Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/13458 E. 2015/29836 K. 12.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/13458
KARAR NO : 2015/29836
KARAR TARİHİ : 12.10.2015

MAHKEMESİ : İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, katılana ait sigorta şirketine giderek kendisini S.. A.. olarak tanıtıp, S.. A.. adına tanzim edilmiş nüfus cüzdanı fotokopisini ibraz edip, tali acente sözleşmesi imzaladığı ve teminat olarak borçlusu S.. A.. olarak gösterilen ödeme ve keşide tarihi bulunmayan 5000 TL bedelli senet verdiği, kendisine teslim edilen poliçelerden şirkete vermesi gereken 1200 TL pirim bedelini teslim etmediği olayda, yerel Mahkeme’nin 28/10/2008 tarih 2007/480 E. 2008/565 sayılı kararıyla sanığın mahkumiyetine karar verildiği, Dairemizin 29/04/2013 tarih ve 2011/24011 esas, 2013/7880 sayılı kararıyla sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; mahkemece kararın verildiği oturumda hazır olan sanık müdafiine son sözü sorulmadan hüküm kurulması suretiyle savunma hakkı kısıtlanarak CMK’nın 216/3 maddesine aykırı davranılması ve adli emanetin 2006/2400 sırasına kayıtlı özel belge niteliğindeki tali acente sözleşmesi ve senedin sanık tarafından aynı anda imzalanıp katılana verilmesi karşısında tek suç oluşacağı gözetilmeden her bir belge hakkında 5237 sayılı TCK’nın 207/1 maddesi uyarınca ceza tayini gerekçeleriyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla;
Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkûmiyet kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir. Bozmadan sonra yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “ velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yer alan; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.