YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15039
KARAR NO : 2015/29607
KARAR TARİHİ : 07.10.2015
MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, başkasının kimlik bilgilerini kullanma, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde ise serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş,193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyeti “sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı Kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Anılan Kanunun 37. maddesinin 4. bendinde ise, “gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı” belirtilmiştir. Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Sanık Y.. M..’ın, suçta kullanmak amacıyla Ankara İli …. İlçesi’nde bulunan ve kayıt maliki olan …..’ın yanına giderek ona ait ….. plakalı Mercedes marka kamyonunu 3 ay süre ile kiralamak istediğini beyan ettiği, tarafların anlaştıkları, sözleşme imzaladıkları, söz konusu sözleşme yapılırken sanık Yüksel’in kendi ismini F.. S.. olarak tanıttığı ve sözleşmeye ek olarak bu isme ait sahte ehliyet fotokopisi verdiği, bilahare sanık ……’in benzer özelliklere sahip araç aradığı ve aynı özelliklere sahip (renk, model, marka) İ.. T.. adına kayıtlı …… plaka sayılı kamyon olduğunu internet ortamından öğrendiği ve sahte şekilde düzenlediği …….sayılı plakaları hazırlayarak ….. plakalı araca monte ettiği, böylece sanık …..’in gerçek kimliğinin açığa çıkmasını önleyici her türlü önlemi aldığı,müşteki H.. S..’ın Adana’da nakliyecilik yaptığı ve Marsa Yağ Fabrikası’na ait margarinlerin nakliyesi için aracılık yaptığı, 19/02/2008 tarihinde müşteki Hıdır’a ait iş yerine gelen ve kendisini S.. A.. olarak tanıtan sanık Y.. M..’ın, müştekiye yük aradığını söylediği, sanık ile müştekinin yanında çalışan tanık Bekir’in muhatap olduğu, tanık Bekir’in, getirilen ………. plaka sayılı kamyon ve sanık ……’in fotoğraflarını birlikte çektiği, yük almak için …………. plaka sayılı kamyon ile gelen ve kendisini S.. A.. olarak tanıtan sanığın, S.. A..’in ismi ile düzenlenmiş, ancak kendi fotoğrafı yapıştırılı ehliyet, yine aynı şekilde S.. A..’in bilgileri ile düzenlenen yine kendi fotoğrafı yapıştırılmış mesleki yeterlilik belgesini müşteki Hıdır’a gösterdiği, müştekinin, kontrol yaptıktan sonra Tokat İli’ne götürülmek üzere yaklaşık 32.419,31 TL’lik margarini sanığa teslim ettiği, ancak sanık ……’in söz konusu margarin yükünü teslim yerine götürmeyerek bilinmeyen bir yere götürdüğü ve satıp menfaat temin ettiği ve bu şekilde nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, başkasının kimlik bilgilerini kullanma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarını işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, kamu kurumu olan Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’nün maddi varlığı olan sürücü belgesi, araç ruhsatını ve plakayı kullanmış olması şeklinde gerçekleşen olayda, TCK’nın 158/1-d maddesinde öngörülen “Kamu kurumunun vasıta olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunun oluşmasına rağmen, başka bir şirket adına nakliye işini üstlenen ve kendisine ait bir taşıma şirketi bulunmayan, bu nedenle kanunda belirtilen anlamda serbest meslek sahibi olmayan sanık hakkında mahkemece 158/1-i maddesinde belirtilen “Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunun oluştuğu kabulü ile uygulama yapılması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın, plaka ve kimlik bilgilerini kullanması nedeniyle müşteki S.. A..’in soruşturma sırasında 06.05.2008 tarihinde kolluk tarafından şüpheli olarak ifadesinin alındığı, aynı şekilde müşteki İ.. T..in de 22.04.2008 tarinde kolluk tarafından şüpheli olarak ifadesinin alındığı ve her iki müşteki hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2008/48180 soruşturma; 2008/24793 karar ve 13.10.2008 tarihli takipsizlik kararı verildiğinin anlaşılması, ayrıca tanık ……’in, İ.. T.. adına kayıtlı 67 NU 517 sayılı sahte plaka takılmış kamyon ve sanık ……’in fotoğraflarını birlikte çektiği, bu fotoğrafın dosya kapsamında mevcut olduğu ve resmi belgede sahtecilik suçunun bu şekilde sübut bulması karşısında tebliğnamedeki 2 numaralı bozma isteyen düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 07.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.