YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/12564
KARAR NO : 2015/9445
KARAR TARİHİ : 02.06.2015
Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanık..’ın beraatine ilişkin hükmün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın, aynı suçtan yargılanan …’e ait olup, 3. derece doğal sit alanı içerisinde bulunan arazide, …’in talimatı ile işçileriyle birlikte betonarme nitelikte duvar örmekten ibaret eyleminde, çalışma yapılan alanın doğal sit alanı içerisinde kaldığı hususunda bilgi sahibi olduğuna ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, ayrıca koruma altına alınan yerde çalışma yaptırmak için ilgili koruma kurulundan izin alması gereken kişinin arazi sahibinin olduğu, sanığın arazide müteahhit vasfı ile işçileriyle birlikte çalıştığı, adı geçen sanığın izin almak gibi bir sorumluluğu bulunmadığı gibi, dava konusu yerin niteliğini araştırma yükümlülüğünün de kendisinden beklenmeyeceği, bu kapsamda atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gözetilmeksizin, mahkemece, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçesiyle, beraatine dair yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, sanık hakkında kurulan hükmün, 1. paragrafındaki “ yüklenen fiilinde kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle” ve “CMK’nın 223/2-a” ibarelerinin, sırasıyla “ yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı” ve “CMK’nın 223/2-e” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık …’in beraatine ilişkin hükmün temyiz incelemesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Anayasa Mahkemesi’nin 13/10/2012 tarih, 28440 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2011/18 Esas, 2012/53 sayılı kararı ile 08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; Yüksek Mahkemece “mülkiyet hakkı ihlali” iddiasının kabul edilmediği, ancak, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan “belirlilik ilkesi” ne göre, kişilerin maliki bulundukları taşınmazların korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı niteliğiyle tescilli olduğunu ya da sit alanı içerisinde kaldığını öğrenmeleri gerektiği hususunun vurgulandığı, iptal hükmündeki gerekçeler doğrultusunda, 2863 sayılı Kanunun “tespit ve tescil” başlıklı 7. maddesinin 6498 sayılı Kanun ile değiştirildiği, buna göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilmesi; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulması gerektiği; belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılacağı;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, … Koruma Kurulu’nun 23/11/2000 gün, 183 sayılı kararı ile 3. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen sınırlar dahilinde yer almakta olan, .. ili, … ilçesi, … köyü, … mevkii, 1374 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan mandalina ağaçlarının sökülüp, bahçe toprağının kaldırıldığı ve yerine hafriyat atığı türünden malzeme ile dolgu yapıldığı ve ayrıca duvar örüldüğü, yine aynı yerde bulunan 601 parselin üzerine ise toprak döküldüğünün tespit edilmesi üzerine açılan kamu davası ile ilgili olarak, sanığın dosya kapsamında mevcut savunması incelendiğinde, suça konu yerin, sit alanı sınırlarında kaldığını bildiğine ilişkin herhangi bir beyanda bulunmamış olmasına karşın, müdahalede bulunulan taşınmazlara ait dosya kapsamında mevcut tapu kayıtları incelendiğinde, beyanlar hanelerine 05/04/2001 tarihinde, “3. derece doğal sit alanında kaldığı” hususunda şerh düşüldüğü, sanığın bu taşınmazları, belirtilen şerhi görebileceği bir tarih olan 30/03/2009 ve 26/06/2009 tarihlerinde satın aldığı, bu kapsamda, dava konusu yerin sit alanı içerisinde yer aldığını bildiği, buna rağmen Kurul’dan izin almaksızın, dava konusu taşınmazın bitki örtüsünü tahrip edip, duvar ördürerek fiziki ve inşai müdahalede bulunduğu, üzerine atılı eylemi işlediğinin tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu, anlaşılmakla birlikte,
Bünyesinde koruma, uygulama denetim büroları kurulan idarelerden izin almaksızın veya izne aykırı olarak izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunanların, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanun’un 65/4 maddesi gereğince cezalandırılması gerekeceği, bu kapsamda, suça konu taşınmazın bulunduğu yerde suç tarihi itibariyle il özel idaresi bünyesinde koruma, uygulama denetim bürosu kurulup kurulmadığı araştırılıp, eğer kurulmuş ise, taşınmazın bulunduğu yerin koruma, uygulama denetim bürosunun sorumluluk alanı kapsamında olup olmadığı hususu tespit edilip, 11/10/2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanun’un 65/1 ve 65/4 maddeleri gereğince sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanun’un 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşabilmesi için ilgili tescil kararının yapı malikine tescili gerekip, suça konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin sit kararının ise sanığa tebliğ edilmediği kanaatiyle, sanığın beraatine ilişkin yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak, BOZULMASINA, 02/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.