YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1549
KARAR NO : 2015/28205
KARAR TARİHİ : 30.04.2015
Tebliğname No : KYB – 2014/410877
Tehdit ve hakaret suçlarından sanık .., 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-1.cümle, 125/1-2, 43/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis ve 2.240 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tabî tutulmasına dair, Adana 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 18/05/2011 tarihli ve 2010/1853 esas, 2011/1605 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca sanık hakkında verilen 7 ay 15 gün hapis ve 2.240 Türk lirası adli para cezalarına ilişkin hükmün açıklanmasına ilişkin, aynı Mahkemenin 25/02/2014 tarihli ve 2010/1853 esas, 2011/1605 sayılı ek kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/12/2014 gün ve 410877 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesinde düzenlenen “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki hükme göre, mahkemenin duruşma açarak sanığın hukukî durumunu değerlendirmesi gerekirken, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit ve hakaret suçlarından sanık …. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Adana 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 18/05/2011 tarihli kararıyla , 7 ay 15 gün hapis ve 2.240 Türk lirası adlî para cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, kararın kesinleşmesinden sonra sanığın deneme süresi içerisinde 01/10/2013 tarihinde işlediği kasıtlı bir suçtan mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle mahkemesine ihbarda bulunulduğu, Adana 3. Sulh Ceza Mahkemesince duruşma açılmaksızın koşulları oluştuğundan önceki hükmün açıklanmasına karar verildiği, temyiz edilmeyerek kesinleşen bu hükümle ilgili infaz aşamasında kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Açıklanması geri bırakılan hükümle ilgili olarak, deneme süresi içerisinde suç işlenmesi nedeniyle, duruşma açılmaksızın verilen hükmün açıklanmasına ilişkin kararın, hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir.
İncelenen dosyada, mahkemece sanığın yokluğunda verilen hükmün, taşınmış olduğu şerhi düşülen MERNİS adresinde Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre 10.03.2014 tarihinde tebliğ edildiği görülmektedir. Yasa yoluna başvuru hakkının kullanılabilmesi açısından anılan tebliğin yasa ve yönteme uygun olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Dosya içerisinde yer alan ve Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/4542 ilamat numarası üzerinden düzenlenmiş tebliğnameye göre, sanığın 14.02.2014 tarihinde cezaevine girdiği, koşullu salıverilme tarihinin ise 10.12.2014 olduğu görülmektedir.
Tebligat Kanunun 19. maddesinde “Mevkuf ve mahkümlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder” hükmüne yer verilmiştir. 25.02.2014 tarihli gerekçeli kararın cezaevi kanalıyla sanığa tebliğ edildiğine dair dosya içerisinde bilgi veya belge bulunmamaktadır. Tüm bu açıklamalar karşısında, başka suçtan hükümlü olan sanığın yokluğunda verilen kararın, MERNİS adresinde Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre tebliğ edilmesinin hukuken geçersiz olduğu, bu çerçevede, kararın sanık .. usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olması nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, hükmün henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE,
2-Dosyanın, kanunyolu bildiriminin başvuru mercii, süresi ve yöntemi açısından şerhli davetiye ile sanık .. bildirilip, tebligat eksikliğinin ikmaliyle süresinde başvuruda bulunulması halinde temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmesini, aksi takdirde usulünce kesinleştirme işlemi yapılarak, bu aşamadan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulmasını teminen mahkemesine iadesine, 30/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.