Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2014/8030 E. 2015/3928 K. 20.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8030
KARAR NO : 2015/3928
KARAR TARİHİ : 20.04.2015

MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/01/2014
NUMARASI : 2011/1119-2014/35

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili 28.12.2011 tarihinde açtığı dava ile davalı kiraya verenin davacı kiracı hakkında kira parasından kaynaklanan alacak için takip başlattığını ancak davalı kiraya verenin dava dışı ….. isimli şahsa borcundan dolayı davalı hakkında yapılan icra takibinde davacı kiracıya birinci haciz ihbarnamesi gönderildiğini, davacı kiracının davalı kiraya verenin borçlu olduğu Adana 13. İcra Müdürlüğünün 2011/2141 esas sayılı takip dosyasına kira borcunu yatırdığını bu nedenle davalı kiraya verene borcu kalmadığını belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davalı kiraya veren hakkında başlatılan takipte ödeme emrinin başka bir adrese gönderilerek kesinleştirildiğini, davalının dava dışı … isimli şahsa borcu bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davacı kiracının, davalı kiraya verenin borcuna mahsuben haciz ihbarı üzerine davalı hakkında başlatılan takip dosyasına ödeme yaptığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
HMK’nın 4. maddesinde ” Sulh Hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görürler ” düzenlemesiyle Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevi belirlenmiştir. Yine aynı kanunun 1. maddesinde ” Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir ” hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda görev kurallarının yargılamanın her aşamasında dikkate alınacağı, görevli mahkemenin de Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasının incelenerek karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK’nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenesine yerolmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.