddine ilişkin işlem yönünden davanın reddine ilişkin kısmı bakımından temyiz istemi incelendiğinde;
İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin taşınmazın kamulaştırılarak bedelinin ödenmesi isteminin reddine ilişkin işlem yönünden davanın reddine ilişkin kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usülü Kanunu’nun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.
Davalı idarenin; taşınmazın tarımsal alan vasfının değiştirilmesi isteminin reddine ilişkin işlem yönünden dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı bakımından temyiz istemine gelince;
Yukarıda yer alan hükümler birlikte değerlendirilmesinden; arkeolojik, kentsel, tarihi sitlerin ve kültür varlıklarının bulunduğu alanların doğal sitler, tabiat varlıkları ile benzeri diğer koruma statüsünde bulunan alanlarla çakışması durumunda bu alanlara ilişkin konuların mevcut doğal sit statüsü de göz önüne alınarak kültür varlıklarını koruma bölge kurullarınca değerlendirileceği, ayrıca sit alanlarını kapsayan imar planlarının yapılması ve uygulaması sürecinde, yapılaşma ve diğer koşullar yönünden tesis edilecek olan işlemlerin dayanağını oluşturdukları, kurul kararları karşısında idarelerin imar planı konusunda bağlı yetki içerisinde bulundukları sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, uyuşmazlık incelendiğinde, 13.12.2010 tarihinde onaylanan 1/25000 ölçekli Revizyon Ihlara Özel Çevre Koruma Bölgesi Çevre Düzeni Planında tarımsal niteliği korunacak alan, ağaçlandırılacak alan ve kamping alanı olarak planlanan uyuşmazlık konusu taşınmazın büyük bir kısmının 07.12.1993 tarihinde onaylanan 1/25000 ölçekli Ihlara Özel Çevre Koruma Bölgesi Çevre Düzeni Planında III. derece doğal ve arkeolojik sit alanı sınırları içerisinde yer aldığı görüldüğünden, öncelikle söz konusu taşınmazın III. derece doğal ve arkeolojik sit alanı sınırları içerisinde yer alıp almadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Şayet söz konusu taşınmazın III. derece doğal ve arkeolojik sit alanı sınırları içerisinde yer aldığı tespit edilirse, koruma amaçlı imar planlarında taşınmazın tarımsal niteliği korunacak alan kullanımından çıkarılması için Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulundan izin alınması gerektiği kuşkusuzdur.
Öte yandan, her ne kadar bakılan davada mahallinde yaptırılan keşif sonucu bilirkişiler tarafından gözleme dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu taşınmazın tarımsal nitelikte olmadığı kanaatine varılmış ve bu suretle düzenlenen rapor mahkemece hükme esas alınmış ise de, arazi sınıflandırılması, toprak etüdü, arazinin eğimi, kullanım şekli, verimliliği gibi taşınmazın detaylı fiziksel, kimyasal ve biyolojik analizleri yapılmaksızın tek başına gözleme dayalı olarak taşınmazın tarımsal niteliği hakkında karar verilemeyeceği, bu konuda ayrıca İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nden görüş alınması gerektiği sonucuna ulaşıldığından, eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen İdare Mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmında isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacıların temyiz isteminin reddine, temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararının, dava konusu taşınmazın kamulaştırılarak bedelinin ödenmesi istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,
2. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, kararın taşınmazın tarımsal alan vasıfının değiştirilmesi isteminin reddi yönünden dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 26/05/2021 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi.