YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/15457
KARAR NO : 2015/9396
KARAR TARİHİ : 01.06.2015
Mahkemesi : Ağır Ceza Mahkemesi
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Maddi tazminat miktarının tayin ve tespitine esas alınan bilirkişi raporunda, davacının tutuklu kaldığı süre ve tutuklu kaldığı tarihlerde geçerli olan aylık net asgari ücret tutarının eksik belirlendiğinin dikkate alınmaması suretiyle eksik maddi tazminata hükmedilmesi ve kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının toplamı üzerinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmında yer verilen oranlar üzerinden, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi yerine, karar tarihindeki maktu vekalet ücretine hükmedilmesi temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamış ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 34. maddesinin 2. fıkrasında, “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.” Aynı Kanunun 231. maddenin ikinci fıkrasında, “Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.” Üçüncü fıkrada “Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hal varsa bu da bildirilir.” amir hükmü yer almaktadır. Kanunun 232/6. maddesinde ise; “Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Yasal düzenlemelere bakıldığında; gerek yüze karşı gerekse yoklukta verilen hükümlerde yasa yolunun, süresinin, merciin ve şeklinin belirtilmesi ve bu hususların karara yazılması zorunlu kılınmıştır. Somut olayda tazminat talebinin dayanağı olan … Ağır Ceza Mahkemesinin 30/03/2011 tarih, 2011/17 esas, 2011/93 karar sayılı beraat hükmünde, sanığa (davacıya) tazminat talep etme hakkı hatırlatılmış ise de, hüküm fıkrasında tazminat hakkına ilişkin kanuni hakları yasal düzenlemelere uygun şekilde gösterilmemiş olması ve davacının vekili aracılığıyla 04/06/2013 tarihinde dava dilekçesi vererek beraat hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren yasal bir yıllık hak düşürücü sürede dava açtığının anlaşılması karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dava dilekçesinde 20/12/2007 tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulmasına rağmen, taleple bağlılık kuralına aykırı olarak, davacı lehine hükmolunan maddi ve manevi tazminatlar için tutuklama (10.12.2007) tarihinden itibaren faize hükmedilmesi,
İsabetsiz olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının birinci bendinde davacı lehine hükmolunan maddi ve manevi tazminatların faize ilişkin kısmında yer alan ”10/12/2007” ibaresi çıkartılıp yerine ”20/12/2007” ibaresinin yazılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.