Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/12834 E. 2015/29719 K. 08.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/12834
KARAR NO : 2015/29719
KARAR TARİHİ : 08.10.2015

MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; katılan M.. B..’ın sahibi olduğu Vadi Oto kiralama şirketine gelen sanık Ş.. D..’a kendisini B Ş olarak tanıtıp bir yıllığına araç kiralamak istediğini beyan edip Bilal Şensoy sahte adıyla düzenlenmiş sahte imza sirküleri, vergi levhası, ikametgah ilmühaberi, elektrik faturası ve sürücü belgesi ile nüfus cüzdanı fotokopilerini katılana sunduğu, ve katılan M.. B.. ile mülkiyeti diğer katılan K.. F..’na ait olup kiralanmak üzere şirkete teslim edilen 34 VJ 8161 plakalı Ford Focus marka otoyu aylığı 1.150 TL den anlaşıp araç kira sözleşmesi yaparak ilgili aracı teslim aldığı, akabinde aracın kendisine teslim edilen ruhsatındaki bilgilerden yola çıkarak aracın asıl sahibi olan K.. F..’nin kimlik bilgileriyle kendi fotoğrafını yapıştırıp sahte bir nüfus cüzdanı tanzim edip bu sahte nüfus cüzdanının fotokopisini kullanarak aracı 28/04/2010 tarihinde Büyükçekmece 8. Noterliği’ne müracaat edip durumdan haberi olmayan diğer katılan Ö.. Y..’a sattığı böylece sanığın nitelikli dolandırıcılık, resmi ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddia olunan somut olayda;
1-Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, bozma öncesi hükümde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 60 tam gün olarak tayin edilmesi, CMUK’un 326/son maddesi gözetildiğinde bozma sonrası hükümde bu hususun gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarındaki kazanılmış hakkın saklı tutulmasına ilişkin kısımıda yer alan adli para cezalarına ilişkin sırasıyla “60 gün” ve “50 gün” ve “ 1.000,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80,00 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.